in

Kardak Krizi Yıldönümü ve Yaşananlar

25 Aralık 1995 günü “Figen Akat” isimli Türk ticaret gemisi Bodrum-Gümüşlük açıklarında bulunan Kardak kayalıklarında karaya oturmuş, tamamen rastlantı sonucu olan bu olay, bahse konu kayalıklar hakkında Türk ve Yunan taraflarının aidiyet iddiasında bulunmaları nedeniyle ciddi bir krize yol açmıştı.

Anılan kayalıklar Gümüşlük sahillerinden 3,8 deniz mili, 1947 Paris Barış Antlaşması ile İtalya tarafından Yunanistan’a devredilen Kelemez (Kalimnos) adasından ise 5,5 deniz mili mesafedeydi. Olay, Türkiye ile Yunanistan arasında deniz sınırlarının halen karşılıklı anlaşma ile belirlenmemiş olması sorununun yeniden gündeme gelmesine neden oldu.


25 Aralık günü kaza yerine ilk gelen, tesadüfen bir Yunan sahil güvenlik botu olmuştu. Bu bot bir yandan Türk gemisine yardım teklif ederken, diğer yandan da geminin Yunan karasularında olduğunu bildirdi. Buna karşılık, Türk gemisinin kaptanı nazik bir tavırla yardım teklifini geri çevirerek, Türk karasularında olduğunu ve Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan yardım talebinde bulunduklarını söyledi. Türk Dışişleri Bakanlığı ile Ankara’daki Yunan Büyükelçiliği yetkilileri arasındaki bir dizi görüşmelerden sonra, Figen Akat gemisi “Ömür Kurtarma” isimli bir Türk şirketi tarafından kurtarıldı. Bu Türk şirketi, kurtarma işlemi sırasında Türk bayrağı çeken Yunan gemisinin hizmetinden yararlanmıştı. Figen Akat gemisi 26 Aralık 1995’te Güllük limanına çekildi.

Yunanistan Büyükelçiliği, Türk Dışişleri Bakanlığı’na 29 Aralık 1995 günü, 26 Aralık tarihli bir nota göndererek kazanın Yunan karasularında vuku bulduğunu iddia etti. Aynı gün Türk Dışişleri Bakanlığınca Kardak kayalıklarının Türk toprağı olduğu ve bahse konu kayalıkların mülkiyetinin Muğla İli, Bodrum İlçesi Karakaya Köyü kayıtları kapsamında olduğu Yunan Büyükelçisi’ne bir nota ile bildirildi.

20 Ocak 1996 tarihinde, Kostas Simitis’in yeni Yunan hükümetini kurmakla görevlendirilmesinin akabinde, konu Yunan basınına sızdırılmıştı. Bunun üzerine, Yunan basını aşırı milliyetçi üslupta Türkiye karşıtı bir kampanya başlattı.

Bu sırada, Kelemez (Kalimnos) adasının Belediye Başkanı, 26 Ocak 1996 günü bir grup adalı vatandaşla kayalıklara gelerek Yunan bayrağı dikti. Bununla beraber ertesi gün Hürriyet gazetesi muhabirleri de bu kayalıklara Türk bayrağını diktiler.

Bayrak dikme olayının ardından Yunanistan, Kardak kayalıklarının Yunan egemenliği altında olduğunu iddia ederek, 29 Ocak 1996 günü öğle saatlerinde bahse konu kayalıklardan doğudakine, 12 kişiden oluşan bir askeri tim çıkarıp, her iki kayalığa Yunan bayrağı çekerek krizi tırmandırdı. Bahse konu kayalıklara Yunan bayrağının çekilmesi, Yunan askerlerinin konuşlandırılması, bölgeye Yunan Donanması’na ait dört hücumbot sevk edilmesi ve Yunan uçaklarının taciz uçuşuna başlaması üzerine, aynı gün Yunan Büyükelçisi Nezeritis, Dışişleri Bakanı Deniz Baykal tarafından bakanlığa davet edilerek kendisine Türkiye’nin tepkisini ileten sert bir nota verildi.

Ancak, aynı gün Yunanistan’ın yeni başbakanı Kostas Simitis, Ege’deki Kardak kayalıkları krizi konusunda yaptığı açıklamada, Türkiye’yi mesnetsiz iddialarla itham ederek, “Bu veya herhangi bir saldırgan milliyetçiliğe, Yunanistan’ın cevabının, anında, sert ve kararlı olacağını ilan ediyoruz” diye konuşmuştu. Kostas Simitis, 29 Ocak 1996 günü Bakanlar Kurulu toplantısı sırasında bir açıklama yaparak, “ellerindeki mevcut tüm imkânları Türkiye’ye karşı kullanmakta tereddüt etmeyeceklerini” ileri sürüyordu.

Yunanistan’ın Kardak kayalıklarına asker çıkartması üzerine Ankara’da yoğun bir diplomatik ve askeri trafik yaşanmış, Dışişleri Bakanlığı’nda Dışişleri bürokratları ile Genelkurmay Başkanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı temsilcilerinin katılımıyla bir kriz masası oluşturulmuştu, 29 Ocak 1996 günü Başbakan Tansu Çiller’in başkanlığında Kardak Krizi ile ilgili son gelişmeleri değerlendirmek üzere bir güvenlik toplantısı düzenlendi. Dört saat süren kriz toplantısında ilk aşamada diplomatik yöntemlerin kullanılması eğilimi ağırlık kazandı. Toplantıda, Türkiye’nin “oldubittileri” kabul edemeyeceği, Yunanistan’ın Türk karasularındaki asker ve gemilerini en kısa süre içerisinde çekmesi gerektiği vurgulandı ve Türkiye’nin, Yunanistan’dan toprak talebinde bulunduğu iddiasının tamamen mesnetsiz olduğu belirtildi.

30 Ocak 1996 günü Başbakanlık’ta Kardak Krizi nedeniyle yapılan ikinci toplantıda, kayalıklara Yunan askeri çıkarılması “Türkiye sınırlarının ihlal edilmesi” olarak değerlendirilerek, toplantılarda benimsenen strateji çerçevesinde, Türkiye’nin kendi toprağı olduğunu açıkladığı bir bölgeye yabancı askerlerin çıkarılmasına göz yummayacağı, anlaşmazlığın çok kısa süre içinde çözümlenmemesi durumunda egemenlik haklarının, gerekirse askeri önlemlerle korunması gerektiği vurgulandı.

Ancak, Yunanistan, uluslararası hukuka aykırı olarak yaptığı bu işlemi sona erdirmek şöyle dursun, bu kayalıkların kendilerine ait olduğunu iddia ederek, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mensup gemilerin karasularından çekilmesini talep etti.

Türkiye, bütün tahriklere karşı serinkanlı tutumunu sürdürmüş, olaya diplomatik yollardan çözüm aramıştı. Ancak, bütün bu diplomatik girişimlere rağmen, Yunanistan’ın ısrarlı tutumunu sürdürmesi üzerine Türkiye, tepki göstermek, kendini savunma hakkını kullanmak suretiyle, olası bir çatışmaya karşı hazırlık yaptı. Donanma Komutanlığı’na bağlı gemiler çıkabilecek bir çatışma için kriz bölgesine intikale geçirilmiş, TCG Yavuz, 29 Ocak 1996 tarihinden itibaren hücumbotlarla birlikte Kardak kayalıkları bölgesinde konuşlandırılmıştı. Aynı gün, Karadeniz’de taktik eğitimde bulunan savaş gemilerimiz de Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Ege Denizi’ne açılmıştı.

Deniz Kuvvetleri unsurlarının Karadeniz ve Gölcük’ten intikaller dahil, Ege’ye yayılmaları ve konuşlanmaları son derece süratli bir şekilde 16 saat içinde tamamlandı. Yunanistan’ın devam eden olumsuz tutumu ve bölgeden asker ve gemilerini çekmemesi nedeniyle, 30-31 Ocak 1996 gecesi saat 01.00’de sancak gemisi TCG Yavuz’da bulunan Güney Görev Grup Komutanı Tuğamiral Aydın Gürül  taktik komutasında başlayan harekâta, Deniz Kuvvetleri’ne bağlı SAT timleri katıldı ve saat 01.40’ta SAT timlerimiz, Yunan askeri bulunmayan batıdaki kayalığa çıkarak, kayalıktaki Yunan bayrağı indirdiler ve yerine Türk bayrağını diktiler.

SAT komandolarının Yunan askeri bulunmayan bitişik kayalığa çıkıp, Türk bayrağını dikmesinden sonra Yunanistan geri adım atmak zorunda kaldı. ABD’nin de girişimi üzerine, taraflar arasında mutabakat sağlanarak, her iki taraf kendi kuvvetlerini geri çekmeyi ve tartışmalı kayalıklar üzerinde herhangi bir askeri faaliyet yapmamayı kabul ettiler.

Nitekim 31 Ocak 1996 sabahı saat 06.30’dan itibaren Yunanistan’a ait iki firkateyn, üç muhrip, dört hücumbot ve iki sahil güvenlik botu bölgeden ayrılmaya başladı. Saat 08.00’de her iki kayalıktaki bayraklar indirilmiş, personel tahliye edilmiş ve gemiler bölgeyi terk etmiştir.

31 OCAK 1996

Kardak Krizinin yıldönümünde egemenlik haklarımızı savunmak için asla geri adım atmayan tüm diplomat ve askerlerimize teşekkürü bir borç biliriz.

Cem Gürdeniz’in Hedefteki Donanma adlı kitabından yararlanılmıştır.

 

 

 

Yazar Genisapaz - Lütfullah Han Uçar

Kocaeli Üniversitesi Denizcilik İşletmeleri Yönetimi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elektrik Kumanda Elemanları

Yıldırım Nasıl Oluşur?