DARGEB – Denizde Kadın Röportajı
1. Öncelikle bize biraz kendinizden bahsedip eğitim, iş ve staj hayatınıza değinebilir misiniz?
Merhabalar, öncelikle bu özel günde beni konuk ettiğiniz için ben sizlere teşekkür ederim.
Ben Berra Nur Turan. Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Denizcilik Fakültesi Denizcilik İşletmeleri Yönetimi bölümü 2021 mezunuyum. Lisans eğitimimin son 1,5 yılı pandemi dönemine denk geldiği için üniversitenin en verimli olabilecek dönemlerini okul ve sektör ortamından biraz uzak geçirdim. Bunun eksisini özellikle staj döneminde ve sektörün hangi alanında çalışmak istediğime karar verirken hissettim.
Pandemiyle birlikte birçok şirkette home office çalışma sistemine geçildiği için ilgim olan deniz sigortaları alanında planladığım stajımı başlatamadım. Bunun yerine bir gemi acentesinin Zeyport Limanı’ndaki ofisinde stajımı tamamladım. Oldukça keyifli bir staj dönemiydi. Bünyemizde bulunan gemilerin boğaz geçişi süresince ikmal (yakıt, su, malzeme), personel değişimi, römorkör hizmeti ve çeşitli devlet idarelerine yönelik evraksal süreçlerin tamamlanması ve takibi gibi operasyonları yürütüyorduk.
Mezuniyetimden kısa bir süre sonra uluslararası bir lojistik/forwarder firmasında Denizyolu İhracat Dokümantasyon Uzmanı olarak çalışmaya başladım. Bu görevi 2,5 yıl sürdürdükten sonra aynı şirket bünyesinde Denizyolu İhracat Operasyon Uzmanı olarak görev aldım ve yaklaşık bir yıl bu pozisyonda çalıştıktan sonra firmadan ayrıldım.
Bu deneyimlerimin ardından sektörün satış tarafını da görmek istediğime karar verdim ve yine bir forwarder firmasında Satış Destek Uzmanı olarak çalışmaya başladım. Bu süreçte denizyolunun yanı sıra karayolu ve havayolu taşımacılığı konusunda da bilgi birikimimi geliştirdim. Operasyonel süreçlerin ardından müşteri ilişkileri, satış ve pazarlama alanlarında da deneyim kazanma fırsatı buldum.
2. Denizcilik sektörüne yönelme kararınız nasıl şekillendi? Bu alana adım atma sürecinizde belirleyici olan unsurlar nelerdi?
Açıkçası kız meslek lisesinde Çocuk Gelişimi alanından mezun olan biri olarak denizcilik sektörüne yönelmek hiç aklımda yoktu. Sektör hakkında da herhangi bir bilgim bulunmuyordu. Hatta böyle bir bölüm olduğunu bile tercih kılavuzuna bakarken öğrendim.
Hayalim öğretmen olmaktı. Ancak Türkiye’de eğitim sisteminin sık sık değişmesi nedeniyle YGS/LYS döneminde alan değişiklikleri yaşandı ve TM öğrencisi olarak bu hayalimden vazgeçmek zorunda kaldım.
Tercih listemi hazırlarken açıkta kalma ihtimaline karşı çocuk gelişimi dışında hangi bölümleri yazabileceğimi araştırıyordum. Sıralamama uygun bölümlerden biri Denizcilik İşletmeleri Yönetimi idi. Halam bir gemi acentesinde çalışıyordu ve bana sektörün çeşitliliğini ve iş imkanlarını anlatarak bu alanı deneyebileceğimi söyledi.
Bu nedenle tamamen neyle karşılaşacağımı bilmeden, açıkta kalmamak için yazdığım bir bölüm oldu. Üniversiteyi kazanana kadar sektör hakkında pek bilgim yoktu; denizciliği ve lojistiği aslında üniversiteye başladıktan sonra öğrenmeye başladım.
3. Mesleki hayatınızda sizi en çok zorlayan ya da unutamadığınız bir dönem oldu mu?
Bu mesleğin en zorlayıcı yanlarından biri 7/24 ulaşılabilir olmanızın beklenmesi. Hafta sonu ya da gece yarısı bile telefonlara cevap vermeniz gerekebiliyor. O an sorunu çözemeyecek olsanız bile müşteriye geri dönüş yapmak ve durumu açıklamak adeta yazısız bir kural.
Özellikle operasyon süreçlerinde yüklemenin başından sonuna kadar tüm evrakların ve operasyonun takibi yapılır. Hat acentesi, nakliyeci, liman, gümrük müşaviri ve yükleyici ile kurulan tüm iletişim çoğu zaman operasyon uzmanı üzerinden yürür. Bu nedenle herhangi bir aksilik yaşandığında ilk aranan kişi de biz oluyoruz.
Ancak mesleki zorlukların insanı geliştirdiğine inanıyorum. Yaşanan aksilikler ve operasyonun stresi, yükün sorunsuz şekilde gemiye yüklenmesiyle birlikte çoğu zaman unutuluyor. Hatta sürecin başarıyla tamamlanması bir anlamda tatmin duygusu da yaratıyor. Fakat gereksiz dayatmalar ve özel hayatın ihlali zaman zaman zorlayıcı olabiliyor.
4. Üniversite hayatınızda “Denizde Kadın” fikrine yönelik tepkiler nasıldı?
Denizcilik fakültelerinde yalnızca 1–2 kadın öğrencinin olduğu dönemlerde okumadım. Lisansa başladığım dönemde hem sektörde hem de okullarda kadın öğrenci ve çalışan sayısı orta seviyedeydi. Erkeklere göre daha azdı ancak yine de azımsanmayacak bir sayıdaydı.
Denizciliği yalnızca “gemide çalışmak” olarak bilen kişiler dışında kimseden “kadının denizcilikte ne işi var?” gibi tepkiler almadım. Aksine bölümün adını duyan birçok kişi olumlu tepkiler verdi. Bilmeyenler de bizimle birlikte bu sektörü tanıdı.
Toplumumuz bazı meslekleri ve bölüm isimlerini cinsiyetçi bir bakış açısıyla değerlendirmeye alışmış durumda. Bu nedenle farklı bir bölüm söylediğinizde konu hakkında bilgisi olmasa bile yorum yapan kişiler olabiliyor. Ancak bu yorumlar beni etkilemedi. Daha çok sektör hakkında bilgi sahibi kişilerin görüşlerini dikkate aldım.
Başlarda “Ben burada ne yapıyorum?” diye düşündüğüm zamanlar oldu. Fakat zamanla her şey şekilleniyor ve yerini buluyor. Şimdi geriye dönüp baktığımda iyi ki bu alana yönelmişim diyorum.
5. Erkek ağırlıklı bir sektörde çalışırken iş paylaşımı ve fırsat eşitliği konusunda neler gözlemlediniz?
Çalıştığım şirketlerde açık bir fırsat eşitsizliğiyle karşılaşmadım. “Bu işi erkekler daha iyi yapar” gibi bir yaklaşım görmedim. Genel olarak herkesin önüne gelen işi yapması gerektiği ve bunun bir cinsiyetinin olmadığı anlayışı vardı.
Ben de herhangi bir mesleğin yalnızca kadınlara ya da yalnızca erkeklere ait olduğunu düşünmüyorum. İsteyen ve kendini geliştiren herkes bu sektörlerde başarılı olabilir.
6. Kadınların denizcilik sektöründeki varlığı sizce nasıl bir fark yaratıyor?
Bence kadının olduğu ortamlar çoğu zaman daha yaşanabilir ve dengeli oluyor. Bunu hem staj dönemimde hem de iş hayatımda gözlemledim.
Kadınların bulunduğu ortamlarda iletişim biçiminin, davranışların ve genel atmosferin daha saygılı ve dengeli bir hale geldiğini düşünüyorum. Elbette iş ortamında zamanla samimiyet oluşuyor ve işin stresi nedeniyle zaman zaman ses tonları yükselebiliyor. Ancak genel olarak kadın varlığının ortamı daha sakin ve dengeli hale getirdiğine inanıyorum.
7. Son olarak Dünya Kadınlar Günü için paylaşmak istediğiniz bir mesaj var mı?
Dünya Kadınlar Günü elbette çok anlamlı bir gün. Ancak bir yandan da bazen bir “maske günü” gibi hissedilebiliyor. Çünkü dünyada hâlâ savaşlar, özgürlükleri kısıtlanan kadınlar ve temel haklardan mahrum bırakılan milyonlarca insan var.
Biz sektörde kadınların temsilinden bahsederken hâlâ eğitim hakkına erişemeyen, çalışma hayatına katılamayan ve fikirlerini özgürce ifade edemeyen birçok kadın bulunuyor.
8 Mart’ın ortaya çıkış sebebi de kadın işçilerin uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve çocuk işçiliğine karşı verdiği mücadeleydi. 1900’lerin başında başlayan bu mücadeleye rağmen bugün hâlâ birçok yerde aşırı çalışma saatleri, düşük ücretler ve çocuk işçiliği gibi sorunların devam ettiğini görmek düşündürücü.
Umarım zamanla şartlar iyileşir, insanlık bu konularda daha bilinçli hale gelir ve kadın–erkek eşitsizliğinin konuşulmasına gerek kalmayacak bir dünyaya ulaşırız.
Yine de tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.

