Antarktika’da bulunan maden ve petrol rezervlerinin geleceğinde söz sahibi olabilmek için Türkiye’nin, Antarktika ile yakından ilgilenmesi ve kıtada Türkiye adına bağımsız araştırmalar yapabilecek bilim insanlarını yetiştirmesi önem arz etmektedir. Günümüzde jeopolitik önemi artan diğer bölge ise küresel ısınma sonucu buzulların erimesiyle deniz ticareti açısından daha kolay erişilebilir hale gelen Arktik bölgesidir. Arktik bölgesi, kısalan deniz ticaret rotaları açısından önemli olduğu kadar, balıkçılık potansiyeli, maden ve hidrokarbon enerji kaynaklarıyla da uluslararası aktörlerin dikkatini çekmeye başlamıştır. Özellikle deniz ticaret yolları ve enerji kaynakları, bölgeyi bir rekabet alanına dönüştürmüştür. Küresel ısınma nedeniyle Kuzey Deniz Yolu’nun işlerlik kazanması durumunda deniz ulaşımı ve ticaretinde yaşanacak gelişmeler Türkiye’yi etkileyebilecektir. Türkiye’nin kutuplara yönelik güncel politikası ve bu alandaki temel gelişmeler incelenerek atılması gereken adımların belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaca yönelik bir adım olarak Türkiye, Şubat 2019’da 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında Antarktika’daki Horseshoe Adası’nda geçici Türk Bilimsel Araştırma Kampı kurdu. Bilimsel araştırmalar, Antarktika Antlaşması çerçevesinde yürütülmektedir.

1959 yılında imzalanan ve ülkemizin 1995 yılında taraf olduğu Antarktika Antlaşması, Antarktika’yı barış ve bilime adanmış doğal koruma alanı olarak güvence altına almıştır. Antarktika bu özelliğiyle, insanlığın ortak yararına adanmış yegane toprak parçası ve deniz alanıdır.
Antlaşmaya hâlihazırda 53 ülke taraftır. Antlaşmayı ilk imzacı 12 ülke (ABD, Arjantin, Avustralya, Belçika, Fransa, Güney Afrika, İngiltere, Japonya, Norveç, Rusya, Şili ve Yeni Zelanda) ve antlaşmaya sonradan katılan 29 ülke, “istişari taraf” statüsüyle, her yıl gerçekleştirilen Antarktika Antlaşması İstişare Toplantılarında, kıtaya ilişkin bilgi paylaşımı ve düzenlemelerin kararlaştırılması süreçlerinde yer almaktadır. Ülkemiz dahil 24 ülke ise, halihazırda antlaşma kapsamındaki toplantılara “istişari olmayan taraf” statüsünde iştirak etmektedir. Antlaşma hükümleri uyarınca, Antarktika’da bilimsel üs kurulması ya da bilimsel sefer düzenlenmesi gibi kapsamlı araştırma çalışmalarıyla kıtaya ilgilerini kanıtlayan ülkelerin de istişari taraf statüsünü kazanması mümkündür. Söz konusu çalışmalarla, “Antarktika Antlaşması”nın sona ereceği 2048 yılına kadar Türkiye’nin kutuplarda kendi üssünü kurması ve Güney Kutbu’nun yer üstü ve yeraltı kaynakları üzerinde söz sahibi olabilmesi amaçlanıyor. TÜBİTAK’ın gözlemci üyesi olduğu Uluslararası Bilim Konseyi’nin alt komitesi olan Antarktika Bilimsel Araştırma Komitesi üyeliği ve Türkiye’nin kutup bilimleri konusunda “ilk ve tek” kurumu olan İTÜ Kutup Araştırmaları Merkezi’nin çalışmaları, ülkenin Güney Kutbu’nda varlık göstermesi adına büyük önem taşıyor. Bu kapsamda dönemsel olarak kutuplara gönderilen Türk bilim insanları, doğal kaynaklar ve iklim değişikliğine yönelik çalışmalar ve üs kurmak için gerekli keşifleri yapacaklar. Türkiye’nin Antarktika yarım adasında kuracağı üssün, enerji ihtiyacını rüzgar türbinlerinden karşılayan, verimliliği ve etkinliği artırılmış yeni nesil ünitelerle donatılmış bir üs olması planlanıyor. Üssün kurulmasıyla enerji, atmosfer, yer, biyolojik bilimler ile iklim değişikliği çalışmaları, deniz canlıları ve derin deniz bölgeleri gibi alanlarda kutuplara ilişkin çalışmalara Türkiye’nin de dahil olması hedefleniyor. Bütün bu çalışmalar kapsamında Türkiye’nin küresel sorunlarla ilgili alanda etkin şekilde rol alması öngörülüyor. İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde 2015 yılında kurulan, Türkiye’nin kutup bilimleri çalışmaları yapan ilk ve tek merkezi, çalışmalarını eğitim/halka erişim, politika/hukuk ve bilim olarak 3 başlıkta yürütüyor.
Eren Yıldız



Yaptığın çalışman ve içeriğin çok başarılı. Emeğine sağlık.