in ,

Deniz Ticaretinin Osmanlı-Avrupa İlişkileri Üzerindeki Etkisi

 

Teokratik bir yönetim yapısına sahip olmasına rağmen, çok uluslu ve çok dinli bir imparatorluk olan Osmanlı Devleti bugün dahi eşine rastlanmayan bir devletti. Osmanlı Devleti’nin savaş dönemi hariç, Avrupa ile olan siyasi ilişkileri büyük oranda deniz ticaretine dayalı ekonomik ilişkiler çerçevesinde şekillenmiştir. Dünya medeniyeti ile siyasi ve askeri güç merkezlerini bünyesinde bulunduran Avrupa ile Osmanlı Devleti’nin deniz sınırları yüzbinlerce kilometreyi buluyordu. Ayrıca Avrupa’nın gıda başta olmak üzere hayatı ham madde ve diğer mallarının çıkış noktası Osmanlı limanlarıydı.

Osmanlı askeri denizciliği, hiçbir dönemde Osmanlı kıyı ve limanlarını tam olarak koruyamadı. Gerilme devrinde öyle bir noktaya gelindi ki, güvenlik yönüyle İstanbul’a yönelik un ve diğer gıda maddelerini bile yabancı gemilere taşıtmak zorunda kalındı. Deniz yoluyla başlayan zoraki, kaçınılmaz ve doğal ilişkiler başlıca; ticaret yapma imtiyazı, limanlarda istifade, gümrük ve vergi uygulamaları ve lojistik nakliyat gibi konular üzerinde odaklanıyordu.

Deniz Ticareti vasıtasıyla kurulan ilişkiler nedeniyle, İstanbul’daki elçilere ilave olarak, konsolosluklar, gümrük görevlileri gibi bir kısım yeni yabancı misyonlar da faaliyete geçmişti. Böylece Osmanlı’nın kapalı idari yapısındaki kadılar, gümrük ekinleri, subaşılar ve diğer mahalli görevliler yeni bir grupla karşı karşıya geliyorlardı. Osmanlı devleti, resmen tanınan bir topluluğun liderine veya mensubuna berat vererek, onun görev ve yetki sınırlarını belirliyordu. Böylece onun taife veya millet statüsü belirlenmiş oluyordu.

Osmanlı Devleti, yapısı itibariyle yabancı kültürlere her zaman açık bir toplumdu. Devşirme vezirlerden, her çeşit din adamına, her milletin kültürü Osmanlı topraklarında bir alaşım haline gelebilmişti. Bu nedenle Türk milleti Atatürk’ün devrimlerini süratle ve kolaylıkla benimsemiştir. Karadaki genişlemesi sona eren Osmanlı’nın Avrupa ile olan ilişkileri statik bir karakter kazanırken, denizlerdeki ticari, teknolojik ve ekonomik gelişmelerin yarattığı dinamizm her geçen gün artmaktaydı. Böylece denizlerin Osmanlı-Avrupa ilişkilerinde ortaya çıkardığı etkileşim, Osmanlı Devleti yıkılıncaya kadar etmiştir. İlk açılan Mühendislik Mektebinin Deniz Harp Okulu olması bu sürece en iyi örnek olarak verilebilir.

Deniz Ticaretinin sağladığı serbest ortam içinde Avrupalı misyonerlerinden yayılan Avrupa kültürü ve değerleri, ister istemez Avrupa’daki oligarşik kraliyet yönetim sistemlerine benzer bir irade sistemi de Osmanlıya dayatacaktı. Böylece Sultan’ın kontrolünde de olsa meclise dayalı bir yönetim sistemine geçilme zorunluluğu ortaya çıktı.

 

DARGEB içerik yazarı Eyüphan SANSAR

Yazar Hakan KAPLAN

Hakan Kaplan - DARGEB Kurucu
Denizcilik eğitimine 2011'de başladı. İzmir Güzelbahçe denizcilik lisesi güverte bölümünü 2015'de ve Yalova Üniversitesi - Deniz Ulaştırma İşletme bölümünü 2017 de derece ile tamamladı. Şuan aktif olarak Anadolu Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi ile Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliğine devam ediyor.Toplamda denizcilik eğitiminin 9.yılında. DARGEB platformuna kurucu ortaklık yaptı. İnstagram'da @suvaribeyinnotdefteri 'ni kurdu.Güncelleme tarihi:2020

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DENİZ YOLUYLA TEHLİKELİ YÜKLERİN TAŞIMACILIĞI

Denizde İş gücü Sorunları