in , , ,

Deniz Ticareti Sorular ve Cevaplar (1)

1-“Martı” gemisi üzerinde ipotek tesisi için malik (M) ile alacaklı (A) arasında yazılı ve imzaları noterden tasdikli bir sözleşme yapılmıştır.Bununla birlikte ipotek sicile kaydedilmemiştir.

 

Soru : (A), ipoteğin sicile kaydından önce bir tehlikeye maruz mudur? Sebebi?

Cevap : İpoteğin tesisi için;

-Taraflar arasında yapılacak yazılı sözleşmenin noterce tasdik edilmesi,

-Sicile tescil yapılması gerekmektedir.

Tescil, kurucu bir etkiye sahiptir (ipotek ancak sicile kayıtlı gemi üzerinde kurulabilir, sicile kayıtlı olmayan gemilerde ipotek tesisi mümkün değildir).Tescil yapılmamışsa ipotek yoktur.Bu alacaklı açısından elbette tehlike oluşturacaktır.Çünkü tescil kurucu olduğundan, tescil yoksa ipotek de yoktur.Bu nedenle gemiyi satın alan kimse ipotek sınırı olmadan gemiyi alacaktır.Burada iyi niyet aranmasına da gerek yoktur.Çünkü olmayan bir şeyin iyi niyeti olmaz. İpotek mevcut olmadığından, yeni alan kişi (M-A) arasındaki bu ilişkiyi bilse de bilmese de gemiyi ipoteksiz olarak elde edecektir.

 

Soru : (A), ipoteğin sicile kaydından önce bir tehlikeye maruz ise, bu tehlikeden korunmak için hangi imkana başvurabilir?

Cevap : Bu tehlikenin bertarafı için mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınması gerekir.İleride aynı hakka sahip olacak (A)’ nın hakkı şimdilik şahsi hak olduğundan “sicile şerh” koyulmasını talep edecektir.

 

2-(A) maliki olduğu kuru yük gemisini 1 yıl süreyle (B)’ ye kiralamıştır.Kira sözleşmesiyle geminin sadece Türk limanları arasında yapılacak taşımalarda kullanılabileceği kararlaştırılmıştır.Buna rağmen (B) gemiyi İzmir-Napoli, Napoli-Antalya seferine göndermiştir.Gemi bez torbalar içinde kimyasal madde yüküyle Antalya açıklarındaki petrol platformuna çarpmıştır.Çarpma sonucu platform hasarlanmış, burada bulunan üç kişi yaralanmış, ayrıca geminin güvertesinde bulunan kimyasal madde torbalarının denize düşmesi sonucu kirlenme meydana gelmiştir.

 

Soru : Petrol platformunun hasarlanması ve üç kişinin yarlanması sonucu meydana gelen zararlar ile kirlenme zararlarından kimin, hangi hükümler uyarınca sorumlu tutulabileceğini açıklayınız.

Cevap : Gemi işletme müteahhidi başkasına ait gemiyi kendi adına deniz ticaretinde kullanır.Donatan gibi sorumludur. Meydana gelen zararlar;

-Petrol platformu

-3 kişinin yaralanması

-Deniz kirlenmesi

Petrol platformunda meydana gelen zarardan 947 uyarınca gemi adamının kusurlu hareketinden gemi işletme müteahhidi olan (B) donatan gibi sorumludur.Ayrıca B.K. 55 nedeniyle de sorumlu tutulabilecektir.

947 = sınırlı ayni sorumluluk     B.K. 55 = sınırsız sorumluluk

3 kişinin yaralanmasından 947 ve BK 55 uyarınca gemi işletme müteahhidi olan (B) sorumludur.

Kirlenme zararı; 947 – B.K. 55 – Ç.K. 28 uyarınca gemi işletme müteahhidi olan (B) sorumludur.

Ç.K. 28 : Ağırlaştırılmış objektik sorumluluk.Kurtuluş beyyinesi getirmek mümkün değildir.Ayrıca bu hükümlerle sorumluluğa gidilse bile genel hükümler uyarınca sorumluluk saklıdır.Çıplak kira olsaydı emir verme yetkisi olmaz-dı, buyruk ve emir verme yetkisi olduğu zaman gemi işletme müteahhidi söz konusu olur ve o donatan gibi sorum-ludur. 

 

Soru : Malik (A), (B)’ nin kira sözleşmesini ihlal ettiğini ileri sürerek zarar görenlerin tazminat alacakları dolayısıyla sahip oldukları gemi alacaklısı hakkını kullanmalarını engelleyebilir mi? Sebebi?

Cevap : Gemi alacaklısı hakları TK 1235 maddede 10 bent halinde sayılmıştır.Bunlar alacaklarını diğer alacaklılardan önce alırlar. TK 946/2 maddesine göre gemi işletme müteahhidin gemiyi işletmesinden doğan gemi alacaklılarının taleplerine gemi maliki katlanmak zorundadır.

2.şartın gerçekleşmesi halinde bu talepleri bertaraf edebilir.Geminin işletilmesinin malike karşı haksız olması      ( haksız olması için, kira sözleşmesi olmadan kullanma, gasp, sözleşmenin bitmesine rağmen malikin izni olmadan kullanma durumlarının olması gerekir.Kira sözleşmesine aykırı davranma “haksız” işletilme olmaz.Haksız olması için ortada hiçbir sözleşmenin olmaması gerekir).

Alacaklının kötü niyetli olması gerekir.Olayımızda, haksız kullanma yoktur.Kira sözleşmesine aykırı kullanma hak-sız işletilme değildir.Bu şart gerçekleşmediğinden malik gemi alacaklılarının haklarını kullanmasını engelleyemez. Alacaklının kötü niyetli olması şartı olaydan anlaşılmamaktadır.Bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmese de birinci şart gerçekleşmediğinden gemi maliki gemi alacaklarının haklarını kullanmalarını engelleyemeyecektir.

 

3-“Güneş” gemisi donatanı (D), (B) Bankasından aldığı kredi karşılığında gemisini ipotek etmiştir.Güneş gemisi çıktığı bir yolculuk sırasında ani olarak bastıran sis sebebiyle ana makinasını durdurmuş durumda sisin dağılmasını beklerken, “Egemen” isimli yük gemisi “Güneş” gemisine çarpmıştır.(S) Sigorta şirketi tarafından sigorta edilmiş olan “Güneş” gemisi tamir için tersaneye çekilmiş ve burada hasar tespiti yapıl-mıştır.Bu arada (B) Bankası, vadesi geldiği halde borcunu ödeyemeyen (D) aleyhine takibe girişmiştir.Bu takip sırasında sigortacının sigorta tazminatını donatan (D)’ye ödediğini öğrenen (B) Bankası, (S)’ye ihtar göndermiş ve ipotekli alacak muaccel olduktan sonra sigorta tazminatının ipotekli alacaklı olarak kendisine ödenmesinin zorunlu olduğunu ileri sürmüştür.(S) sigorta şirketi ise, tesis edilen ipotek kendisine bildirilmediği için (B) Bankasına ödeme yapmasının mümkün olmadığını, (D)’ye yaptığı ödeme ile de sorumluluğunun sona erdiğini iddia etmektedir.

 

Soru : İddiaları değerlendirerek, olayda sigorta tazminatının kime ödenmesi gerektiğini gerekçesiyle açıklayınız.  

Cevap : Sigorta edilmiş bir gemi,

-Bankadan alınan krediye karşılık ipotek tesis edilmiş, 

-Gemisi bir rizikoya maruz kalması nedeniyle, sigorta donatana ödenmiş.

-Bankadan aldığı krediyi ödeyemiyor.

Sigorta tazminatı ipotek kapsamında yer alan bir unsurdur.

Sigorta şirketi tesis edilen ipoteği bilmediği ileri sürülemez.Gemi sicili resmi ve aleni bir sicildir.Sicilde yer alan bir kaydın bilinmediği ileri sürülemez.Sigortacının bu iddiası yerinde değildir.

Taraflar arasında anlaşma olmadan, birinin rızası olmadan (donatan/ipotek alacaklısı) diğerine ödeme (sigorta tazminatı) yapılamaz.İhtilaf varsa resmi merciye ödeme yapılması gerekir. 

S’ nin davranışı hatalıdır.Bu şekilde davranmamalıydı.Ancak, bazı hallerde donatana ödenmesi konusunda hüküm yer almaktadır (902).

-Sigortacı tarafından ipotekli alacaklıya ihbarda bulunulurdu, 15 gün içinde cevap verilmezse tazminat donatana ödenir.

-Donatan, gemiyi eski hale getireceğini taahhüt ederse tazminat donatana ödenir.

-Gemi alacaklısı hakkına ödenecekse, tazminat donatana ödenir.

Gemi alacaklısı hakları kanundan doğan rehin haklarıdır.Kanundan doğan rehin hakkı olduğu için sicilden görülmesi mümkün değildir.1235’ de sayılan hallerden biri varsa sicilde kayıt olmasa da bu hak vardır.

-Öncelikli bir haktır.Herkesten önce alacağını alır.Diğer alacaklılar bir şey kalırsa alacaklarını elde ederler.İpotekli alacaklılarda diğer alacaklılara dahildir.

-Takip özelliği, gemi alacağı hakkı gemiyi takip eder, malik kim olursa olsun.

Kanun koyucu gemi alacaklısı haklarının bu özelliğini göz önünde tutarak, tazminatı bu kişilere ödeyerek, geminin satılmasını önlemek istemiştir.Bu şekilde ipotekli alacaklı da korunmuş olur.Olayımızda gemi tamir görmektedir. Bu eski hale getirme kapsamında değerlendirilirse tazminatın donatana ödenmesi söz konusu olabilecektir.

4-(A), (D)’nin 300 sandık porselen yükünü taşımayı taahhüt etmiştir.Mal yüklendikten sonra (D)’ye iki nüsha emre yazılı konişmento verilmiştir.Ancak (D) malını konişmentoların tanziminden evvel (E)’ye satmış; konişmento tanziminden sonra da bir nüshasını 10 Ocak’ta (K)’ya, ikinci nüshayı da 11 Ocak’ta (M)’ye devretmiştir.(K), elindeki nüshayı 20 Ocak’ta (Z)’ye ciro etmiştir.Varma limanında (M), (Z) ve (E) aynı zamanda kaptana müracaat ederek her biri malın kendisine teslimini talep etmiştir

 

Soru : (M) veya (Z), biri diğerinden önce kaptana müracaat etselerdi, kaptan malı ilk gelene teslim edebilir miydi? 

Cevap : 2 çeşit konşimento vardır.

Yükleme konşimentosu : Yüklemeden sonra düzenlenen konşimento.

Tesellüm konşimentosu : Yüklemeden önce, teslim anında düzenlenen konşimento.

Konişmento, birden fazla nüsha olarak düzenlenebilir, ancak her nüshaya kaç nüsha olarak düzenlendiğinin yazılması şarttır.Aksi halde her nüshanın ayrı konşimento olduğu kabul edilir.

Nüsha olarak düzenlendiğinde, bu nüshalar sadece bir hakkı karşılar.Nüshalardan biri karşılığında yükün teslim edilmesiyle hak ortadan kalkar, taşıyan da sorumluluktan kurtulur.

Konişmento düzenlenmesini yükleten talep edebilir.3 adet nüsha düzenlenmişse, bunların hepsine 3 adet nüshası vardır diye yazılması zorunludur. Yükletenin elinde 3 nüsha varsa;

-Elinde tutabilir,

-Hepsini ayrı kişiye ciro edebilir,

-Farklı kişilere ciro edebilir.

Eğer nüshalar aynı kişide ise sorun yaratmaz, o kişi gider ve konişmento nüshalarını ibraz ederek yükü teslim alır. 

 

Soru : Nüshalar farklı kişilerde bulunuyorsa, yük varma limanında kime teslim edilecek?  

Cevap : Eğer tek kişi başvurursa, kaptan bu kişinin şekli hamil olduğunu tespit ederse, yükü ona teslim eder, taşıyan sorumluluktan kurtulur. Konişmento kanunen emre yazılı senet değildir, bu nedenle emre düzenlenmesi için “emre” ibaresini içermesi gerekir.

Emre düzenlenmişse, ciro + teslim yoluyla konişmento devredilir.Kaptan cironun düzgünlüğüne bakarak nüshaya sahip olan kişiyi şekli hak sahibi tespit ederse, ona teslim edebilir.

Kaptan, başkalarının elinde nüsha olduğunu bilse dahi, nüsha elinde başvuran kişi şekli hak sahibi ise ona teslim etmekle yükümlüdür, böylece sorumluluktan kurtulur.Kaptan şekli hak sahipliğini konişmentonun türüne göre (nama, hamiline,emre) tespit eder, şekli hamil ise yükü teslim eder.Birden fazla nüsha varsa, nüshaların sahiplerinden biri önce gelirse ona teslim etmek zorunludur.

Nüsha sahiplerinin ikisi birlikte başvurduğunda, müşterek cirantonun ilk kime ciro ettiği tespit edilir ve yük ilk ciro edilene teslim edilir.Önemli olan müşterek cirontodan ilk ciro edildiği tarihtir.Daha sonra bu ilk ciro edilenin yaptığı ciro, müşterek ciranto tarafından ciro edilen diğer şahıstan sonra yapılmış olsa bile, müşterek cirontada ilk ciro edildiği tarih esas alınarak, ilk ciro edilenin ciro ettiği hamil dikkate alınır.

Olayımızda (D) önce (K)’ya ciro etmiş, 10 Ocakta ilk ciro edilen (K)’dır.O daha sonra 20 Ocak’ta (Z)’ye ciro etmiş-tir.(D)’de diğer nüshayı, 11 Ocakta (M) e ciro etmiştir.İlk ciro edilen (K) olduğundan, (Z) ve (M) birlikte başvurursa ve (M)’ye (Z)’den önce ciro edilmiş olmasına rağmen sadece müşterek cirontada ilk ciro edildiği tarih dikkate alınacağından yük (Z)’ye teslim edilir.

Tarihler tespit edilemezse bir ambara tevdi edilir.Bir süre beklenir.Hala tespit edilemezse başvuran cirontalar arasında müşterek hak sahipliği kabul edilir.

Niye nüsha düzenlenmesi kabul edilmiştir? Tedavül kolaylığı, banka işlemleri, gemi yolculuğu çok uzun sürdüğün-den, varma limanına ulaşamama ihtimali olduğundan, başka limana teslim ihtimalinden birden fazla nüsha olarak düzenlenir.  

 

Soru : (E), diğerlerinden önce gelse ve kaptan malı ona teslim etseydi, bundan dolayı kaptan, (M) ve (Z)’ye karşı sorumlu olur muydu? (M) veya (Z), (E)’den malın iadesini isteyebilir mi? Sebebi?

Cevap : (D) konişmento düzenlemeden önce yükü (E) ye satıyor.(E) malın sahibi.

Malı iyi niyetle iktisap eden tercih edilir.Kaptan satış sözleşmesine binaen teslim etmiş olabilir.

MK 893 açısından sorun yoktur, çünkü o hak sahibidir.Ancak, kaptan TK hükümlerine göre yükü yalnızca konişmento hamiline teslim edebilir.Malı konişmento hamilinden başkasına teslim ederse bundan sorumlu olacaktır. Kaptanın, (E)’nin talebi karşısında ona teslim etmeyip, ambara teslim etmesi gerekirdi.Dava açılır ve sonuçta mal (E)’ye  devredilecek olsa bile kaptanın konişmento hamili olmayan (E)’ye malı teslim yetkisi yoktur.Taşıyanın yükü teslim borcu vardır.Bunun yerine getirilebilmesi için yükün konişmento ibrazı üzerine ve konşimentodan şekli bakımından yetkili olan kişiye teslim edilmesi gerekir.

Ancak kaptanın (E)’ye teslim yetkisi yok.Kaptan sadece şekli bakımından yetkili olduğunu tespit ettiği konşimento hamiline yükü teslim edebilir.Bu nedenle (M), (Z) zararlarının tazminini kaptandan isteyebilirler, kaptan onlara karşı sorumludur.Ancak (E), MK 893 gereğince korunup hak sahibi olarak kabul edildiğinden (M) ve (Z), (E)’den malın iadesini isteyemez.Sonuç olarak (M) ve (Z), malı teslim alamadıkları için uğradığı zararları kaptandan tazmin ettirebilir ama (E)’den malın iadesini isteyemezler. 

 

Soru : (Z), malı teslim alamadığı taktirde, kendisine konişmentoyu ciro eden (K)’ya başvurabilir mi?

Cevap : Konşimentonun TTK 743/2 gereğince teminat fonksiyonu yoktur.Malın herhangi bir sebeple teslim edilmediği nedeniyle cirontaya başvurma hakkı yoktur.Ancak taşıyana başvurabilirler. Konişmentonun teminat fonksi-yonu olmadığından Z, malı teslim alamadığı taktirde, kendisine ciro eden K’ya başvurma hakkı yoktur.Ancak taşı-yana başvurabilir. Konişmento rızası hilafına elden çıkmış, çalınmış ise cirontaya başvurabilir.

 

5-(A),(B) ve (C)’nin müştereken malik oldukları “Ufuk” isimli tanker, bu şahıslar tarafından işletilmektedir. ”Ufuk” tankeri, İskenderun’dan Aliağa’ya ham petrol yükü taşırken D’ye ait yolcu gemisine çarparak batırmıştır. Daha sonra tanker Aliağa’da limana yanaşırken kaptanın hatalı manevrası yüzünden rıhtım tesislerinde hasara sebep olunmuştur.Bu olayların meydana geldiği sefer sonrasında tanker tamir görmüştür.Fakat tamirden sonra gönderildiği yeni seferde şiddetli bir fırtınaya yakalanarak batmıştır.

 

Soru : (A), (B) ve (C) arasındaki hukuki ilişkiyi değerlendiriniz?

Cevap : Yapılan anlaşma uyarınca kendi nam ve hesaplarına deniz ticaretinde kullanmaları gerekir.Olayımızda müşterek mülkiyet ve aralarındaki anlaşma uyarınca kendi nam ve hesaplarına deniz ticaretinde kullanmaları şartı gerçekleşmiş olup, tüzel kişilik de söz konusu olmadığından donatma iştiraki vardır.968/son gereği donatma iştirakinin tüzel kişiliği olmamasına rağmen iflas ettirilmesi mümkündür.

İştirak payı: müşterek maliklerin gemi üzerindeki paylarıdır

  

Soru : (A), % 50 oranındaki iştirak payını, (B) ve (C)’den habersiz yabancı uyruklu (Y)’ye satıp temlik edebilir mi? Sebebi? Rehnetmek isterse cevabınız değişir miydi?

Cevap : 965/1 uyarınca kural olarak donatanlar her biri iştirak payını dilediği anda diğerlerinin muvafakati olmak-sızın tamamen veya kısmen başkasına temlik edebilir.Ancak 965/2’ de bir istisna düzenlenmiştir.Payın devri ile gemi Türk bayrağını çekme hakkını kaybediyorsa bu durumda temlik bütün müşterek donatanların muvafakatiyle olur.Türk bayrağını çekme hakkının kaybedilip/kaybedilmemesi TK 823 gereğince donatma iştirakinin Türk bayrağını çekme hakkına sahip olması için payların yarısından fazlasının Türk’e ait olması gerekir.Olayımızda % 50’ nin devri halinde donatma iştiraki Türk bayrağını çekme hakkını kaybedeceğinden diğerlerinin (B-C’nin) rızası olmadan (A) bir yabancıya temlik edemez.965/4’ te rehin konusunda bir sınırlama olmadığı için, diğerlerinin muvafakati aranmaksızın payını rehnedebilir. 

 

Soru : Yolcu gemisinin batması ve rıhtım tesislerinin hasarlanması sonucu meydena gelen zararlardan kim veya kimler sorumlu tutulabilir? Sorumluluk nasıldır?

Cevap : Yolcu gemisinin batmasında donatanın şahsi kusuru olmadığı müddetçe sınırlı ayni sorumludur.Rıhtımda meydana gelen zarar; donatanın şahsi kusuru yok.

Gemi adamının kusuru var, 947 deki diğer şartlarda gerçekleşmiştir.Donatan sınırlı ayni sorumludur.Ancak dona-tan sınırlı ayni olarak sorumlu olduğunu bildiği halde gemisini tamirden sonra tekrar sefere gönderdiği için sınırlı şahsi sorumluluğu söz konusu olacaktır.Geminin sefere çıkmadan önceki haliyle tüm mal varlığıyla sorumlu olacaktır.Yani sınırlı ayni sorumluluğu, sınırlı şahsi sorumluluğa dönüşmüştür. 

Soru : (B), İpraş’ın navlun borcundan payına düşen kısmını, bu şirkete olan şahsi borcu ile takas etmek istemek-tedir. Bu mümkün müdür? Sebebi?

Cevap : Tek bir donatan olarak, hak ve borçlara sahip olduğunu düşünmek gerekir.Tüzel kişiliği, taraf ehliyeti olmadığından, paydaşlardan biri; kendi borcu ile donatma iştirakinin alacağından, kendi payına düşeni takas edemez.(B)’ nin takas istemi mümkün değildir.

 

Soru : Tersane sahibi, müşterek donatan (C) aleyhine tamir ücretinin tamamının tahsili için dava açabilir mi? Sebebi?

Cevap : Olayımızda tamir ücreti söz konusudur  ve donatma iştirakinin sınırsız sorumluluğu vardır.Sınırsız sorumluluk halinde paydaşlar iştirak payları oranında tüm mal varlıklarıyla sorumludurlar.Yani müteselsil sorumluluk söz konusu değildir. Bu nedenle müşterek donatan (C) aleyhine, tamir ücretinin tamamının tahsili için dava açılamaz.Sınırlı şahsi sorumlulukta müteselsil sorumluluk söz konusudur.Sınırlı ayni sorumlulukta, donatanın sorumluluğu gibi donatma iştirakinin sorumluluğu söz konusudur.Yani donatma iştiraki de donatan gibi yalnız deniz servetiyle sorumlu olacaktır. 

 

6-Bir kaptan bağlama limanı dışında geminin motor ve dümenini veresiye olarak tamir ettiriyor. Lloyd’s un eksperine göre tamirat zaruridir.Tersane sahibinin donatan aleyhine açtığı tamirat bedelinin tahsili davasında donatan: Tamirat sırasında kendisinin de tamiratın yapıldığı limanda bulunduğunu ve bu itibarla kaptanın böyle bir tamir işini kendi namına yaptırmaya yetkisi olmadığını,ayrıca, yapılan tamiratın, yalnız o yolculuğu ikmale yarayan muvakkat tamirden ibaret olmayıp, birçok seferler işe yarayacak tamir olduğunu ileri sürüyor.

 

Soru : Bu iddialarını ispat ettiği taktirde donatan, tersane sahibine karşı mesul tutulabilir mi? Tutulamaz mı? Sebebi?

Cevap : Bağlama limanı 2 açıdan önemlidir.

-kaptanın yetkilerinin tespiti

-tescil yerinin tespiti

Kaptanın bağlama limanındaki yetkisi son derece sınırlıdır.Ancak gemiye tayfa alabilir, ücretlerini ödeyebilir, sözleşmeyi feshedebilir, donatana karşı açılan gemi alacaklı davalarında donatanı temsil eder.Donatanın orada bulunacağı düşüncesiyle kaptanın bağlama limanındaki yetkileri sınırlı tutulmuştur.

Yakıt ve kumanya alabilir, gemiyi tamir ettirebilir, dava açabilir.Önemli alan geminin bağlama limanında olup olmamasıdır. Bağlama limanı dışında olduğu taktirde donatan tesadüfen orada bulunsa dahi kaptanın geniş yetkilerini kullanması engellenemez.

Bağlama limanı dışında olduğu taktirde, donatan orada olsa dahi 987’ deki yetkilerini kullanabilir.Donatan ona yanlış bir şeyi yap derse bunu yapmak zorunda değildir, aksi halde sorumluluğu söz konusu olacaktır.Doğru bir şey istiyorsa yapacaktır.

Kredi işlemleri açısından kaptanın yetkisi sınırlandırılmıştır.Kredi işlemleri karşılık vermenin sonraya bırakıldığı bütün muamelelerdir.Örneğin olayımızda temin veresiye yaptırılmıştır.Buradaki veresiye de bir kredi işlemi teşkil eder.Kredi işlemleri için; zorunluluk olması, kredinin zorunluluk miktarında olması gerekir.Borcu veren kişinin de bu unsurları dikkate alması, bilmesi gerekir.

Olayda tamirin sadece bu değil, birçok sefere ilişkin olduğu iddiası tartışmaya açıktır.bazı tamirler vardır ki, o sefer için yapılması gerekir, zorunludur ve yapılan bu tamir diğer seferler için de kullanılabilecektir.Örneğin; geminin makinası arızalandığında bunun tamiri o sefer için zorunlu olduğu kadar diğer seferler için de işe yarayacak niteliktedir.Bu nedenle donatanın iddiası yerinde değildir.Donatanın her iki iddiası da yerinde olmadığından tersane sahibine karşı sorumludur. 

 

7-Davacı taşıyan, geminin davalı taşıtan tarafından Bulgaristan’ın Burgaz limanından Gemlik’e davalıya ait ayçiçeği tohumunu taşımak üzere tutulduğunu, geminin yüklemeyi müteakip boşaltma limanına 20 Ekim Salı günü 9.15’te vardığını ve derhal hazırlık ihbarında bulunulduğunu, yükleme-boşaltma için hava müsaadeli toplam 8 gün tanınmış olduğunu, yükleme limanında bunun 4 gün 15 saatinin kullanıldığını, boşaltma limanın-daki sürenin 26 Ekim Pazartesi günü dolduğunu ve geminin bu anda sürastaryaya girdiğini, boşaltmanın ise 2 Kasım Pazartesi günü tamamlandığını, bu durumda 7 gün karşılığı 10.000 doları sürastarya alacağı doğmuş bulunduğunu ve bu tutarın ödenmesini talep etmiştir.Navlun sözleşmesinde wwd shex eiu, FIO kayıtları ile zaman sayımının gemi yanaşmış olsun veya olmasın başlayacağı yolunda hüküm mevcuttur.Boşaltma limanında hazırlık ihbarı 20 Ekim Salı saat 9.15’te verilmiş ve aynı gün saat 14.00’da davalının temsilcisi tarafından imzalanarak kabul edilmiştir.Taraflar hafta tatilinin (Cuma saat 17.00’den Pazartesi saat 08.00’a kadar) 63 saat olacağı ve yükleme limanında 4 gün 15 saat kullanıldığı konusunda mütabıktırlar.

 

Soru : Boşaltmada, yağmur yağması yüzünden çalışma yapılamayan 27 Ekim Salı günü 16.30 ile 24.00 arası ve 28 Ekim Çarşamba günü 17.30 ile 19.30 arasının zaman sayımında hariç bırakılması gerekir mi? Sebebi?

 

Cevap : Yükleme müddeti hazırlık ihbarının ertesi günü işlemeye başlar.Hazırlık ihbarı işgününde yapılır.İşgünü haricinde yapılmışsa ertesi iş günü yapılmış kabul edilir.Geminin limana varmış ama henüz bizzat yükleme yerine varmadığı , geminin yüklemeye hazır bulunduğunda yapılır.Taşıyan (kaptan) tarafından, taşıtan ya da yükletene yapılan tek taraflı bir beyandır.

Olayımızda ihbar Salı günü (iş gününde) yapıldığından süre ertesi gün yani Çarşamba günü başlayacaktır. Pazar günü ihbar yapılsaydı Pazartesi yapılmış kabul edilir, Salı günü süre başlardı.

Olayda hava koşulları uygun değilse çalışılmayacak klozu eklenmiştir.Bunu, faaliyet sahasından ayırmak gerekir. Burada bu süreler dikkate alınmayacaktır.Hatta tatil gibidir.Hava koşulları izin vermezse yükleme yapılamazsa süre durur.Ertesi günü işlemeye başlar.Bu süreler çalışılmayan ve dikkate alınmayan günlerdir.

Hafta tatilini de Cuma 17:00 ‘dan, Pazartesi 08:00’a kadar kararlaştırmışlardır.Hafta tatili sadece Pazar olması-na rağmen bu süreyi uzatmışlardır. Starya hafta tatilinde işlemez.

Ayrıca bu sürede çalışılsa dahi dikkate alınmayacağını kararlaştırmışlardır.Bu durumda aralıksız devam edecek olan sürastarya da bundan etkilenecek, tatilde bu sürede işlemeyecektir.

Olayda; kanundakinin aksine düzenlemeler var, saat hesabı dikkate alınmıştır.Sürenin hesabı 24 saat olarak dikkate alınır. Klozların gün sayımına etkisi önemlidir.

Olayda; yükleme + bekleme süresi 8 gün kararlaştırılmıştır.Bu sürenin 4 gün 15 saati yüklemede kullanılmıştır. Boşaltmaya 3 gün 9 saat kalmıştır.

Sürastarya süresi Pazartesi saat 08:00’da işlemeye başlayacak ve 16 saat sonra 24:00’da sona erecek, Salı günü 00:00’da süresi başlayacaktır.

Resmi tatiller geminin uyruğuna değil, bulunduğu yer ülke kanunlarına göre tespit edilir.

27 Ekim = 16 saat 30 dakika

28 Ekim = 13 saat

30 Ekim = 17 saat

2 Kasım  = 24 saat   (Toplam 70 saat 30 dakika = 2 gün 22 saat 30 dakika)

Pazartesi, 08:00’e kadar hafta tatili olduğundan süre 08:00’ da başlar, staryanın bitimine 16 saat kaldığından 24:00’da starya süresi biter.Salı günü saat 00:00’da sürastarya süresi biter.Ancak Salı günü 16:30’a kadar çalışılabilir.Daha sonra hava şartları nedeniyle çalışılamaz (kararlaştırılan kloz gereğince bu süre notere alınmaz) ve sürastarya süresi dikkate alınmaz.

28 Ekim 13:00’dan sonra 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatilidir.

Cuma 17:00’dan sonra – Cumartesi – Pazar – Pazartesi 08:00’a kadar hafta tatili olarak kararlaştırıldığından, bu süreler dikkate alınmayacaktır.

Kanunlarımıza göre aslında Cumartesi iş günüdür.Ancak tarafların hafta tatilini uzatarak, aksine sözleşmeler yapmaları mümkündür.      

 

8-Donatan(D) ye ait “Yıldız” gemisi, (D) ile (T) arasında akdedilen yolculuk çarteri sözleşmesiyle Hamburg’ dan İstanbul’a yük taşımaya tahsis edilmiştir.(T) ise, (A) ile akdettiği sözleşmeyle “Yıldız” gemisinin 2 nolu ambarında dondurulmuş balık yükünü, (B) ile akdettiği sözleşmeyle de geminin 3 nolu ambarında 100 sandık oto yedek parçası yükünü Hamburg’dan İstanbul’a taşımayı taahhüt etmiştir.Söz konusu yükler için (T) nin acentesi tarafından düzenlenen konişmentolarda “taşıyanın başlangıçtaki elverişsizlikten ve istif kusurların dan sorumlu olmayacağı” kaydı yer almaktadır.İstanbul/Haydarpaşa limanında, geminin soğutma tesisatının yolculuğun başlangıcında arızalı olması sebebiyle çalıştırılamadığı ve bu yüzden dondurulmuş balık yükünün tamamen bozulmuş olduğu, 10 sandık oto yedek parçasının ise hatalı istifleme sonucu kullanılamaz hale geldiği tespit edilmiştir.Balık yükünün alıcısı gönderilen (G) ile oto yedek parçası yükünün alıcısı gönderilen (H), taşıyan (T) nin söz konusu yük zararından sorumlu olduğunu ve tazminat alacakları dolayısıyla “Yıldız” gemisi üzerinde gemi alacaklısı hakkına sahip olduklarını ileri sürerek tazminat davası açmışlardır.

 

Soru : Yük zararlarından taşıyan (T) sorumlu mudur, değil midir? Sebebi?

Cevap : Taşıyan başka navlun sözleşmesi de yapabilir.Bu sorumluluk açısından bir fark yaratmaz.Ancak 1019. madde uyarınca sorumlulukta taşıyanın adı konişmentoya yazılmamışsa donatan taşıyan gibi sorumlu olur.

Alt taşıma söz konusu olduğunda herkes kendi taşıyanına başvurur.Çünkü diğerleriyle aralarında bir sözleşme yoktur. Daha ziyade yükün menfaatine alınan tedbirler ticari kusurdur.İstif yük için yapıldığından, hatalı istif ticari kusur teşkil eder.

Olayımızda taşıyanın; balıkların bozulmasından madde 1019, yedek parçanın kullanılmaz hale gelmesinden madde

1061 uyarınca sorumluluğu söz konusudur.

Evet, taşıyan sorumludur.

 

Soru : (G) ve (H) nin tazminat alacakları için “Yıldız” gemisi üzerinde gemi alacaklısı hakkına sahip oldukları iddiası yerinde midir, değil midir? Sebebi? 

Cevap : Gemi alacaklısı hakları, kanuni rehin hakkıdır.Sicil dışı ortaya çıkar, sicile kayıt ettirilemez.Bu alacak haklarının büyük kısmı sınırlı ayni sorumluluğa dahildir.Menfaat dengesini sağlamak için bu sistem getirilmiştir. Ayrıca bazıları da sosyal düşüncelerle gemi alacaklısı olarak kabul edilmiştir (işçiler, gemi adamları haklarını hemen alabilsinler düşüncesiyle).

Gemi 3. kişide olsa bile takip edilebiliyor.Örneğin, olayımızda başkasının gemisi üzerinde bu hak doğuyor.Çünkü gemi maliki donatan olup, taşıyan değildir.Yani sorumlu olan taşıyan, malik donatan.Alacak için donatana başvu-ruluyor.

Madde 1235 bent 10’ da ki alacaklar doğuş tarihlerine bakılmaksızın diğer bütün gemi alacaklarından sonra gelir.Gemi alacaklısı hakkı, ipotek dahil bütün alacaklardan önce gelme hakkına sahiptir.

Olayımızda durum 1235/7 kapsamına girmektedir.

Sonuç olarak HG’ nin gemi alacaklısı hakkı iddiası yerindedir.

 

9-Taşıyan (T), tacir A’ya 2000 balya pamuk yükünü Mersin’den Hamburg’a taşımak üzere gemisinin 1 ve 2 nolu ambarlarını tahsis etmiştir.Söz konusu yükler, yükleme öncesi (karada) taşıyana teslim edilmiş ve karşılığında bir tesellüm konişmentosu alınmıştır.Yükleme sırasında 1 nolu ambarın elektrik tesisatındaki arıza sebebiyle çıkan yangın dolayısı ile bu ambardaki yükler tamamen yanmıştır.Gemi henüz limandan ayrılmışken, bu defa 2 nolu ambarda çıkan yangın söndürülememiş, sonuçta yük tamamen yanmış ve gemi de batmıştır.Tacir (A), her iki yangının da geminin sefere elverişli olmamasından kaynaklandığını ileri sürerek, taşıyan (T) aleyhine tazminat davası açmıştır.Taşıyan (T), mahkemeye geminin elverişlilik belgesini sunarak, özellikle birinci yangın bakımından elverişsizlik iddiasının ileri sürülemeyeceğini ve 1 nolu ambardaki yüklerin ziyanı ile sonuçlanan yangından sorumlu tutulamayacağını iddia etmiştir. 2 nolu ambarda çıkan ikinci yangına ise, birinci yangın sonucunda gemi adamlarının dikkatsizliği yüzünden gözden kaçan kıvılcımların neden olduğunu ileri sürerek, bu ambardaki yükün ziyanından da sorumlu tutulamayacağını iddia etmiştir.

 

Soru : Taşıyan (T)’nin 1 no.lu ambardaki yükler için yaptığı savunma, yerinde midir? Sebebi?

Cevap : Madde 1019- Başlangıçtaki elverişsizlikten doğan zararlardan taşıyan sorumludur.Tedbirli bir taşıyanın sarf etmekle mükellef olduğu dikkat ve ihtimam gösterilmekle beraber eksikliği yolculuğun başlangıcına kadar kasta imkan bulunmadığını, ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.Yükleme sırasındaki elektrik tesisatındaki arıza nedeniyle çıkan yangın başlangıçtaki elverişsizlik olarak değerlendirebiliriz.

Taşıyan bu zararlardan sorumludur.

Elverişlilik belgesi : Gemilerin belirli aralıklarla denetimden geçme zorunlulukları vardır.Bakım, denetim yapılır ve denize , yola, yüke elverişlilik belgesi verilir.

Bu belge karine teşkil eder.Aksi her türlü belgeyle ispat edilebilir.Yani bu belgeler sadece aksi ispat edilebilir kasıt olarak kabul ediliyor.

Elverişlilik belgesi, ispat yükünün el değiştirmesine sebep olur.Yükle ilgili geminin yola, yüke, denize elverişsiz olduğu, gerekli özen gösterilseydi bunun terk edilebileceğini ispat ederek taşıyanı sorumlu tutabilecektir. 

 

Soru : (T)’nin 2 nolu ambardaki yükler için yaptığı savunma yeterli midir? Sebebi?

Cevap : 2. ambarda çıkan yangının sebebi 1. ambardaki yangındır. 1.yangında gemi adamlarının kusuru nedeniyle yangın 2. ambara sıçramıştır.İlliyet bağı kesilmiş değildir.Geminin yola, yüke elverişli olmaması 2. yangına da sirayet etmiştir.

Bu nedenle taşıyanın 2. ambarda çıkan yangından sorumlu olmayacağını ileri sürmesi yerinde değildir.Başlangıçtaki elverişsizlikten meydana gelen sorumluluk söz konusudur.Yangının sebebi başlangıçtaki elverişsizliktir. Bu nedenle taşıyan sorumlu olacaktır. 

 

Soru : Mahkemece taşıyan (T)’nin her iki ambardaki yük için sorumlu olduğuna karar verirse, tazminat miktarı nasıl belirlenecektir? Sebebi?

Cevap : Olayda yükün cinsi ve kıymeti belirtilmediğinden taşıyan, madde 1114 uyarınca parça ve koli başına 100.000 TL ile sorumlu olacaktır.Ancak Yargıtay, madde 1114’ ün uygulanmasında, ufakta olsa belirlemeler, fatu-raya ilişkin ibareler varsa, faturadaki gerçek değeri dikkate alıyor, 1114’ ü uygulamıyor, gerçek kıymeti esas alıyor.Bu mevcut kanun hükmüne aykırı bir uygulamadır.1114 hükmünü bilen, yükle ilgililerin; kıymet ve cinsi bildirmeleri, bildirmezlerse sonuçlarına katlanması gerekir.       

 

10-Taşıyan (T) ile taşıtan (A), 20.000 adet bilgisayarın Hamburg’dan İstanbul’a taşınması hususunda anlaşmışlardır.Yükleme başlamadan önce yükün cinsinin bilgisayar, adedinin 20.000 ve değerinin 20 milyon Alman Markı olduğu yazılı olarak bildirilmiştir.Düzenlenen konişmentoya bildirilen hususlar aynen yazılmış, fakat yükün miktarına ilişkin olarak “gece geç vakitte yükleme yapıldığı için sayılamadı, sayı belli değil” kaydı konmuştur.Ayrıca konişmentoda, taşıyanın gemi adamlarının kusurundan sorumlu olmayacağı kaydı bulunmaktadır.Gemi İstanbul’a ulaştığında, gönderilen (G), konişmentoyu ibraz ederek yükü teslim almak istemiş ancak kendisine 19.950 adet bilgisayar teslim edilmiştir.

 

Soru : Taşıyan (T), konişmentodaki ihtirazi kayda dayanarak teslim edilemeyen 50 adet bilgisayar için sorumlu tutulamayacağını ileri sürebilir mi? Sebebi? Gönderilen taşıyanı sorumlu tutabilmek için herhangi bir imkana sahip midir?

Cevap : Konişmento karine teşkil eder.Olayda konişmentoya gerekçeli ihtirazi kayıt konulmuş.Konişmentoya yükü diğerinden ayırtedebilecek belirli kayıtların yazılması şarttır.Yükleten tarafından yazılı olarak bildirilirse taşıyan yazmakla yükümlüdür.

Taşıyan kendisine bildirilen bilginin doğruluğundan emin değilse, kontrol imkanı yoksa, bildirildiği gibi yazar, tereddütü olduğunu şerh verir. Konişmento taşıyan aleyhine karine teşkil ettiğinden, taşıyanın borcunun esasını teşkil ettiğinden taşıyana bu imkan tanınmıştır.Ancak bu kayıtların geçerli olması için gerekçeli olması şarttır.

Gerekçeli olma şartının bir istisnası vardır; yükün miktarına ilişkin birden fazla veri varsa, bunlardan mutad olan ölçüyü yazmakla yükümlüdür.Birden fazla miktarı konişmentoya yazarsa bunlardan birine gerekçesiz konulan kayıt geçerli kabul edilecektir (100 kg/10 torba gibi).

Konşimento yarı illi bir kıymetli evraktır.Yükleme ve teslim vakıalarına bağlıdır.Taşıyan fiilen ne teslim aldıysa onu teslim etmekle yükümlüdür.

Burada konulan şerh karineyi aksine çevireceğinden taşıyan sorumlu olmadığını iddia edebilir.Bu durumda gönderilen kaç bilgisayar teslim edildiğini ispat ederek taşıyanı sorumlu tutabilir.

Yükün değeri çok yüksek ise, yükleten tarafından bildirilmese dahi dürüstlük kuralı gereğince taşıyanın konişmentoya yükün değerini yazması gerekir.  

Soru : Eksik 50 bilgisayarın ara limanda bir gemi adamı tarafından satıldığı anlaşıldığı taktirde, taşıyan sorum-suzluk kaydına dayanarak sorumluluktan kurtulabilir mi, kurtulamaz mı? Sebebi?

 

Cevap : Bir ticari kusur söz konusudur.Madde 1062 uyarınca gemi adamlarının kusurundan sorumlu olan taşıyan 50 bilgisayardan sorumludur.Sorumsuzluk kaydının geçerli olması için, emredici hükümlerin uygulanmadığı istisnai hallerden birinin olması gerekir.

Olayımızda konşimento 3. kişiye devredilmiştir.Bu nedenle emredici hükümler uygulanacaktır.Sonuç olarak taşı-yan 1062 uyarınca sorumlu olacak, kayıt geçerli olmayacaktır.Taraflar arasında konişmento değil, navlu sözleşmesi geçerli olur.Konşimento 3. kişi lehine sözleşme olduğundan 3. kişi aleyhine kayıt konulamaz.

Emredici hükümlerin uygulama alanı :

İç taşımalar; konişmento düzenlense de, düzenlenmese de emredicidir. Kırkambar, çarter olması da bir fark yaratmaz.Herhalde emredicidir.

Dış taşımalar; 

Charter: Konişmento düzenlenmesi şarttır.Ayrıca emredici hükümlerin uygulanması için 3. şahıslara devredilmesi gerekir.

Kırkambar: Konişmento düzenlenmesi gerekir, ancak 3. şahsa devri gerekmez.3.şahsa devredilmese de emredici hükümler uygulama alanı bulur.

Dış taşımalarda konişmento düzenlenmesi zorunludur.

  

Soru : Daha az navlun ödemek için, yükün cinsi televizyon ve değeri 10.000.000 Alman Markı olarak bildirilmiş olsaydı, 50 adet bilgisayarın teslim edilememesi sebebiyle taşıyanı sorumlu tutmak mümkün olur muydu? Sebebi? 

Cevap : 1064. maddenin uygulanması söz konusudur.Taşıtan veya yükleten malın cins veya kıymetinin konişmentoya yanlış gösterilmesine bilerek sebep olmuşsa, taşıyan her türlü mesuliyetten kurtulur.Kasıt şarttır (bilerek konişmentoya yanlış kayıt düşülmüş olması gerekir).Bu halde taşıyan, deniz hukuku hükümleri uyarınca her türlü sorumluluktan kurtulur.Ancak B.K. açısından sorumluluğu devam eder.Gemi adamının bilgisayarları satması haksız fiil teşkil eder, bu davranıştan taşıyan B.K. 55 uyarınca sorumlu olabilir.

 

11-“Mavi Ay” isimli gemi üzerinde Türk vatandaşı T ve Y’nin % 30’ar ve Alman vatandaşı A’nın % 40 his-sesi bulunmaktadır.Üç ortak bu gemi ile kuru yük taşımakta ve işlerini Hamburg’daki bürolarından idare etmektedir.

 

Soru : Mavi Ay gemisi Türk bayrağı çekme hakkına sahip midir? Sebebi ?

Cevap : Olayımızda donatma iştirakinin, müşterek mülkiyet, kendi nam ve hesabına işletme ve tüzel kişilik oluşturmama şartları gerçekleştiği için donatma iştiraki söz konusudur.

Donatma iştiraki söz konusu olduğundan donatma iştirakinin Türk bayrağı çekme hakkına sahip olma şartlarına bakmak gerekir.Donatma iştirakinde payların ekseriyeti Türklere ait ise gemi Türk bayrağı çekebilecektir.Olayımızda bu şart % 60 gerçekleştiğinden Mavi Ay gemisi Türk bayrağı çekebilecektir.

 

Soru : Mavi Ay gemisi hangi sicil dairesine tescil ettirilebilir? Geminin Hamburg gemi sicilinde kayıtlı olması halinde yanıtınız değişir miydi? Sebebi?

Cevap : Bağlama limanı gemi seferlerinin yürütüldüğü yer limanıdır.Genelde donatan iş merkezine tekabül eder. Ancak bazı özel durumlar söz konusu olabilmektedir.Geminin seferleri karadan, gemi içinden ya da yabancı bir limandan yürütülüyorsa durum farklılık arz etmektedir. Geminin seferleri karadan ya da gemi içinden yürütülüyorsa malik gemisini dilediği sicil dairesine tescil ettirebilir ve tescil limanı bağlama limanı olarak kabul edilir.Gemi kural olarak limanın bağlı olduğu sicil dairesinde tescil ettirilir.Bu istisnalar halinde ise gemi dilediği yerde tescil edilebilecek, ancak bu durumda da tescil limanı, bağlama limanı kabul edilir.

Yabancı limandan seferler yürütülüyorsa, malik Türk bayrağı çekme hakkına sahip gemisini istediği yer sicil dairesinde tescil ettirebilir.Ancak bu geminin bağlama limanı geminin seferlerinin yürütüldüğü yabancı limandır. Bu düzenleme ile “bağlama limanı, tescil limanıdır” kuralına istisna getirilmiştir.Bağlama limanı ve tescil limanı ayrı limanlardır.  

12-(A), maliki bulunduğu İzmir Gemi Siciline kayıtlı kuru yük gemisini (B)’ye satıp temlik etmiştir.Araların-daki anlaşma uyarınca 10 milyar liralık bedelin yarısı peşin ödenecek, kalan 5 milyar için gemi üzerinde (A) lehine ipotek tesis edilecektir.(B) sicile yeni malik olarak kaydedildikten sonra, kararlaştırıldığı üzere eski malik (A) lehine ipotek tesis edilmiştir.(B) vadesinde borcunu ödemiş, fakat henüz ipotek terkin edilmeden (A) ölmüştür. (A)’nın mirasçısı (C) veraset ilamına müsteniden ipotek kaydını kendi adına çevirttikten sonra, ipotekli alacağı (D)’ye devretmiştir.

 

Soru : D ipotek hakkını kazanmış mıdır? Sebebi?

Cevap : -Alacak ödenmesine rağmen ipotek henüz terkin edilmemiş.

-Sicile kayıtlı gemilerin satışında tarafların anlaşması yeterlidir, tescil ve teslime gerek olmadan anlaşmayla mülkiyet geçer. Zilyedliğin devri, tescil mülkiyetin nakli için aranmaz, tescil açıklayıcıdır.

-Noterce tescil yapılmalıdır.Tescil kurucudur, tescilden evvel ipotek hakkı doğmaz.

-İpotek fer’i bir haktır.Alacak sona erince ipotek hakkı da sona erer.

(D)’nin alacağın varlığı konusunda iyi niyetli olması TK 885’in uygulanmasını gerektirmez.Çünkü 885 ayni haklara ilişkindir.Sicile kayıtlı ayni haklar bakımından kişinin güveni korunur.Bunların dayandığı şahsi haklar bakımından TK 885 rol oynamaz.

Amme itimadı; ayni hakların varlığına dair iyi niyeti korur.Şahsi hak ortadan kalkmışsa ipotek hakkı da sona ereceğinden sicilde şekli kayıt vardır.Kişi, sicile bakıp “şahsi hakkım var, iyi niyetliyim, beni koruyun” diyemez. Olmayan bir alacak hakkı iyi niyetle kazanılamaz. 

 

13-Romanya vatandaşı (R)’nin % 30, Bulgar vatandaşı (B)’nin % 15 ve Türk vatandaşı (T)’nin % 55 oranında paya sahip olduğu GOLD gemisi, malikleri tarafından bizzat işletilmemekte ve taşıma şirketlerine kiralan-maktadır. Gemi 2 yıl süre ile merkezi İstanbul’da bulunan Güven Taşımacılık A.Ş.’ne kiralanmıştır.

 

Soru : Gold gemisi kiralanmadan önce ve Güven Taşımacılık A.Ş.’ne kiralandıktan sonra, Türk bayrağını çekme hakkına sahip olabilir mi? Sebebi?

Cevap : Donatma iştirakinden söz edebilmek için, müşterek maliklerin maliki oldukları gemiyi, deniz ticaretinde kendi nam ve hesaplarına (tüzel kişilik oluşturmadan) işletmeleri gerekir.

Olayımızda malikler, kendi nam ve hesaplarına işletmemekte, kiralamaktadırlar.Bu nedenle “bizzat işletme şartı” gerçekleşmediğinden donatma iştirakinden söz edilemez.Donatma iştiraki olmadan, birden fazla kişi bir gemiye malik ise, bu geminin Türk bayrağı çekme hakkına sahip olması için maliklerin hepsinin Türk vatandaşı olmadığı için bu gemi Türk bayrağı çekme hakkına sahip değildir.

824/2 şartlar mevcutsa (yabancı bayraklı geminin istinaden Türk bayrağı çekme koşulları) kiralandıktan sonra Türk bayrağı çekebilecektir.824/2 deki şartlar ;

-TK 823’ teki koşullara sahip kişiye en az 1 yıl süreli olarak geminin bırakılması (olayımızda 2 yıl kiralanmıştır-bu şart gerçekleşmiştir).

-Kiralanan şirket AO olduğundan A.O.’ nın Türk bayrağı çekme koşullarının mevcut olması gerekir.İdare ve tamir-le yetkili olanların ekseriyetle Türk olması, şirket mukavelesinde oy çoğunluğunun Türkler’e ait olması, hisse senetlerinin hepsinin nama yazılı olması ve devrinin idare meclisinin iznine tabi olması gerekir.

-Malikin muvafakat etmesi,

-Geminin bayrağını çektiği yabancı devlette buna bir engel olmaması,

-Denizcilik Müsteşarlığından izin alınmış olması gerekir.

Son 4 şartın gerçekleşip gerçekleşmediği olaydan anlaşılmamaktadır.Eğer şartlar varsa Türk bayrağı çekebilecek, yoksa çekemeyecektir. Türk bayrağı çekme hakkı bakımından ise AO olduğu için hisse senetlerinin hepsinin nama yazılı olması gerekir. Yani Yargıtay’ın vardığı sonuç doğrudur.ancak kanunumuzda hisse senetleri açısından bir oran belirtilmemiştir (temsilde oy çoğunluğu aranmıştır).Herhangi bir oran belirtilmediği için hisse senetlerinin nama yazılı olması gerekir.Bu nedenle % 51’ in oluşmadığı yolundaki gerekçe yanlıştır.Sonuç doğru ama gerekçe yanlıştır.

14-….. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı şirkete ait olup yurt dışından satın alınmış ve her biri 18 GRT’dan küçük ticari amaçlı 13 adet yatın Türk gemi siciline tescilinin mümkün olup olmadığıdır.Davacı anonim şirketinin 115.000 pay senedinden sadece 300 adedinin nama yazılı olduğu, bakiyesi olan 114.700 adedinin ise hamile yazılı olarak çıkarıldığı anlaşılmaktadır.Bu durum karşısında TTK’nın 840. maddesinin yollamada bulunduğu aynı yasanın 823. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci bendi koşulları gerçekleşmediği ve en azından şirketin pay senetlerinin en az % 51’nin nama yazılı olduğu ve bunların Türk vatandaşlarının elinde bulunduğu ileri sürülüp kanıtlanamadığından davalı gemi sicil memurluğunca tescilden imtina edilmesi yerinde olduğu gibi, bu işleme vaki itirazı yerinde görmeyerek reddeden mahkeme kararı da doğru görül-düğünden ……… davacının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onaylanması gerekmiştir.

 

Soru : Olayda Yargıtay’ın vardığı sonuç ve gerekçelerinin tümü yerinde midir? Sebebi?

Cevap : Hukuki sorun : Söz konusu gemilerin sicile tescilinin caiz olup olmadığıdır.

Türk gemi siciline tescil için belirli şartlar aranır.Bunlar;

-Tescili caiz olan bir gemi olması gerekir,

-Türk bayrağı çekme hakkına sahip olması gerekir,

-Yabancı bir sicilde kayıtlı olmaması gerekir.

“Bayrak çekme hakkı” : Ticaret şirketi olduğundan idare ve temsile yetkili olanların ekseriyetlerinin Türk vatandaşı olması, şirket mukavelesine göre oy çoğunluğunun Türk vatandaşlarına ait olması gerekir.Ayrıca AO olduğun-dan hisse senetlerinin hepsinin nama yazılı olması gerekir ve bunların temliklerinin idare meclisinin iznine tabi olması gerekir.

Olayımızda gemiler 18 grostan küçük ticaret gemileridir.Bunların sicile tescili mümkün olup malikin isteğine bağlıdır. İsterse tescil ettirir, isterse ettirmez.Yani birinci şart yerine gelmiştir.Anlaşıldığı üzere başka bir sicilde kayıtlı da değildir.Bu konuda da sorun yoktur.

Yazar Cunda

Piri Reis Üniversitesi Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ALGORİTMA ve C# (C Sharp) Ders Notu 3

Denizcilik İngilizcesi