Navlun sözleşmesinin ifası
Navlun sözleşmesinin ifa edilebilmesi için, sırası ile sözleşmede kararlaştırılan geminin yolculuğa hazırlanması, zamanında yükleme limanında bulundurulması, eşyanın yüklenmesi, yolculuğun yapılması, varma limanında eşyanın boşaltılması ve gönderilene teslim edilmesi gereklidir.
Sözleşmede kararlaştırılan geminin kullanılması
Navlun sözleşmesinde taşıma borcunun ifasında kullanılacak gemi belirlenmiş ise, eşyanın bu gemi ile taşınması gerekir. Her tür navlun sözleşmesinde taşıyan, taşıtanın iznini almadan eşyayı başka gemiye yükleyemez; yüklerse bundan doğacak zarardan sorumlu olur ( TTK m. 1150/1 ). Ancak taşıyan, eşyanın kararlaştırılan gemiye yükletilmiş olması halinde dahi, zararın meydana gelmesinin kesin olduğunu ve zararın taşıtana ait olduğunu ispat ettiği takdirde sorumluluktan kurtulur.
Taşıtanın izni alınmaksızın eşyanın başka gemiye yüklenemeyeceğine dair hükmün aksi kararlaştırılabilir ve uygulamada “gemi ikame klozları” ile aksi kararlaştırmaktadır. Gemi ikame klozu, “ Eşya, A gemisi veya onun yerine B gemisi ile taşınacaktır. “şeklinde ise seçimlik borç söz konusu olup, A gemisinin ziyai halinde sözleşme sona ermez; taşıyan, eşyayı diğer gemi (B gemisi) ile taşımak durumundadır. Gemi ikame klozu, “Eşya, A gemisi ile taşınacaktır; fakat taşıyan eşyayı, o hattın başka gemisi ile taşımaya yet kilidir.” şeklinde ise seçimlik yetki söz konusudur.
Seçimlik yetkinin söz konusu hallerde, borçlunun kusurlu olmadığı bir sebeple asıl edim (eşyanın A gemisi ile taşınması) imkânsızlaşınca, borç ilişkisi sona erer; alacaklı yedek edimin (eşyanın B gemisi ile taşınması ) ifasını talep edemez. Ancak TTK m. 1212 hükmünde “taşıyanın, eşyayı sözleşmede ismen kararlaştırılmış gemi dışında başka bir gemiye yüklemeye ( veya aktarmaya ) yetkili olması halin bu geminin ziyai halinde taşımayı diğer uygun bir gemi ile yapabileceği veya tamamlayabileceği) ” öngörülmüştür.
Bu hükümde “… taşımayı diğer bir uygun gemi ile yapabilir…” denilmiş olmasından, navlun sözleşmesi ile taşıyana, eşyayı sözleşmede ismen kararlaştırılmış gemi dışında başka bir gemiye yükleme yetkisinin (seçimlik yetki) tanınmış olması halinde de taşıyanın taşımayı diğer bir uygun gemi ile yapıp yapmama hakkına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla taşıyan sözleşmede ismen kararlaştırılmış geminin ziyaina rağmen taşımayı yapmak isterse, diğer bir uygun taşımayı yapmak isteyip istemediğini, yapmak istiyorsa bu husustaki beyanı ile birlikte seçimini de (seçtiği gemiyi) gecikmeksizin bildirmekle yükümlüdür ( TTK m. 1212 ). Taşıyanın diğer bir uygun gemi ile taşıma istemediğine dair bildirimi ile navlun sözleşmesi sona erer.
Taşıyan, her tür navlun sözleşmesinde taşıma borcunun ifasında kullanılacak gemiyi yapılacak yolculuk için hazırlamak zorundadır. Geminin yolculuğa hazırlanması, denize, yola ve yüke elverişli hale getirilmesini ifade eder. Yüklemenin başında geminin denize, yola ve yüke elverişli halde bulundurulması, taşıyanın en önemli borçlarından biridir. Denize, yola ve yüke elverişli geminin yükleme yerine yanaştırılması da, gemiyi yolculuğa hazırlama borcunun bir diğer gereğini teşkil eder.
Denize elverişlilik
TTK m. 932/1 hükmüne göre “gövde, genel donatım, makine, kazan gibi esas kısımları bakımından, yolculuğun yapılacağı sudan ileri gelen (tamamıyla normal tehlikeler hariç) tehlikelere karşı koyabilecek bir gemi denize elverişli sayılır.” Buna göre geminin denize elverişli olup olmadığını tespitte, herhangi bir zamanda yapılacak herhangi bir yolculuk degil, yapılacak belirli yolculuk esas alınır. Diğer bir anlatımla denize elverişlilik mutlak değil, yapılacak belirli yolculuğa göre değişen (nisbi) bir durumdur. Örneğin; Marmara Denizi’nde yazın yapılacak yolculukla, kışın Atlantik’te yapılacak yolculuk için, aynı gemide aranan elverişlilik şartları birbirinden farklıdır. Dolayısıyla geminin yapacağı belirli yolculuk ve yolculuğun yapılacağı zaman esas alınarak denize elverişli olup olmadığı tespit edilir.
2 . Yola elverişlilik
- TTK m. 932 / 2 gereğince yola elverişlilik, denize elverişli bir geminin, teskilatı, yükleme durumu, yakıtı, kumanyası, gemi adamlarının yeterliği ve vs bakımından, (tamamıyla anormal tehlikeler hariç) yapacağı yolculuğun tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli niteliklere sahip olmasını ifade eder.
- Yola elverişlilik de yapılacak belirli yolculuğa göre değişen bir kavramdır . Gemi adamlarının sayısı ve yeterliliği, “Gemiadamlan Yönetmeliği ile bu Yönetmeliğe müsteniden hazırlanıp yürürlüğe konan (geminin özelliğine göre hangi yeterlik derecesine sahip kaç gemi adamı istihdam edileceği hakkındaki) “Gemilerin Gemiadamları ile Donatılmasına İlişkin Yönerge” hükümlerinde öngörülen sayıda ve yeterlik derecesine sahip gemi adamı ile donatılmış olmasını ifade eder.
- Bir gemide söz konusu Yönerge hükümlerine uygun sayıda ve yeterlik derecesine sahip gemi adamı istihdam edilmiş ise, gemi adamlarının sayısı ve yeterliği bakımından yola elverişlilik sağlanmış olur.
- Gemide yolculuğu tamamlayacak kadar yakıt ve kumanya bulunmaması ya da yükün geminin dengesini bozacak şekilde kötü istif edilmiş olması halinde, gemi yola elverişsizdir. Yüke elverişlilik
- Yüke elverişlilik, “soğutma tesisatı da dahil olmak üzere, geminin eşya taşımada kullanılan kısımlarının, eşyanın kabulüne, taşınmasına ve muhafazasına elverişli olmasını” ifade eder ( TTK m . 932 / 3 ).
- Geminin yüke elverişli olup olmadığı, taşınması taahhüt edilen eşyaya göre belirlenir.
Örneğin;
- önceki seferde dökme halde kömür taşınan ambarda kömür kalıntıları bulunuyorsa, bu ambar yine kömür taşınacak olması halinde yüke elverişli ise de, dökme tahıl taşınacak olması halinde yüke elverişsizdir.
- Geminin zamanında yükleme limanında hazır bulundurulması
- Çarter sözleşmelerinde geminin tamamı veya bir kısmı ya da belirli yerini dolduracak kadar yük yüklenmesi söz konusudur. Yüklemenin mümkün olan en kısa sürede tamamlanması iki tarafın da menfaatine olması sebebiyle, gemi yükleme limanında yüklemeye hazır olduğunda eşyanın da gecikmeksizin yüklenebilecek durumda olması ya da eşya yüklenmek üzere limana getirildiğinde geminin yüklemeye hazır olması istenir.
- Bu nedenle, geminin yükleme limanında yüklemeye hazır olacağı zamanın sözleşme ile belirlenmesi önemlidir.
- Ancak taşıyan geminin yükleme limanına ulaşma zamanını kesin olarak bilemeyeceği için, gecikme ihtimalinin gözetip bu zamanın tahmin edilenden ileri bir tarih olarak belirlenmesinin, geminin erken gelmesi halinde de derhal yüklenmeye başlanmasını ister.
- Taşıtan da liman masraflarından kaçınmak, belirli bir tarihe kadar yüklemenin yapılacağı taahhüdü altında olmak gibi sebeplerle yükün en erken ve en geç ne zaman gemiye yüklenebileceğini bilmek zorundadır.
Geminin belirlenen en geç tarihte yüklemeye hazır olmadığı takdirde navlun sözleşmesini sona erdirip başka bir gemi ile bir an önce yükünü göndermek ister. Bu durum nedeniyle çartır sözleşmelerinde geminin yükleme limanında hazır olacağı zaman belirli bir gün olarak değil, en erken ve en geç tarihler arasındaki bir zaman olarak (Örneğin; ” Yükleme en erken 15.07.2020 tarihinde ve en geç 19.07.2020 tarihinde başlayacaktır. Gemi 19.07.2012 tarihinde yüklemeye hazır olmazsa taşıtan sözleşmeyi feshedebilir.” şeklinde) belirlenir. Uygulamada “fesih şartı (cancelling clause) olarak anılan bu tür kayıtlar uyarınca taşıyanın gemiyi yüklemeye hazır bulundurmak zorunda olduğu kesin ve nihai tarihe (örnekte 19. 07.2020)” kancello günü” (cancelling date – fesih günü ) denir.
- Gemi bu tarihte hazır bulundurulmazsa, taşıtan ihtara ve süre vermeye gerek olmaksızın ve taşıyanın kusuru aranmaksızın navlun sözleşmesini fesih yetkisine sahip olur ( TBK m. 124, bent 3 ).
- Buna karşılık geminin yükleme limanında hazar bulundurulması gereken gün kesin olarak belirlenmemişse, taşıtanın gecikme sebebiyle sözleşmeyi feshedebilmesi için taşıyana uygun bir süre vermesi gerekir (TBK m. 123, 125) .


