in ,

Deniz Yoluyla Yolcu Taşıma Sözleşmesi

                    DENİZ YOLUYLA YOLCU TAŞIMA SÖZLEŞMESİ

A) Tanımı

MADDE 1247- 

  • (1) Deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesi, yolcunun veya yolcu ve bagajının deniz yolu ile taşınması için, taşıyan tarafından veya onun adına ve hesabına yapılan sözleşmedir.
  • (2) Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından yapılan ticari yolcu taşıma sözleşmelerine de bu Bölüm hükümleri uygulanır.
  • (3) Hava yastıklı araçlar ile yapılan yolcu taşıması bu Bölüm hükümlerine tabi değildir.

Müşterek Avarya

  • Kelime anlamı: Deniz ticaretinde gemiye ya da yüke gelen zarar. Bu zarardan gemi ve yük sahiplerine veya onların sigortacılarına düşen pay. 

A) Genel hükümler  

  • I- Tanım  

 MADDE 1272-  

  • (1) Ortak bir deniz sergüzeştine atılmış olan gemiyi, yükü, diğer eşyayı ve navlunu birlikte tehdit eden bir tehlikeden onları korumak amacıyla ve makul bir hareket tarzı oluşturacak şekilde; bile bile olağanüstü bir fedakârlık yapılması veya olağanüstü bir gidere katlanılması hâlinde; “müşterek avarya hareketi” var sayılır ve bu hareketin doğrudan doğruya sonucu olan zarar ve giderler müşterek avarya olarak kabul edilir. 
  • (2) Müşterek avaryadan sayılacak bir giderin yapılmaması için göze alınan her fazla gider de, başka ilgililer bu fazla giderlerden faydalansalar bile; önlenmiş olan giderin tutarına kadar, müşterek avarya garamesine girer. 
  • (3) Müşterek avarya garamesine giren zarar ve giderler gemi, yük, navlun ve diğer eşya arasında bu Bölüm hükümlerine göre paylaşılır. 

II- Uygulanacak kurallar

MADDE 1273  

  • (1) Taraflarca başka bir husus kararlaştırılmamış olduğu takdirde, müşterek avarya garamesi, Milletlerarası Denizcilik Komitesi tarafından hazırlanarak; bu madde hükmüne göre Türkçe’ye çevrilip yayımlanmış olan en son tarihli York-Anvers Kurallarına tabidir.   
  • (2) York-Anvers Kurallarının çevirisi, Sigortacılık Genel Müdürlüğü ile Denizcilik Müsteşarlığı tarafından kurulacak bir ihtisas komitesince hazırlanır; ve çevrilen orijinal metin ile birlikte Resmî Gazetede yayımlanarak ilan edilir. Milletlerarası Denizcilik Komitesi tarafından, York – Anvers Kurallarında yapılacak değişiklikler de aynı yöntemle Türkçe’ye çevrilip ilgili müsteşarlıklarca resen veya gerçek ve tüzel kişilerin başvurusu üzerine yayımlanır. 

Hangi Durum(lar)da Müşterek Avarya Durumu söz konusudur?  

  • Müşterek bir deniz macerasına atılmış olan gemiyi ve yükü tehdit eden bir tehlikeden onları koruman maksadıyla ve makul bir hareket tarzı teşkil edecek ve bile bile bir fedakârlık yapılması; veya fevkalade bir masrafa katlanılması halinde “müşterek avarya hareketi” mevcut sayılır.
  • Yapılan bu hareketin doğrudan doğruya neticesi olan zarar veya masraf müşterek avaryadır. 
  • Öncelikli olarak aşağıdaki koşulların sağlanmış olması gerekmektedir. 
  • Geminin yüklü olması
  • Bir taşıma sözleşmesi var olmalı     
  • Navlunun ödenmiş, garanti edilmiş ya da ödenecek olması
  • Geminin denizde yani seferde olması gerekir.

İstisna : Gemi rıhtımda yükün bir kısmını almış , yükleme sürmekte iken müşterek avarya doğuran hallerden birisi ile karşılaştığında müşterek avarya kabul edilebilir. ( Sigortalı yük gemiye yüklenmiş ise ) Hukukçulara göre müşterek avaryanın üç unsuru vardır:     

  • Ortak bir tehdit: Tekne, yük ve denizciler bu ortak tehditten etkilenmelidir. Tehdit yakın olmalı ve kaçınılmaz görünmelidir. Öyle ki tek korunma yolu yükün bir kısmını feda etmek olmalıdır.
  • Tehdit edilen kıymetlerin bir kısmının, tehditten kaçınmak amacıyla istemli olarak atılması gereklidir. Böylece bütüne yönelen tehdit, bütünün bir kısmıyla sınırlandırılmış olmalıdır.
  • Bu girişim başarıya ulaşmış olmalıdır. 

NOT: Gemi ve yükün korunması / kurtarılması amacı ile bilinçli olarak malın denize atılması, geminin karaya oturtulması ve/veya farklı herhangi bir tedbir yarar sağlamaz; ve tüm gemi / yük zarar görür ise müşterek avarya durumu oluşmaz. Önemli olan yapılan eylemin başarıya ulaşmasıdır.

  • Müşterek avarya, nakliyat sigortacılığı dışında farklı bir denizcilik kurumu olup  gemide bulunan yük sigortalı olmasa dahi yük sahibi  müşterek avarya hareketinin tarafıdır. 
  • Müşterek avarya’ya giren zarar ve masrafların paylaştırılması işlemine dispeç denmekte olup dispeçi yapan kişi veya kuruma dispeçör denmektedir.  
  • Müşterek avarya hareketi sırasında yapılan masrafların gemi donatanı tarafından garanti altına alınabilmesi adına yük üzerinde hapis hakkı bulunmaktadır. 
  • Enstitü Kloz Takımlarına göre aktedilmiş poliçelerde; müşterek avarya iştirak talebinin ödenebilmesi için mutlaka poliçede temin edilmiş bir riziko olması şartının aranmamasıdır
  • Müşterek avarya, nakliyat sigortacılığı dışında farklı bir denizcilik kurumu olup  gemide bulunan yük sigortalı olmasa dahi yük sahibi  müşterek avarya hareketinin tarafıdır. 
  • Müşterek avarya’ya giren zarar ve masrafların paylaştırılması işlemine dispeç denmekte olup dispeçi yapan kişi veya kuruma dispeçör denmektedir.  
  • Müşterek avarya hareketi sırasında yapılan masrafların gemi donatanı tarafından garanti altına alınabilmesi adına yük üzerinde hapis hakkı bulunmaktadır. 
  • Enstitü Kloz Takımlarına göre aktedilmiş poliçelerde; müşterek avarya iştirak talebinin ödenebilmesi için mutlaka poliçede temin edilmiş bir riziko olması şartının aranmamasıdır.

Hususi Avarya Nedir?

  • Müşterek avarya koşulları oluşmadan yapılan fedalar, sadece malın sahibi tarafından ödenir. Bu durum hususi avarya’dır.  
  • Bir kaza sonucu doğan kısmi zarar ve masrafları ifade etmektedir. Müşterek avaryanın tersine, bu durumda herkes kendi zararını kendisi ödemekte olup ortak ödeme söz konusu değildir.
  • Hususi avaryayı müşterek avaryadan ayıran iki faktör, paylaşımın olmaması ve zararın bilerek yaratılmış olmamasıdır. 

Örnek Hasar – 1  

  • X gemisi İstanbul Haydarpaşa Limanından İspanya Barcelona limanına yük taşıyacaktır. Gemi kendisini Barcelona’ya götürecek kaptanı beklerken karaya oturur ve kendi imkânlarıyla yeniden yüzdürülür.  
  • Yeniden yüzdürme işlemleri sırasında su ile soğutma sistemi geminin oturduğu yerdeki kumlar nedeniyle tıkanır ve bunun sonucu olarak makine yağı ve ana makineler aşırı derecede ısınır. Yağ, aşırı ısınma sonucu, niteliğini yitirir ve makine büyük zarar görür. 
  • Taşıyan, müşterek avarya ilan eder ve makinenin hasara uğraması nedeniyle doğan zararların paylaştırılmasını ister. 
  • Yük sahipleri tarafından kaptanın hareketi “mantık dışı” olduğu ileri sürerek ortada müşterek avarya sayılacak bir hareket olmadığı ve paylaştırmaya katılmayacakları bildirilmişti
  • Mahkeme York-Antwerp kurallarına göre değerlendirme yapmıştır.  

    KURAL  “A” ‘ya göre bir hareketin müşterek avarya sayılması için;

    • Yapılan fedakarlığın iradi olması, bilerek ve isteyerek yapılması 
    • Gemi ve yükü ortak tehlikeden kurtarmak amacıyla yapılması  
    • Makul olması gerekmektedir. 
  • Kural “VII”

    MAHKEME KARARI 

    • Kural A’da makul olma aranır ,VII numaralı kuralda makul olma aranmaz. Kural A genel hüküm olup Kural VII özel hükümdür. 
    • Özel hüküm genel hükümden üstündür. 

    Sonuç: Hasar müşterek avarya kapsamında değerlendirilebilecektir.

  • Örnek Hasar – 2  
    • 8-10 metrelik dalgalar güvertede bulunan konteynerlere baskı uygulamaktadır. 
    • Saatte 100 km hızla esen rüzgarın da etkisiyle sancak tarafındaki konteynerlerden 20 – 30 adet dalgalar tarafından denize sürüklenir.  
    • Konteynerlerin denize gitmesinden sonra gemi iskele tarafına eğilir.  
    • Sancak yüklerinin gitmesi geminin dengesini bozmuştur ve eğik gemi her an devrilme, ters dönme tehlikesi ile karşı karşıyadır.  
    • Bunun üzerine kaptan iskele tarafındaki 20 – 30 adet konteyneri kilitlerinin çözülmesi ve konteynerlerin denize atılmasına karar verir. 
    • Kaptan iskele tarafındaki konteynerleri de denize attıktan sonra gemi tehlikeden kurtulamamış ve ters dönerek batmıştır.
    • SONUÇ: Söz konusu olay müşterek avarya olarak değerlendirilemez. Kaptan tarafından yapılan tasarruf fayda sağlamamıştır. Her bir yükün hasarı hususi avarya kapsamında sigorta poliçesi var ise işleme alınması gerekmektedir.

    Avarya kelimesinin kökeni arapça ve “Avar” kelimesine dayandığı iddia edilmektedir. Bu tanım yolculuk esnasında gemi, yük ve navluna ait bütün normal dışı arıza ve masrafları içine alır. Deniz yolculuğunun normal dışı bir hal aldığı taktirde avaryalardan bahsedilir. Kanunumuzda üç çeşit avarya vardır, bunlardan birisi müşterek avarya, diğer ikisi ise hususi avarya ve küçük avaryadır. 

    Küçük avarya; 

a)Yolculuğun normal ve fevkalade masrafları taşıyana aittir. 

b) Bir kaza neticesinde gemi ve yüke bir zarar verilmiş, bir ziyan ve masraf meydana gelmiş ise ve bu zarar ve masraf müşterek avaryaya girmiyorsa küçük avarya masraflarından da değilse, hususi avaryadır.

Hususi avaryanın müşterek avarya karşısındaki durumu şöyledir: Bir zarar veya masrafın hususi avarya olabilmesi için normal dışı bir hadiseden doğması lazımdır. Örneğin, iki gemi çarpışmış ve çarpmadan dolayı bir zarar doğmuş, bir gemi diğerini kurtarmış, kurtarma yardım masrafı ödenmiş, yükler dalgalar tarafından denize sürüklenmiş, bunlar normal dışı zarar ve masraflardır, burada müsbet kıstas vardır. Bir zarar ve masrafın hususi avarya masrafı olabilmesi için birde menfi kıstasın bulunması lazımdır.

c) Müşterek avarya; Normal dışı bir hadiseden meydana gelen, yük ve gemi arasında paylaşılır. Halbuki, küçük avarya ve hususi avaryada herkes kendi zararını çeker, zarar ve masraf paylaşılmaz. 

  1. Denize yük atılması 

Müşterek avaryanın en eskisidir. Denize yük atma müşterek avaryasında kaptan müşterek bir tehlikeden kurtulmak için yükün, gemi parçalarının eklenti ve bütünleyici parçalarının veya gemide bulunan diğer eşya, yakıt ve ortak denize atılmak suretiyle feda edilmesine karar verebilir. Önceleri gemiler küçüktü, fazla yüklü olarak sefere çıkarlardı, bu husus kontrol edilmezdi, istif iyi yapılmamış olurdu ve bu sebeplerle gemi fırtınaya tutulduğu, düşman veya korsan takibine maruz kaldığı takdirde kaptan gemiye sürat vermek için yükün bir kısmını denize atardı. Bugün ise, gemilerin torajı artmış, istif tehlikesi azalmış, fazla yüklü geminin yola çıkmasına izin verilmez olmuştur. 

Diğer taraftan modern yükler miktar ve ağırlık itibariyle fazla olduğundan ve bilhassa derin ambarlardan çıkarılması güç bulunduğundan geminin hafifletilmesi için yük atma fiilen çok istisnai bir hal almıştır. 1184. maddesindeki hüküm York-Anvers kurallarının I ve II numaralı olanlarından alınmıştır. Gemin su kesimi altında bir delik alması neticesinde gemiyi hafifletmek ve delik alması neticesinde gemiyi hafifletmek ve deliği su yüzüne çıkarmak için yükler atılır ve gemi hafifler, düşman zabtından kurtulmak için memnu olan patlayıcı maddeler denize atılır. Yangın tehlikesinden kurtulmak veya ani çıkan bir fırtınada geminin bindirmesini önlemek için halat ve demirlerini terk ederse denize yük vesairenin atılması müşterek avaryasından bahsedilir.

Yük atma müşterek avaryasından bahsedebilmek için 1179. maddede gösterilen şartların bulunması lazımdır. Mesela müşterek tehlike, kaptanın fedakârlık kararı, bu kararın yük ve gemiyi kurtarmak için alınmış olması ve makul olması şartları gibi. Denize mal atma müşterek avaryasından bahsedebilmek için atılan malların ticari teamüllere uygun olarak taşınması şarttır. Demek oluyor ki; denize mal atma müşterek avaryası ancak bu şartla müşterek avarya sayılır. Ticari teamüllere aykırı taşıma yer bakımından bahis mevzuudur, yoksa taşıma şekli bakımından değildir. Meselâ güvertede taşınmaması gereken bir yük güvertede taşınmış ise, bunların feda edilmesi halinde müşterek avarya yoktur.

Yine ambarda taşınması ticari teamüllere aykırı bir yükün ambarda taşınması halinde, bunların feda edilmesi neticesinde doğan zarar müşterek avaryaya girmez. Mesela ambarda taşınmaması gereken patlayıcı maddeler gemide yangın çıkması neticesinde denize atılmışlarsa, bunlar müşterek avaryadan pay almazlar. Ancak ambarda taşınması ticari teamüllere uygun bir yük, ambarda fena istif ile taşınmış ise bunların feda edilmesi halinde müşterek avarya vardır. 1184. maddenin son fıkrasına göre de; daha önce denizciliğin tabii tehlikelerinden birinin tesiri ile kopmuş bulunan direk veya başka eşyanın kırık ve döküntülerini kesme halle-rinde meydana gelen kayıp ve zararlar müşterek avarya olarak kabul olunamaz. Bu kural isabetlidir, zira bu zararlar bir müşterek avarya hareketinin sonucu değildir.

  1. geminin Hafifletilmesi Müşterek Avaryası

Bu müşterek avarya tipi de kanunumuzda York-Anvers kurallarına uygun olarak düzenlenmiştir. Kaptan bazen gemiyi müşterek tehlikeden kurtarmak için hafifletme ihtiyacını duyar. Tehlike denize yük atmada olduğu gibi değildir. Yüklerin başka bir gemiye boşaltılmasına elverişli zaman vardır. Bu takdirde yükleri fedâ etmez, ancak başka vasıtalara boşaltır. Buna hafifletme müşterek avaryası denir. Yükler ve hatta gemi techizatı hafifletme maksadı ile başka vasıtalara nakledilir. Vasıtaların bu işlere tahsis olunan gemiler olması şart değildir, işe yarayacak herhangi bir vasıtaya yüklerin boşaltılması kafidir. Kanunda sadece karaya oturmuş bir geminin hafifletilmesi öngörülmüştür. 

Buna göre karaya oturmuş bir geminin hafifletilmesi bir müşterek avarya hareketi teşkil ettiği taktirde ancak hafifletme müşterek avaryası söz konusu olacaktır. Hafifletme müşterek avaryasının varlığı için geminin kaza ile veya iradi olarak karaya oturmuş olmasının önemi yoktur. Hafifletme vasıtaları masrafları bunların başında gelir. Geminin hafifletilmesi için mav-nalar, aktarma gemileri tutulmuş ve bunlara bir ücret ödenmiştir. Bunların çekilmesi için römorkör tutulmuş, klavuz temin edilmiş ve bunlara da bir ücret ödenmiştir. Mavnalar için kurtarma yardım masrafı yapılmış, yüklerin boşaltılması ve tekrar yükletilmesi için bir ücret ödenmiştir. Bunlar müşterek avaryaya girer. 

Yükleme boşaltma esnasında mavnalara bir zarar meydana gelebilir, mavnalar gemi ile çarpışabilir. Arada yapılan anlaşmaya göre bu zararlar mavnalara ve hafifletme gemilerine ait değilse bu zararlar da müşterek avaryaya girer. 

  1. Gemiyi Karaya Oturtma

Kanunumuzda bu avarya tipi York-Anvers kurallarından faydalanılarak düzenlenmiştir. Kanunumuz 1186. maddede iradi karaya oturmayı düzenlemiş ve 1187. maddede ise irade dışı karaya oturmayı tanzim etmiş ve bu halde hangi zararların müşterek avarya sayılacağını göstermiştir. Karaya oturma halinde bu hareketin müşterek menfaat için yapılan iradi bir hareket olup olmadığı hususu çok defa tespit edilemediğinden, irade dışı karaya oturmalarında iradi karaya oturma şeklinde gösterilip, müşterek avaryaya dahil edildiği görülür. Karaya oturma müşterek avaryasında karaya oturtmanın iradi olması lazım, yani kaptanın emriyle gemi karaya oturtulmalıdır.

İradi fiilden kastedilen ise, kaptanın gemiyi karaya oturtma kastıdır. Bu kasıt olduğu taktirde geminin istenilen yere oturtulmuş olup olmadığının önemi yoktur. Örneğin kaptan körfezin belli bir yerinde gemiyi karaya oturtmak istemiştir. Fakat oraya gelmeden önce başka bir kumsala oturmuştur. Burada yine karaya oturtma müşterek avaryası vardır6.Oturtma ancak batma veya zabıt tehlikelerini önlemek için yapılmış olmalıdır. Batma tehlikesi mesela geminin delinmesi, gemide yangın çıkması ihtimali, başka bir gemiye çarparak batması halinde olabilir. Zabıt tehlikesi de düşman gemileri, korsanlar tarafından geminin zaptedilmesi hallerinde bahis mevzuudur. Ancak bu zaptın gemi ve yüke ait olması lazımdır. 

Bunlardan başka tehlikelerin yani batma ve zabıt dışındaki bir durumdan dolayı bilerek karaya oturtmada müşterek avarya yoktur. Geminin tekrar yüzdürülmesi esnasında doğan zararlar da müşterek avaryaya dahildir. Yüzdürme masrafları, yüzdürme esnasında yüke ve gemiye gelen zararlardır. Yüzdürme masrafları da yüzdürme zararları gibi müşterek avaryaya girer. 

  1. Yüzdürme

Geminin yüzdürülmesi müşterek avaryasının söz konusu olabilmesi için karaya oturmuş bir geminin mevcudiyeti şarttır. Öncelikle her karaya oturma bir müşterek tehlikeye meydan vermez. Yani her karaya oturma halinde bir yüzdürme müşterek avaryası yoktur. Ancak oturmanın müşterek bir tehlike teşkil etmesi halinde böyle bir müşterek avarya vardır. Yüzdürme tedbirlerinin gemi ve yükü kurtarmak için alınmış olması gerekir. Yalnız gemiyi kurtarmak veya yalnız yükü kurtarmak için alınan bir tedbir kafi değildir. Önce yükler boşalttırılır ve kurtarılır, sonra da gemi yüzdürülür. 

Bir de gemi makinelerini işletmek suretiyle yüzdürülebiliyorsa olağanüstü bir tedbir alınmamış demektir. Yüzdürme sebebiyle meydana gelen zararlar ve yine bu sebeple yapılan masraflar yüzdürme müşterek avaryasına girer. Gemiye ve yüke gelecek zararın muhakkak bilerek yapılmış olması şart değildir. Alınan tedbirin neticesi olarak bu temel ise müşterek avaryaya girer. Örneğin, yükün denize atılmasında bilerek bir zarar vermek kastı vardır. Öte yandan gemiyi yüzdürmek için yükler geçici olarak karaya çıkartılır ve açıkta depo edilen yükler yağmurdan hasar görürse, belki bu hasar bilerek yüklere kastedilmiş değildir. 1187. madde masrafların gemiyi yüzdürmek veya daha derin bir yere götürmek için yapılmış olmasından bahseder. 

Kanunumuz yüzdürme müşterek avaryasına girecek masraf ve zararların başlıcalarını göstermiştir. Bunlar yelken ve direklerin, makine ve kazanların hasar ve ziyaları, hafifletme-den mütevellit zararlardır. Bir hususu daha belirtmekte fayda vardır, ister kurtarma yardım hareketi alarak, ister bunun dışında yapılsın, yüklerin boşaltılması ve tekrar yüklenmesi, 1185. maddedeki hafifletme masrafları, yüzdürme müşterek avaryasına girer. 1187. madde hafifletme esnasında yüke ve gemiye gelen zararlardan bahsetmektedir.

  1. Yangın söndürme

Kanunumuzda bu avarya tipi III nolu York-Anvers kurallarından örnek alınarak düzenlenmiştir. 1188. maddeye göre gemide çıkan yangını söndürmek üzere gemide ve yükte veya bunlardan birinde su ile yahut ambarları açarak batırmada dahil olmak üzere başka suretlerle meydana getirilen zararlar müşterek avaryadır. Gemide bir yangının çıkması aslında bir hususi avaryadır ve yangın zararları paylaşılmaz. Ancak, yangın gemi ve yük için bir tehlike meydana getirdiğinden bunun önlenmesi ve izalesi için alınan tedbirler müşterek avaryadır.

  1. Barınma

Bugün uygulamada oldukça sık rastlanan bir avarya tipi barınma’dır. Kanunumuzdaki müşterek avarya tipide York-Anvers kuralları örnek alınarak yapılmıştır. Bu avarya tipinde tehlike unsuru 1179. maddeye oranla biraz hafifletilmiştir. Müşterek avaryanın umumi hükmünde tehlikenin mevcut olması şarttır. Halbuki burada mevcut değil, muhtemel tehdit eden bir tehlike de kafidir. Her gemi ve her sefer için umumi, okjektif bir kıstas koymaya imkan yoktur. Geminin inşa tarzına, donatılış şekline ve sefere göre değişebilen bir hadisedir. Barınma kararı kaptan tarafından müşterek menfaat uğruna alınmalıdır. Yoksa zaten varma limanına girme imkanı bulunmadığından böyle bir karar alınmış ise müş¬terek menfaat uğruna alınmış bir karar yoktur. Tehlikenin mevcut olması şartı hariç, müşterek avaryanın diğer bütün unsurlarının bu avarya tipinde de bulunması şarttır. Barınmaya sebep olan hadise bir müşterek avarya hadisesi olabileceği gibi bir hususi avarya hadisesi de olabilir. Barınma müşterek avaryasının vasıflandırılmasında bunun ehem¬miyeti yoktur. Gene bu hadisenin taraflardan birinin kusuru ile meydana gelip gelmemesi de barınma müşterek avaryasının mevcudiyetine tesir etmez. Örneğin, gemi yolda kayalara veya başka bir gemi ile çarpışmış ve zedelenmiş, tamir için bir barınma limanına girmiş, gemi de¬nize elverişli hale getirilmeden yola çıkmış, bir barınma limanına sığınmıştır. Gemi batma tehlikesinden kurtulmak için karaya oturtulmuş, kendi imkanları ile yüzdürülmüş ve tamir için bir barınma limanına girmiştir. Düşman takibinden kurtulmak veya harp hareketleri netice¬sinde varma limanının düşman kontrolü altında bulunması sebebiyle bir barınma limanına girilmiştir. Gemide çıkan yangını söndümek, tükenen ihtiyaç maddeleri ve yakıt almak, has¬talık ve ölüm sebebiyle eksilen limanına girilmiş olabilir7. Barınma müşterek avaryasından bahsedebilmek için geminin evvelâ yola çıkmış olması ve sonra da barınılabilir, bir limana barınması lazımdır. Barınılan yerlerin teknik manada bir liman olması şart değildir. Gemi bir barınma liman veya yerinde bulunur, tamiri burada mümkünn olmadığı için başka bir liman veya yere gitmesi zarureti doğarsa ikinci liman veya barınma yeri de sanki bir barınma limanı gibi bu kural hükümlerine tabidir. Hangi masraflar barınma müşterek avaryasına girer. a)Giriş-çıkış masrafları:Barınma müşterek avaryasının şartları varsa, barınma limanına giriş ve çıkış masrafları müşterek avaryaya girer. Giriş ve çıkış masraflarına limana girme ve çıkma için ödenen klavuz ücretleri, limana giriş için geminin hafifletilmesi gerekiyorsa, hafifletme masrafları, limana giriş, rıhtıma yanaşmak için çekme masrafları girer. Ancak çıkışın müşterek avaryaya dahil olabilmesi için çıkışın barınmak için yapılan girişin neticesi olması gerekir. Diğer taraf¬tan gemi ilk yükünün tamamı veya bir kısmı ile limandan çıkmalıdır. b)Yük, yakıt ve kumanyanın elden geçirilmesi ve boşaltılması masrafları:Kanunumuzun 1190. maddesinin ikinci bendinde bulunan bu kural York-Anvers’in X numaralısının (b) bendinden alınmıştır. Burada şöyle denilmiştir. “Yük, yakıt ve erzak gemi bordasında elden geçirmek, barınma, yükleme veya uğrama liman veya yerinde boşaltmak için yapılan masraflar, elden geçirme ve boşaltma müşterek menfaat uğruna yapılmış olmak şartıyla müşterek avaryaya girer. Yukarıda yazılı boşaltma ve elden geçirme masrafları eğer bir kaza yada fedakârlıktan doğan gemi hasarının tamiri için yapılmış ise, gene müşterek avarya olarak kabul edilir. Ancak bizim 1190. maddenin ikinci bendi aşağıdaki gibidir:“Gemi hasarlarının tamiri için zaruri olmak şartı ile yük, yakıt veya ihtiyaç maddelerini gemi içinde koyup kaldırmak yahut bir yükleme, durma veya barınma liman veya yahut bo¬şaltmak için yapılan masraflar” şeklindedir. Demek ki, bizim maddemiz York-Anvers kurallarından farklıdır. York-Anvers kuralla-rına göre evvela yükün gemi bordasında elden geçirilmesi veya boşaltılması ancak müşterek selamet için zaruri olmak şartı ile müşterek avaryadır. Halbuki geminin tamiri için yapılan elden geçirme ve boşaltmalarda müşterek menfaat şartı yoktur. Sadece yolculuğu güvenle bitirmek kaydı vardır. Gemi müşterek menfaat için tamir edilmiyor, fakat yükle birlikte yolculuğa devam edebilmek için tamir ediliyorsa, gene elden geçirme ve boşaltma masrafları müşterek avaryaya girer. Halbuki kanunumuzun 1190. maddesinin ikinci bendinde bu hüküm yoktur. Bu bende giren masraflar 1190. maddenin birinci fıkrasındaki şartların bulunması halinde bahis konusudur. 1190. maddede yolculuğu güvenle bitirme kıstası yoktur. O halde mutlak olarak barınma halindeki elden geçirme ve boşaltma masrafları müşterek avaryaya dahil değildir.

Örneğin, gemide çıkan yangını söndürmek için su sıkılmış, buhar verilmiş, mallar ıslanmıştır, yangın söndürmek için kimyevi maddeler kullanılmış, kimyevi madde masrafı yapılmış ve bu sebeple yükler hasara uğramıştır, yangına maruz mallar, yayılmayı önlemek için denize atılmıştır, yangını söndürmek için gemi sığ bir yerde batırılmış ve bu suretle yangın söndürülmüştür. Söndürme masraflarının ve söndürme çalışması sebebi ile verilen zararın müşterek avaryaya girdiği hususunda tereddüt yoktur. 

  1. Barınma

Bugün uygulamada oldukça sık rastlanan bir avarya tipi barınma’dır. Kanunumuzdaki müşterek avarya tipide York-Anvers kuralları örnek alınarak yapılmıştır. Bu avarya tipinde tehlike unsuru 1179. maddeye oranla biraz hafifletilmiştir. Müşterek avaryanın umumi hükmünde tehlikenin mevcut olması şarttır. Halbuki burada mevcut değil, muhtemel tehdit eden bir tehlike de kafidir. Her gemi ve her sefer için umumi, objektif bir kıstas koymaya imkan yoktur. Geminin inşa tarzına, donatılış şekline ve sefere göre değişebilen bir hadisedir. Barınma kararı kaptan tarafından müşterek menfaat uğruna alınmalıdır.

Yoksa zaten varma limanına girme imkanı bulunmadığından böyle bir karar alınmış ise müşterek menfaat uğruna alınmış bir karar yoktur. Tehlikenin mevcut olması şartı hariç, müşterek avaryanın diğer bütün unsurlarının bu avarya tipinde de bulunması şarttır. Barınmaya sebep olan hadise bir müşterek avarya hadisesi olabileceği gibi bir hususi avarya hadisesi de olabilir. Barınma müşterek avaryasının vasıflandırılmasında bunun ehemmiyeti yoktur. Gene bu hadisenin taraflardan birinin kusuru ile meydana gelip gelmemesi de barınma müşterek avaryasının mevcudiyetine tesir etmez.

Örneğin, gemi yolda kayalara veya başka bir gemi ile çarpışmış ve zedelenmiş, tamir için bir barınma limanına girmiş, gemi denize elverişli hale getirilmeden yola çıkmış, bir barınma limanına sığınmıştır. Gemi batma tehlikesinden kurtulmak için karaya oturtulmuş, kendi imkanları ile yüzdürülmüş ve tamir için bir barınma limanına girmiştir. Düşman takibinden kurtulmak veya harp hareketleri neticesinde varma limanının düşman kontrolü altında bulunması sebebiyle bir barınma limanına girilmiştir. Gemide çıkan yangını söndürmek, tükenen ihtiyaç maddeleri ve yakıt almak, hastalık ve ölüm sebebiyle eksilen limanına girilmiş olabilir.

Barınma müşterek avaryasından bahsedebilmek için geminin evvelâ yola çıkmış olması ve sonra da barınılabilir, bir limana barınması lazımdır. Barınılan yerlerin teknik manada bir liman olması şart değildir. Gemi bir barınma liman veya yerinde bulunur, tamiri burada mümkün olmadığı için başka bir liman veya yere gitmesi zarureti doğarsa ikinci liman veya barınma yeri de sanki bir barınma limanı gibi bu kural hükümlerine tabidir. Hangi masraflar barınma müşterek avaryasına girer. 

  1. a) Giriş-çıkış masrafları: Barınma müşterek avaryasının şartları varsa, barınma limanına giriş ve çıkış masrafları müşterek avaryaya girer.

Giriş ve çıkış masraflarına limana girme ve çıkma için ödenen klavuz ücretleri, limana giriş için geminin hafifletilmesi gerekiyorsa, hafifletme masrafları, limana giriş, rıhtıma yanaşmak için çekme masrafları girer. Ancak çıkışın müşterek avaryaya dahil olabilmesi için çıkışın barınmak için yapılan girişin neticesi olması gerekir. Diğer taraftan gemi ilk yükünün tamamı veya bir kısmı ile limandan çıkmalıdır. b)Yük, yakıt ve kumanyanın elden geçirilmesi ve boşaltılması masrafları: Kanunumuzun 1190. maddesinin ikinci bendinde bulunan bu kural York-Anvers’in X numaralısının (b) bendinden alınmıştır.

Burada şöyle denilmiştir. “Yük, yakıt ve erzak gemi bordasında elden geçirmek, barınma, yükleme veya uğrama liman veya yerinde boşaltmak için yapılan masraflar, elden geçirme ve boşaltma müşterek menfaat uğruna yapılmış olmak şartıyla müşterek avaryaya girer. Yukarıda yazılı boşaltma ve elden geçirme masrafları eğer bir kaza yada fedakârlıktan doğan gemi hasarının tamiri için yapılmış ise, gene müşterek avarya olarak kabul edilir. Ancak bizim 1190. maddenin ikinci bendi aşağıdaki gibidir: “Gemi hasarlarının tamiri için zaruri olmak şartı ile yük, yakıt veya ihtiyaç maddelerini gemi içinde koyup kaldırmak yahut bir yükleme, durma veya barınma liman veya yahut boşaltmak için yapılan masraflar” şeklindedir. 

Demek ki, bizim maddemiz York-Anvers kurallarından farklıdır. York-Anvers kurallarına göre evvela yükün gemi bordasında elden geçirilmesi veya boşaltılması ancak müşterek selamet için zaruri olmak şartı ile müşterek avaryadır. Halbuki geminin tamiri için yapılan elden geçirme ve boşaltmalarda müşterek menfaat şartı yoktur. Sadece yolculuğu güvenle bitirmek kaydı vardır. Gemi müşterek menfaat için tamir edilmiyor, fakat yükle birlikte yolculuğa devam edebilmek için tamir ediliyorsa, gene elden geçirme ve boşaltma masrafları müşterek avaryaya girer. Halbuki kanunumuzun 1190. maddesinin ikinci bendinde bu hüküm yoktur. Bu bende giren masraflar 1190. maddenin birinci fıkrasındaki şartların bulunması halinde bahis konusudur.

1190. maddede yolculuğu güvenle bitirme kıstası yoktur. O halde mutlak olarak barınma halindeki elden geçirme ve boşaltma masrafları müşterek avaryaya dahil değildir. 

  1. Muvakkat tamirler

Muvakkat tamir müşterek avaryası York-Anvers kurallarına uygun olarak düzenlenmiştir. 1191. maddeye göre: “Gemi bir yükleme durma veya barınma limanında müşterek selamet uğruna veya müşterek avaryadan sayılacak bir fedakârlık neticesinde hasıl olan hasarlardan dolayı muvakkaten tamir edilirse bu tamirin masrafları müşterek avarya olarak kabul olunur. Muvakkat tamirlerin müşterek avarya olması ancak kat’i tamirin teknik bakımdan mümkün olmaması veya çok pahalı veya çok uzun süreye ihtiyaç göstermesi hallerinde ortaya çıkabilir. 1191. maddenin ikinci fıkrasına göre müşterek avaryadan sayılan muvakkat tamir masraflarından yeni ve eski farkı indirilmez.

Halbuki gemi hasarlarının kat’i tamiri yapılırsa, kanunumuzun 1199. maddesinde gösterildiği şekilde tamir masraflarından geminin tamirden sonra kazandığı yeni değeriyle tamir edilen hasarın vukuundan önceki eski değeri arasındaki farkların tamir masraflarından indirilmesi gerekmektedir.   

 

 

 

 

 

PROF.DR.İSMET BALIK’IN DERS NOTLARINDAN ALINMIŞTIR.KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDERİZ

 

Yazar Gabya - Özlem Çakmak

Ondokuzmayıs üniversitesi- deniz ve liman işletmeciliği

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ASENKRON MOTORLAR

Türk donanması 87 gemiyle Akdeniz’de