in , , ,

DENİZ TİCARETİ SORULAR VE CEVAPLAR (2)

15-Taşıyan A ile taşıtan B, 2000 koli parke yükünün İtalya’dan İzmir’e taşınması hususunda anlaşmışlardır. Konişmentoda “malın değerinin 100.000 dolar olduğu ve taşıyanın gemi adamlarının ticari kusurlarından sorumlu olmayacağı” kaydı yer almaktadır.Önceki seferde arızalanmış olan, fakat tamiri İzmir’e dönüşe bırakılan ambar aydınlatma tesisatında meydana gelen kısa devre sonucu 500 koli parke yanmıştır.

 

Soru : Taşıyan A, 500 koli parkenin yanması sonucu meydana gelen zarardan, gönderilen (C)’ye karşı sorumlu mudur, değil midir? Sebebi?

Cevap : Başlangıçta elverişsizlik; gemi yolculuğa çıkmadan, aydınlatma tesisatı bozuk ve yangın bu nedenle çıkı-yor.Taşıyan burada yangın zararından sorumlu olmayacağını ileri süremez.Çünkü sorumluluk sebebi değişmiştir. Gemi, yüke elverişli değildir.Başlangıçta elverişsizlikten doğan zararlardan taşıyan ancak; tedbirli bir taşıyanın göstereceği özeni göstermesine rağmen elverişsizliğin fark edilemediğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Olayda böyle bir durum yoktur.Başlangıçtaki elverişsizlik halinde yangından da sorumlu olacak olan taşıyan (C)’nin zararını tazmin etmek durumundadır (C)’ye karşı sorumludur).

 

Kural: Taşıyan yangından sorumlu değildir.Ancak; taşıyanın kendi kusuru varsa ve başlangıçtaki elverişsizlikten kaynaklanıyorsa taşıyan sorumlu olur.Başlangıçtaki elverişsizlik halini ileri sürdüğünde; taşıyan, başlangıçta elve-rişsizlik olmadığını ispat edecek.Bunu ispat edemezse tedbirli taşıyanın özenine rağmen keşfedilemediğini ispat etmeye çalışacaktır.

Soru : Yangın gemi adamlarından birinin ambarda yanık unuttuğu gaz lambasının devrilmesi sonucu çıkmış olsaydı, yanıtınız değişir miydi? Sebebi?

Cevap : Gaz lambasının yanık unutulması gemi adamının ticari kusurudur.Ancak yangın zarara sebebiyet verdiğin-den, yangında taşıyan sadece kendi kusurundan sorumlu olup, gemi adamının kusurundan sorumlu değildir (ticari kusur olmasına rağmen taşıyan sorumlu olmaz). 

Teknik kusur ve yangın; mutlak sorumsuzluk halleridir.Sadece kendi kusurundan sorumlu olur.

Ticari kusur, yangın olduğu zaman; sadece kendi kusuru ve başlangıçtaki elverişsizlikten sorumludur.

 

Soru : Taşıyan (A) yük zararından sorumlu tutulsa dahi tazmin borcunun belirli tutarla sınırlı olduğunu iddia etmiştir.Bu iddia yerinde midir, değil midir? Sebebi?

Cevap : Yükün ziyanı ve hasara uğramasından sorumludur, gecikme zararlarından sorumlu değildir. 

1114= tazminatın azami değerini belirler.Piyasa değeri daha fazla olsa bile 100.000 sınırı dikkate alınır, piyasa değeri bertaraf edilir (Konişmentoda ons ve değer yazılmamışsa 100.000 lira ile sorumludur).

1114’in uygulanması için konişmentoda yükün cins ve kıymetinin yer alması gerekir.Sadece biri yazılırsa 1114 uygulanır.Olayımızda sadece kıymet belirtilip, cins belirtilmediğinden 1114 uygulanacak, kararlaştırılan hüküm uygulanamaz. (A)’nın iddiası yerindedir.

 

16-Kanada’dan İstanbul’a çuvallar içinde kakao ve rulolar halinde kağıt yükü getiren “Marry” isimli gemi Yeşilköy’de demirli iken kakao yükünün bulunduğu 2 no.lu ambarında gemi adamlarının kusuru yüzünden bir yangın çıkmıştır.Kaptan, liman idaresinin kurtarma-yardım hizmeti teklifini kabul etmemiş ve yangın gemi personeli tarafından söndürülmüştür.Ancak 2 no.lu ambarın kapakları söndürme çalışmalarının sona ermesin-den kısa bir süre sonra, ambar yeterli ölçüde soğutulmadan açıldığı için yangın yeniden başlamış ve kağıt yükünün bulunduğu diğer ambarlara da sıçramıştır.İkinci yangının uzun süre devam etmesi ve kontrol altına alınamaması sonucu “Marry” gemisi kaptanının itirazına rağmen (K) gemisi tarafından yangına müdahale edilmiş ve yangın söndürülmüştür.(K) gemisi donatanı, 250.000 USD kurtarma-yardım ücreti alacağı doğduğunu iddia ederek alacağın tahsili ve geminin ihtiyaten haczi için mahkemeye başvurmuştur.Mahkeme, kurtarma- yardım alacağının rehinle temin edilmiş olduğu gerekçesiyle ihtiyati haciz talebini reddetmiştir.

 

Soru : Taşıyan kakao yükü ile kağıt yükünün yanarak ziyana uğramasından sorumlu mudur?

Cevap : Asıl taşıma safhasında meydana gelen zarar söz konusudur.Gemi adamlarının kusuru yüzünden yangın çıkıyor. Yangın zararlarından taşıyan ancak kendi kusurundan sorumlu olacağı için,taşıyan gemi adamlarının kusuru neticesinde meydana gelen yangın zararlarından sorumlu değildir.

Olayımızda taşıyan 1062/2 uyarınca sorumlu değildir.

 

Soru : Marry gemisi kaptanının itirazına rağmen kurtarma-yardım hizmetinde bulunduğu gerekçesiyle kurtarma-yardım ücreti alacağı doğmadığı yönündeki savunma ile,

Cevap : Kurtarma-yardım ücreti şartları:

-Gemi ya da gemideki şeyler bir tehlikeye maruz kalacak,

-Kurtarma ve yardımda bulunulmuş olması gerekir.Bu kurtarma ve yardımın 3. kişiler tarafından yapılmasını ifade eder.Kurtarma ve yardım söz konusu geminin gemi adamları tarafından yapılmışsa, onlar ücrete hak kazanmaz. Çünkü bu onların görevidir.

-Faydalı netice elde edilmesi gerekir.

-Kaptanın makul itirazına karşı yapılmamış olması gerekir.

Kurtarma ve yardımdaki tehlikenin müşterek avaryada olduğu gibi müşterek olması gerekmez, gemi ya da yükün tehlikede olması yeterlidir.

Olayımızda kaptanın kendi imkanları ile yangını söndürebilmesi mümkün değildir.Bu itibarla kaptanın makul olma-yan bir itirazına karşı yapılan bir kurtarma-yardım var.İtiraz makul olmadığından kurtarma-yardım ücretine hak kazanılmıştır, talep edilmesi mümkündür.

Soru : Mahkemenin ihtiyati haciz talebini red kararı, isabetli midir, değil midir?

Cevap : Kurtarma-yardım ücreti gemi alacaklısı hakkı olup kanuni rehin hakkı verir.Bu hak takip ve öncelik hakkı sağlar.Gemi iyi niyetli 3. şahıslara satılsa dahi gemi alacaklısı sahibi takipte bulunabilir.Ayrıca gemi alacaklısı hakkı, ipotek dahil bütün alacaklardan önce gelir.

Rehinle temin edilmiş alacaklardaki önce rehine başvurma kuralına, gemi alacaklıları açısından istisna getirilmiş-tir. Geminin devamlı hareket halinde olması nedeniyle ihtiyaten haczi kabul edilmiştir.Bu nedenle rehinle temin edilmiş olsa dahi gemi ihtiyaten haczedilebileceğinden mahkemenin red kararı isabetli değildir.

 

17-İskenderun’dan İzmir’e gitmekte olan “Ester” şilebiyle “Mega” gemisi Antalya açıklarında “Mega” gemi-sinin hatalı manevrası sebebiyle çarpışmışlar, batma tehlikesiyle karşı karşıya kalan “Ester” şilebi “Mega” gemisince çekilerek Antalya limanına götürülmüştür.Bu limanda yolculuğu tamamlayabilecek şekilde tamir ettirilen “Ester” şilebi yola çıkmak üzereyken “Mega” gemisi donatanı kurtarma-yardım ücretinin ödenmediği gerekçesiyle mahkemeden ihtiyati haciz kararı alarak şilebi haczettirmiştir.

 

Soru : ”Mega” gemisi donatanının kurtarma-yardım ücretine hak kazanıp kazanmadığını açıklayınız.

Cevap : Olayımızda TK 1229’un uygulama alanı söz konusudur.Kurtarma ve yardımda bulunan gemi, kurtarma ve yardımı kendi kusuru ile zorunlu kıldığından kurtarma yardım ücreti verilmeyecektir.Gemi sadece kurtarma ve yardım için tahsis edilmişse kendisine daha fazla ücret takdir ediliyor.Uygulamada taraflar arasında, çok acil bir durum olmadıkça kurtarma yardımdan önce bir sözleşme yapılır ve ücret tayin edilir.Eğer tespit edilmemişse 1226’daki kriterler göz önünde bulundurularak takdir edilir.Sözleşme olup olmadığına, ücretin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığına bakıyoruz. Düzenlenmemişse, 1226’daki kriterlere göre ücreti takdir ediyoruz.

 

Soru : ”Mega” gemisi donatanının kurtarma-yardım ücretine hak kazanmış olması ihtimalinde, “Ester” şilebinin ihtiyaten haczine dair mahkeme kararı doğru mudur? Sebebi?

Cevap : Kural olarak rehinle temin edilmiş alacaklarda ihtiyati haciz mümkün olmaz.Ancak gemi alacakları bakımından istisna getirilmiş ve bu alacaklar için geminin ihtiyaten haczedilebileceği kabul edilmiştir.Ancak buna bazı istisnalar getirilmiştir.Gemi yolculuğa hazır halde ise gemi alacaklısı hakkı içinde ihtiyati haczedilemez.Ancak bunun için, geminin sicile kayıtlı olsun veya olmasın, Türk gemisi olması gerekir.

-Hukuken, fiilen hazır olması gerekir.

-Yabancı gemilerde bu istisna işlemez, onlar yola hazır olsalar dahi gemi alacaklısı hakkı için ihtiyaten haczedilebilirler.Çünkü geminin bir daha bulunamama, Türkiye’ye gelmeme ihtimali vardır.

Yola çıkmaya hazır Türk gemisinin ihtiyaten haczi, gemi işletilsin donatan para kazanarak borçlarını ödesin diye engellenmiştir.Türk gemisinin yola çıkmaya hazır olma hali nedeniyle haciz muafiyeti aradaki limanlarda da devam eder.Ara limanlarda da Türk gemisi ihtiyaten haczedilemez.

Yola çıkmaya hazır geminin, ihtiyaten haczedilemeyeceği kuralının da istisnası vardır.Yola çıkmadan hemen önce o yolculuk için yapılmış borçlar için, gemi yolculuğa hazır olsa da ihtiyaten haczedilebilir.Sefere çıkmadan önce kumanya, yakıt alınmışsa bu borçtan dolayı gemi ihtiyaten haczedilebilir.

Olayımızda kurtarma-yardım ücreti, gemi alacaklısı hakkı olduğundan, ihtiyaten hacze müracaat edilebilir.Ancak gemi yola çıkmaya hazır bir Türk gemisi olduğundan ve borçta o sefer nedeniyle yapılan muamelede doğmadığından kuralın istisnasına girer ve ihtiyaten haczedilemez.Mahkemenin kararı isabetli değildir.

Uygulamada mahkemeler büyük bir çoğunlukla ihtiyati hacze karar vermemektedirler.Alacak “yargılamayı gerektirir” diyorlar.Bu durumda gemi alacaklıları, mahkemeden ihtiyati tedbir suretiyle geminin seferden men’ini istiyorlar, mahkeme teminat aldığı için ihtiyati tedbir yoluyla geminin seferden men’ine karar veriyorlar.Geminin nereye geleceğini haber alıyorlar.Liman Başkanına karar götürülür.Liman Başkanı ve avukat, gemiye girer, geminin sefere çıkmasını engelleyecek evrakına el koyar.Bu durumda gemi sefere çıkamaz.Donatan para kazanamayacağından, avukat sulh teklif eder.Geminin seferden men’i çok önemlidir.  

18-(A) gemisi sisin ani olarak artması neticesi, yakınında kurallara aykırı bir şekilde demirlemiş bulunan (B) gemisi ile çarpışmak üzereyken, kaptanın sancak tarafa doğru yaptığı ani manevra neticesinde oradan kurallara uygun olarak geçen petrol yüklü (C) tankeri ile çarpışmıştır.Ağır şekilde hasarlanan (C) tankeri, 

kaptanının isteği ile (A) gemisi tarafından çekilerek en yakın limana götürülmüştür. 

 

Soru : Olayda meydana gelen deniz kazası nasıl bir çatma teşkil eder?

Cevap : Olayımızda 2 tür çatma vardır: fiili çatma ve kıyasen çatma.Fiili çatmanın kusurlu çatma türü vardır. Mücbir sebep ya da umulmayan hal nedeniyle gerçekleşen çatmadır (A ve C gemileri arasında).Olayımızda mücbir sebepten kaynaklanan kusursuz çatma söz konusudur (sis nedeniyle).

Kıyasen çatma; gemi bir manevrayı yapmak veya yapmamak suretiyle yahut nizamlara riayetsizlik yüzünden başka bir gemiye yahut gemide bulunan can ve mallara çatma olmaksızın bir zarar verilmesi halidir (A ve B gemileri arasında).

 

Soru : (C) tankerinde meydana gelen hasar için kim sorumludur? Sebebi?

Cevap : 1216 uyarınca kusursuz çatmada herkes kendi zararından sorumludur.Donatanların sorumluluğu söz konu-su olmaz. Herkes kendi zararına katlanır.

 

Soru : (A) gemisi, (C) tankerini limana çekmesi sebebiyle bir kurtarma-yardım ücretine hak kazanabilir mi?

Cevap : Çatan (A) gemisinin çatmada kusuru olmayıp mücbir sebep nedeniyle çarpmıştır.Bu nedenle 1229’un uygulaması söz konusu olmaz.Kurtarma ve yardımın şartları gerçekleşmiş olup, kurtarma-yardımda bulunanın da, bu olayın meydana gelmesinde kusuru olmadığından, ücrete hak kazanır.

 

Soru : Olayda hangi zarar ve masraflar müşterek avaryaya girer?

Cevap : Barınma limanı müşterek avaryası vardır.

-Giriş ve çıkış ücretleri,

-İkame masrafları,

-Gemi adamları ücret, kumanya masrafları talep edilir.

*Kurtarma-yardım müşterek avaryası

Çevre kirliliğinin söz konusu olması gerekir (petrol kirlenmesini önlemek için yapılacaktır).Çevrenin kirlenmesini önlemek için yapılacak müşterek avarya.

 

19-(A), (B) ve (C)’nin miras yoluyla elde ettikleri “Mert” isimli gemi, (A) tarafından, (B) ve (C)’nin bilgisi dışında, deniz ticaretinde kullanılmaktadır.(A) Şişe Cam A.Ş. ile akdettiği navlun sözleşmesiyle İzmit’ten Antalya’ya cam mutfak eşyası taşımayı taahhüt etmiş ve sebebiyle demirleme yerinde bekleyen Poyraz gemisine çarparak Poyraz gemisinin hasarlanmasına ve bu gemideki beş gemi adamının yaralanmasına neden olmuştur. Çarpma esnasında gemideki yük de kısmen zarara uğramıştır.

 

Soru : Olayda bir donatma iştiraki söz konusu mudur? Sebebi?

Cevap : Olayımızda A-B-C’ye gemi miras yoluyla kaldığı için iştirak halinde mülkiyet söz konusudur.Donatma iştiraki için müşterek mülkiyet gerektiğinden, donatma iştiraki mümkün olmayacaktır.

A-B-C’nin iştirak halinde mülkiyeti, müşterek mülkiyete dönüştürdüklerini kabul etsek dahi, donatma iştirakinin bir diğer şartı olan “kendi nam ve hesabına deniz ticaretinde işletme şartı” gerçekleşmemiştir.Çünkü, A gemiyi B ve C’ nin bilgisi dışında işletmektedir.Birlikte işletme söz konusu olmadığından donatma iştiraki yoktur.

 

Soru : Poyraz gemisinde meydana gelen hasar ve gemi adamlarının yaralanmasından kimin hangi hükümler uyarınca sorumlu tutulabilceğini, -ile sorumluluk durumunu da belirterek açıklayınız.

Cevap : Donatanın sorumluluğunu kabul edersek sadece (A) sorumlu olacaktır.Çünkü geminin işletilmesinden (B) ve (C)’nin haberi yoktur.

Donatanın, gemi adamının kusuru sebebiyle 947’den doğan sınırlı ayni sorumluluğu söz konusudur.Ancak donatanın gemiyi sefere elverişsiz çıkarması nedeniyle şahsi kusuru vardır, bu nedenle sınırlı sorumluluk sınırsıza dönüşür. Donatan sınırsız olarak sorumludur. 

Donatan kendi fiil ve ihmallerinden sınırsız sorumludur.Gemi adamının kusurundan sınırlı ayni sorumludur.Ancak şahsi kusuru varsa sınırsız sorumlu olacaktır.

 

Soru : Şişe cam A.Ş.’nin yük zararının tazmini talebiyle açtığı davada (A), zararın teknik kusurdan ileri geldiği, bu sebeple sorumlu tutulamayacağı savunmasında bulunmuştur.Bu savunmanın isabetli olup olmadığını değerlen-diriniz.

Cevap : Donatanın (taşıyanın) yükle ilgili sorumluluğu 1062’de düzenlenmiştir.Buna göre gemi adamlarının kusurlarından kendi kusuru gibi sorumludur.Ancak donatan teknik kusur ve yangın sebebiyle meydana gelen zarardan sorumlu değildir. Ancak bu zararda kendi kusuru varsa sorumlu olacaktır.

Olayımızda teknik kusur nedeniyle zarar meydana gelmiştir.Ama donatan gemiyi elverişsiz şekilde yola çıkardığından kendi kusuru vardır.Bu nedenle bu zarardan sorumlu olacaktır.Yani (A)’nın iddiası yerinde değildir. Dümenin bozuk olduğunu fark etmesine rağmen gemiyi İzmit-Antalya seferine çıkarmıştır.

 

20-Ulusal Denizciliğe ait Kardelen isimli gemi, bağlama limanı olan İstanbul’a dönerken Kaptanın hatalı manevrası sebebiyle karaya oturmuş, TDİ’ye ait bir gemi tarafından kurtarılmıştır.Haydarpaşa limanında yüklerini boşaltan Kardelen gemisi, Mersin’den Hamburg’a taşıyacağı narenciye yükünü almak amacıyla Mersin’e hareket için hazırlıklarını yapmış ve gerekli işlemlerini tamamlamıştır.

 

Soru : TDİ, kurtarma-yardım ücretini tahsil edebilmek için harekete geçmiş ve geminin ihtiyaten haczini talep etmiştir. Geminin ihtiyaten haczi mümkün müdür? Sebebi?  

Ulusal Denizcilik haciz işlemine itiraz etmemiş olması, bu bakımdan bir rol oynar mı? Sebebi?

Cevap : Rehinle temin edilen alacaklarda kural olarak ihtiyati haciz mümkün değildir.Ama gemi alacakları bakımından bu kurala istisna getirilmiştir.Gemi alacaklı hakkı sahibi gemiyi ihtiyaten haczedebilir. Ancak bu kuralın da istisnaları vardır.Bir tanesi gemi yola çıkmaya hazırsa (borç söz konusu yolculuktan doğmamak şartıyla) gemi ihtiyaten haczedilemez. (Yabancı gemi olmayacak, ancak Türk gemisi ihtiyati haciz muafiyetinden yararlanır.)            

  1. madde emredici hükümdür, tarafların ileri sürmesine ya da itirazına gerek yoktur. Emredici olduğundan re’sen hatıra alınması gerekir. Karşı tarafa tebligat yapılmadan dahi 892. madde uygulanabilir. Hakim 892. maddenin şartlarını inceler. Gemi hukuken ve fiilen yola hazır olup olmadığına bakarak re’sen karar verir.

Gemi hukuken ve fiilen yola çıkmaya hazır olması gerekir. Hukuken hazır olma, tüm belgelerin hazır olduğu, izin belgesi ve diğer hazırlık için gerekli belgelerin hazır olmasıdır.

Doktirin sadece safrayla bile yola çıksa haciz muafiyetinden yararlanılır. Geminin boş olarak yola çıkması haciz muafiyetinden yararlanmasını engellemez.892. madde uygulama alanı yoktur.Ara limanlarda da yola hazır olma durumu nedeniyle haciz muafiyeti devam eder. Çünkü yola hazır olma devam etmektedir.

 

Soru : Kardelen gemisinin, limandan ayrılmak üzere harekete geçtiği sırada çıkan şiddetli bir fırtına sebebiyle limandan ayrılamayacak duruma gelmesi ihtimalinde, geminin haczi mümkün olabilir mi? Sebebi?

Cevap : Arızi nedenler, yola hazır olmayı engellemez. Haciz muafiyeti devam eder. Yola çıkmış ancak hemen fırtına bastırmış ve geri düşmüşse yine haciz muafiyeti devam eder.

 

Yargıtay Kararı :

(A) petrol tankeri karaya oturuyor, kurtarma-yardım istiyor.

– Deniz İşletmesi bir gemi,

– Diğer geminin donatanı olan Petrol Ofisi de gemilerinden bir tanesini gönderir.İki gemi de faaliyette bulunur.  – Denizcilik İşletmesinin ücreti veriliyor.                                                                                                   – Aynı donatana ait diğer geminin ücreti verilmiyor.

Ancak bu gemi kurtarma ve yardıma kendi iradesiyle değil, donatanın emriyle gitmektedir. Bu durumda gemi adamları kurtarma-yardım ücretine hak kazanır

Kurtarma-yardımın şartları ;

– Gemi veya yük tehlikede olacak,

– Gemi veya gemideki şeyler için faaliyette bulunulacak ve faydalı netice elde edilecek,                                             – Kaptanın makul direnmesine karşı yapılmış olmayacak.                                                                               “Faaliyette bulunma” kurtarma-yardımın, 3.kişiler tarafından yapılmasını ifade ettiği gibi, ayrıca kurtarma ve yardımın gönüllü bağımsız olmasını da ifade eder.Kurtarma-yardım ücreti elde etmek için, bunun gönüllü ve bağımsız olarak yapılması gerekir.                                                                                                                               Olayımızda bu unsur gerçekleşmediğinden, donatanın emriyle hareket ettiklerinden kurtarma-yardım ücretine hak kazanmamışlardır.                                                                                                                                                       – Donatanın bu gemisi kurtarma ve yardıma tahsisi edilmişse yine ücrete hak kazanamazlar, çünkü gönüllü ve bağsız hareket yoktur. 

Donatanın kurtarma ve yardıma tahsis edilmiş gemisi başka bir donatana ait gemiyi kurtarırsa, kurtarma yardım ücretini talep hakkı donatana aittir. Gemi adamları talepte bulunamaz.Donatan aldığı ücretinden ilk payı gemisine aktaracak, gemisine ayıracak, daha sonra kaptan ve gemi adamlarına dağıtacak takip hakkı donatana aittir.Kaptan ve gemi adamlarının talebi reddedilecektir.

Kurtarma-yardıma tahsis edilen geminin kaptanını ya da emir verilen kaptan, donatanın emirlerine uymazsa sözleşmesi fesh edilip, donatan ve gemi adamı bunu kendi aralarında halleder.

 

21-Mercan isimli gemi Bremen’den Samsun’a 2000 adet bilgisayar taşımaktadır.Çanakkale Boğazı girişinde gemiye kılavuz kaptan çağrılmıştır.Kılavuz kaptanın gemiye alınmasından hemen sonra ani olarak bastıran sis sebebiyle Boğaz geçişi trafiğe kapatılmıştır.Sisin dağılması beklenirken Mercan gemisinin kaptanı ve kılavuz kaptan aşırı miktarda alkol almışlardır.Sisin dağılması ile birlikte yoluna devam etmek üzere harekete geçen geminin kaptanı, bir süre sonra gemisinin idaresini bütünüyle kılavuz kaptana bırakmıştır.Kılavuz kap-tanın gemiyi idare ederken yaptığı hatalı bir manevra sonucu Mercan gemisi Tuna isimli bir gemiye çarp-mıştır.Çarpışma esnasında Mercan gemisinde bulunan 100 adet bilgisayar ile tuna gemisinde bulunan cam yükü zayi olmuştur.Çarpışmadan sonra Ahırkapı açıklarına çekilen Mercan gemisindeki yükler başka bir gemiye aktarılarak Samsun’a taşınmıştır.Daha sonra 50 adet bilgisayarın yüklerin aktarıldığı geminin personeli tarafından çalındığı anlaşılmıştır.

 

Soru : Meydana gelen zararlardan kimin ve/veya kimlerin, hangi hükümler uyarınca sorumlu olacağını, sorumluluk durumunu da belirterek açıklayınız.

 

Cevap : -Tuna gemisinde meydana gelen zarardan donatanın sorumluluğu,

-Donatan kendi fiil ve ihmalinden kural olarak sorumludur.

-Donatan gemi adamının fiil ve ihmalinden 947’ deki şartlar mevcutsa sorumludur.

*Kaptan gemi adamıdır.Kılavuz kaptan gemi adamı mıdır?

Olayımızda mecburi kılavuzluk söz konusu değildir.Kaptan sevk ve idareyi kılavuz kaptana vererek kendisi uyu-maktadır.Geminin seyrine kılavuz kaptan etki etmektedir.Kontrol, sevk ve idare kılavuz kaptana geçmiştir.Bu nedenle kılavuz kaptan gemi adamıdır.

947’ nin diğer şartları da mevcut olduğundan, donatan 947 uyarınca sorumludur.948/3’ e göre de deniz serveti ile sorumludur.

-Donatan 947 uyarınca sorumludur.

Kaptanın kişisel kusuru vardır.Sözleşmeye aykırılık söz konusudur.Bu nedenle donatan Kaptan’a rücu ederek, ver- diği parayı isteyebilir.

*Mecburi kılavuzda, yetki kılavuza geçer.

*İhtiyari kılavuzda, yetki hala Kaptan’dadır.

*Geminin sevk ve idaresinin kimde olduğuna bakarak kılavuzun gemi adamı olup olmadığı tespit edilir.

*100 adet bilgisayardan donatanın sorumluluğu; donatanın yükle ilgili şahıslara olan mesuliyeti için 947/2 1062’ye yollama yapmakta, donatan sorumluluğu, taşıyanın sorumluluğu biçiminde düzenlenmiştir.1062’ ye göre donatan (taşıyan) gemi adamının teknik kusurundan bizzat kusuru olmadıkça sorumlu olmayacaktır.Olayda da gemiadamının teknik kusuru olup (hatalı manevra) donatan şahsen kusuru olmadığından donatanın 100 bilgisayardan sorumluluğu söz konusu değildir.

-50 adet bilgisayarın gemiadamlarınca çalınmasından donatanın sorumluluğu; 947’ nin “gemiadamının vazifesini yaparken” zarar vermesi şartı ile gerçekleşmediğinden (vazife olarak nitelendirilmeyeceğinden) donatan sorumlu olmayacaktır.

*Tuna gemisindeki cam yükün zayi olması; (taşıyanın sorumluluğu incelenince yapılacak) 

 

22-Türk vatandaşı A’ya ait olan ATA tankeri, bir petrol rafinerisi tarafından artan üretimini muhafaza etmek için iki yıl süre ile sabit depo olarak kullanılmıştır.A, bu süre sonunda gemisini merkezi İstanbul’da bulunan X Limited Şirketi’ne satmıştır. X Limited Şirketi satın aldığı tankeri petrol taşımacılığına tahsis etmiştir.

 

Soru : ATA tankeri, sabit depo olarak kullanıldığı sürede TTK’ya göre gemi niteliğine haiz miydi, değil mi? 

Cevap : -Suyun üstünde altında –hareket ediyor olması,

-Hareket etme amacına tahsis edilmiş olması,

-Pekte küçük olmaması ….. şartlarını taşıyan tekneler TTK anlamında gemi kabul edilir.

Ancak bu gemi vasıflarının geçici olarak kaybedilmesi gemi vasfını etkilemez.Olaydaki “Ata” tankerinin 2 yıllık süre için depo olarak kullanılması, geçici bir süre olduğundan söz konusu tanker gemi vasfını korumaktadır.Sonuç olarak o sürede de gemi niteliğine haizdir.

Geçiciliğin gelişen olaylara göre tespit edilmesi gerekir.Ayrıca sürenin de çok uzun olmaması gerekir tabi.”Geçici olmak” tan kasıt, söz konusu durumun gemi vasfının yitirilmesine sebep olmasıdır.

 

Soru : A, tankerin mülkiyetini, X Ltd. Şti.ne nasıl devredecektir? Sebebi?

Cevap : Gemilerin mülkiyetinin nakli tescile kayıtlı olup olmamalarına göre değişir.Sicile kayıtlı olmayan gemiler de mülkiyet MK’ nun menkul hükümleri uyarınca teslim veya zilyedliğin başkaca devri ile geçer.Ancak taraflar mülkiyetin sadece akitle intikal edeceğini zilyedliğin devrine lüzum olmadığı kararlaştırılabilirler. Bu durumda zilyediğe hacet kalmaksızın mülkiyet geçer.

Gemilerin sicile kayıtlı olmaları bakımından da tescili mümkün olan ve olmayan gemiler vardır.Tescili mümkün olan gemilerde tescili zorunlu olan ve ihtiyari olan gemiler olarak ikiye ayrılır.18 grostondan büyük olan ticaret gemilerinin tescili zorunludur. Olayımızdaki tanker muhakkak ki 18 grostondan fazladır.Ticaret gemisi de olduğu için tescili zorunludur.Yani olayımızda genel sicile kayıtlı bir gemidir.

Sicile kayıtlı gemilere mülkiyetin nakli:

Bir borçlandırıcı işlem (genellikle alım-satım) ardından mülkiyetin nakli için bir tasarruf işlemi gerekir. Borçlandırıcı işlem şekle bağlı değildir.Sicile kayıtlı gemilerde her türlü şekil şartından vazgeçilmiştir.Tarafların anlaşması gerekli ve yeterlidir.Tarafların anlaşması ile mülkiyet geçer (kredi, acilen elden çıkarma, zaptmüsadere gibi nedenlerle bu yol tercih edilmiştir).

 

Soru : X Ltd. Şti., satın aldığı bu tankeri Türk limanları arasında petrol taşımacılığında kullanabilir mi? Hangi şartlarla?

Cevap : Kabotaj hakkından sadece TC vatandaşları yararlanabilir.İşletenlerin hepsinin Türk olması gerekir.İşle-ten bir kişi ise onun Türk, birden fazla kişiyse hepsinin Türk olması gerekir.Tüzel kişi ise tüm ortaklarının ya da üyelerinin Türk olması gerekir.

Kabotaj hakkından faydalanmak için;

-Türk bayrağını çekme hakkına sahip olması,

-Ticaret şirketi olduğu için temsil ve idareye sahip olanların ekseriyetinin TC vatandaşı olması, şirket mukavele-sine göre oy çoğunluğunun Türklere ait olması gerekir.

-Gemiyi işletenlerin tamamının Türk olması gerekir.

Yani Türk bayrağı çekmek hakkına sahip olan bir gemi kabotaj hakkına sahip olmayabilir.Eğer olayda söz konusu şirket (X Ltd. Şirketi) bu şartlara sahipse Türk limanları arasında petrol taşıyabilir.

Örneğin; Türk bayraklı bir gemi İtalyanlara kiralanmışsa, bu kira süresince gemi kabotaj hakkından yararlanamaz.Yabancı geminin Türk’e kiralanması durumunda 824/2’deki istisnadan yararlanarak bayrak çekme hakkına sahip olursa kabotaj hakkından da yararlanabilir.Gemi adamlarının da Türk olma zorunluluğu vardır, uyulmaması sonucunda para cezası gündeme gelir.Ancak bunun kabotaj hakkından yararlanmaya etkisi yoktur.

 

23-İstanbul gemi siciline kayıtlı EFES gemisinin maliki (A), Garanti Bankası ile kredi sözleşmesi akdetmiş ve 2 yıl vadeli 1 milyon dolar tutarındaki kredinin teminatı olarak EFES gemisi üzerinde ipotek tesis etmeyi taahhüt etmiştir.İpotek sözleşmesi akdeden taraflar ipoteğin sicile tescili için İstanbul Gemi Sicil Memurluğuna başvurmuş, ancak sicil memurluğu “sicile kayıtlı gemilerin gayrimenkul niteliğinde olduğu, gayrimenkuller üzerinde yabancı para üzerinden ipotek tesisini düzenleyen MK m. 766/a hükmü gereğince yabancı para üzerinden gayrimenkul rehini tesisinin vadesi 5 yıl ve daha fazla olan dış kaynaklı krediler için mümkün olduğu” gerekçesiyle tescil talebini reddetmiştir.

 

Soru : Sicil memurluğunun ipoteğin tescili talebini ret kararı yerinde midir, değil mi? Sebebi?

Cevap : Gemi menkul mal olduğundan özel hüküm olmasaydı, MK menkul hükümlerine göre rehni lazım gelecekti ki, bunun için de teslim şarttı.Bunun çeşitli mahzurları olduğundan kanunda sicile kayıtlı gemilerin sadece gemi sicili-ne kayıtla rehnedilmesine cevaz verilmiştir.Yani TTK da özel olarak gemi ipoteği düzenlenmiştir.Bazı konularda MK gayrimenkul rehnine atıflar yapılmıştır.Ancak bu konuda atıf olmadığından MK 766 uygulanmayacaktır.

Gemi/gemi payı üzerinde gemi ipoteği özel olarak düzenlenmiştir.Gemiler menkuldurlar, kanunda belirtilen özel hallerde gayrimenkul gibi muamele görürler.Menkul tehninin çeşitli mahzurları yüzünden gemi ipoteği kabul edilmiştir.Gemi ipoteğinin kurulması için, tarafların anlaşması ve icile kayıt gereklidir.Sicile kayıt kurucudur.Bu özel düzenleme karşısında ipoteğe ilişkin hükümlere gitmek doğru değildir.Bu nedenle MK 766 uygulanmayacaktır. Yabancı paranın tescili için 766’ daki dış kaynaklı olması vadenin 5 yıl sürmesi gibi  şartlar da aranmayacaktır. Gemi ipoteğinde yabancı paranın tescili için Maliye Bakanlığı’ndan izin alınması yeterlidir.

 

24-İstanbul Büyük Şehir Belediyesi bir gemi almış, bunu;

Normal zamanlarda – yüzen otopark olarak,

Olası bir depremde – seyyar hastane olarak,

Olası bir olimpiyatta – gazetecileri taşımak için kullanacaktır.

 

Soru : Bu TTK anlamında bir gemi midir?

Cevap : TTK 816 anlamında bir gemiden söz edebilmek için bunun tahsis edildiği gaye; hareket etmesine bağlı olmalıdır.Olayımızda geminin asıl gayesi otopark olarak kullanılmasıdır.Yani tahsis edildiği gaye hareket etme kabiliyetine bağlı olmadığı için TTK anlamında “gemi” değildir.Hastane, gazeteci taşıması olası bir durumda söz konusu olacaktır. 

 

25-Martı Denizcilik’e ait “Meltem” adlı kuru yük gemisinin, dümen tertibatındaki bir arıza sebebiyle Bebek sahilinde karaya oturması sonucunda Martı Denizcilik tarafından düzenlenen konişmentoya konusu 250 ton porselen yükü kırılmış, geminin teknesi hasarlanmış ve sahilde duran bir balıkçı motoru da parçalanmıştır. Gemi, Martı Denizcilik tarafından Güneş Sigorta A.Ş.’ne sigorta ettirilmiştir ve gemi üzerinde (A) lehine bir ipotek mevcuttur.

 

Soru : Porselen yüküne gelen zarardan dolayı Martı Denizcilik konişmento hamili ( C ) ’ye karşı dümen tertibatın-daki aksaklığın gemi adamları tarafından yükleme limanında giderilmemiş olmasının teknik kusur teşkil ettiğini, dolayısıyla zarardan sorumlu olmadığını ileri sürebilir mi?

Cevap : Başlangıçtaki elverişsizlik; yüklemenin başlangıcından yolculuğun başlangıcına kadar geçen süredeki elverişizliktir.Taşıyan, başlangıçtaki elverişsizlik halinden doğan zararlarda, tedbirli bir taşıyanın sarf etmekle mükellef olduğu dikkat ve ihtimamı göstermesine rağmen, elverişsizliğin yolculuğun başına kadar keşfe imkan olmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.

Taşıyan; yardımcı şahısların, aynı zamanda b-donatan ise gemi adamlarının da kusurlarından sorumludur.

1019 açısından teknik/ticari kusur ayrımı yoktur.Başlangıçtaki elverişlikten zarar meydana gelmişse elverişliğin teknik ya da ticari kusur olduğuna bakılmaksızın taşıyan sorumlu olacaktır.Taşıyanın savunması yerinde olmayıp, zararlardan sorumlu olacaktır. 

 

Soru : Balıkçı motorunun maliki, tazminat alacağını elde etmek için Martı Denizcilik’e ait “Tuna” isimli tekneye TTK hükümleri uyarınca el koyabilir mi? Sebebi?

Cevap : Gemi adamlarının kusurundan veya çatma nedeniyle zarar meydana gelmiş olabilir.İki halde de sınırlı ayni sorumluluk söz konusudur.Bu durumda deniz servetiyle sorumluluk söz konusu olur.

Olayda “Tuna” deniz servetine dahil olmadığından, “Tuna” ya el konulamayacaktır.

 

Soru : Olayda geminin sigortalı olmasının ipotekli alacaklı (A)’nın alacağını elde etmesi bakımından bir faydası olur mu, olmaz mı?

Cevap : Olayımızda başlangıçtaki elverişsizlik olduğundan bu durumda sigorta tazminatı ödenmez, bu nedenle sigorta tazminatı ödenmeyeceğinden (A) ‘nın alacağı açısından bir faydası olmaz. 

 

26-Taşıyan (T) ile taşıtan (A) bez torbalar içinde kabuksuz fındık yükünün Trabzon’dan Trieste’ye “Esin” gemisinin 5 numaralı ambarında taşınması hususunda anlaşmışlardır.Düzenlenen konişmentoda “yağmur beklendiği için süratle yüklendi, sayılamadı-tartılamadı, yükletenin beyanına göre 1500 M/T ağırlığında 30.000 torba fındık içi, sayı ve ağırlık belli değil” kaydı ile “taşıyanın gemi adamlarının kusurundan sorumlu olma-yacağı” kaydı yer almaktadır.Varma limanında gönderilen (G)’ye konişmentodaki kayda göre 180 torba eksik teslim edilmiş; ayrıca 400 torba yükün de açık unutulan ambar kapaklarından giren deniz suyuyla ıslanarak küflendiği anlaşılmıştır.

 

Soru : Eksik çıkan 180 torba fındık için taşıyan (T)’nin sorumlu tutulması mümkün müdür?

Cevap : Konişmentodaki kayıtlar taşıyan aleyhine karine oluşturur.

-Konşimento yarı illi bir senettir.

-Karinenin aksi ispat edilebilir.

-Taşıyan aksini ispat ederek, kendisine ne teslim edildiyse onu teslim edecektir.

* TTK 1100 göre yükle ilgili bilgiler konişmentoda bulunacaktır.

Yükletenin talebi üzerine, yazılı olarak bildirilmesi halinde bildirildiği şekilde yazmakla yükümlüdür.

Konişmentodaki bilgiler, taşıyanın teslim borcu bakımından bir karine oluşturur.Taşıyana belirli hallerde belirli kayıtlar koyarak sorumluluktan kurtulma imkanı tanımıştır.

Taşıyan koyduğu kayıt gerekçeli olduğundan karineyi tersine çevirmiştir.Bu durumda taşıtan yazıldığı şekilde teslim edildiğini ispat ederek taşıyanın sorumluluğuna gidebilir.Ayrıca ikinci kayıtta (ölçü/tartı) gerekçe aranmasının istisnalarından olduğundan o da karineyi tersine çevirmeye yeterlidir.Yükün haricen belli olan hal ve niteliği hak-kındaki yükleten beyanları da yazılmalıdır.Ancak bu hususta kayıt olmaması yükün iyi bir durumda teslim alındığı manasına gelmez, tazminat isteyen iyi bir durumda teslim edildiğini ispat zorundadır. 

 

Soru : Taşıyan (T) konişmentodaki sorumsuzluk kaydı uyarınca küflenen 400 torba fındık yükü için sorumlu tutu-lamayacağı savunmasında bulunmuştur.Bu savunma isabetli midir, değil midir? Sebebi?

Cevap : Taşıyanın sorumluluğu : 1061 yükün, sağ salim varması için alınabilecek tüm tedbirlerin alınmasından sorumludur.

-Tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.

-Mutlak sorumsuzluk halleri; teknik kusur, yangın.Bu hallerde taşıyan sadece kendi kusurundan sorumludur.

Teknik kusur : geminin sevk ve idaresine ait bir hareket. 

Ticari kusur : Yükün menfaati ile ilgili alınacak tedbirlerdeki kusurdu.

Emredici hükümler 1116’ da belirtilmiştir.Emredici hükümlerin uygulanması için;

-konşimento düzenlenmiş olması gerekir.

-konşimentonun 3. şahsa devredilmiş olması gerekir.

Taraflar arasında zaten navlun sözleşmesi geçerlidir.Emredici hükümlerle 3. şahsı korumak amaçlanır.(G) 3. şa-hıstır.Taşıyanın sorumsuzluk kaydı, konşimento 3. şahsa devredildiğinden geçerli olmayacaktır.Taşıyan sorumlu olacaktır.Taşıyan 1061 (ticari kusur) uyarınca sorumlu olacaktır.

 

27-Taşıyan A ile taşıtan B arasındaki navlun sözleşmesi uyarınca Belçika’nın Antwerp limanından İzmit limanına “20.000 rulo birinci kalite kağıt” yükü taşınmıştır.Söz konusu yük için düzenlenen konişmentoda “taşıyanın gemi adamlarının ticari kusurlarından ve kara zararlarından sorumlu olmayacağı” kaydı bulunmak-tadır.Varma limanı İzmit’te gönderilen G’ye 2000 rulo ıslak, 500 rulo ise yırtık ve parçalanmış durumda teslim edilmiştir.2000 rulonun ambarlarda yer kalmadığı için güverteye yüklenip taşındığı, 500 rulonun ise gemiden boşaltıldıktan sonra gümrük ambarlarına taşınırken yırtılıp parçalandığı tespit edilmiştir.

 

Soru : Taşıyan A, 2000 rulo kağıt yükünün ıslanarak ziyana uğramasından sorumlu mudur?

Cevap : Yükün güvertede taşınması şartları varsa emredici hükümlerin uygulanmasının istisnasını oluşturur. Şartları:

-Yükün yükletenin talebiyle güvertede taşınması gerekir.

-Konşimentoda güvertede taşınacağının belirtilmesi gerekir.

-Fiilen güvertede taşınması gerekir.

Bu şartlar mevcut değilse emredici hükümlerden kurtulmak mümkün değildir.Bu durumda şartlar yoksa istif hatası, dolayısıyla ticari kusur olduğundan taşıyan sorumlu olacaktır.Olayımızda konşimentoda taşınacağına dair kanıt yok, ambarda yer kalmadığı için güvertede taşınmıştır.Bu istif hatası dolayısıyla ticari kusurdur.Ambarda yer kalmayacağının önceden anlaşılıp, fazla yük alınmaması gerekirdi.Güvertede taşınmaması gerekirken, güvertede taşıdığı için taşıyan ticari kusuru nedeniyle sorumludur.

Emredici hükümlerin uygulanması için;

-Konişmento düzenlenmesi gerekir (İç taşımalarda konşimento şartı aranmaz.Çünkü iç taşımalarda genelde konşimento düzenlenmez.Bu sebeple emredici hükümlerden mahsul etmemek için konişmento aranmaz).

-Kira sözleşmesinde 3.konişmentonun 3. kişiye devredilmesi gerekir.

Olayımızda konşimento 3.kişiye devredildiğinden kayıt geçerli olmayıp emredici hükümler geçerli olacaktır.Taşı-yan zarardan sorumlu olacaktır.Taşıyan-taşıtan arasında, konşimento olsa bile navlun sözleşmesi uygulanır.Bu nedenle olayda konşimento G’ ye devredilmeyip B’ de kalsaydı, kayıt geçerli olacak, emredici hükümler uygulanma-yacak ticari kusura rağmen taşıyan sorumlu olmayacaktır. 

 

Soru : Taşıyan A, 500 rulo kağıdın yırtılıp parçalanması dolayısıyla sorumlu tutulabilir mi?

Cevap : Bir taşıma işleminde 3 safha vardır.

-Teslimden yüklemeye kadar,

-Yüklemeden-boşaltıma kadar (yolculuk),

-Boşaltımdan teslime kadar.

Emredici hükümlerin asıl uygulama alanı, yükün gemide bulunduğu, yani asıl taşıma safhasıdır.Diğer aşamalarda  (1-3) emredici hükümlerin aksi kararlaştırılabilir.Taşıyanın sorumluluğu daraltılabilir, kaldırılabilir.

Olayımızda da emredici hükümlerin aksi düzenlenerek kara zararlarından sorumlu olmayacağı belirtilmiştir.Kara zararlarında emredici hükümler bertaraf edilebilir.Taşıyan konşimentodaki bu kayıt nedeniyle sorumlu olmayacaktır.Kayıt konabilir, emredici hükümlerin istisnasıdır, taşıyan sorumlu olmaz.Kayıt olmasaydı, emredici hükümler gereği taşıyan yırtıklardan sorumlu olurdu.

-Kara zararı, güverte yükü, canlı hayvan ve dış taşıma emredici hükümlerin istisnalarını oluşturan farklı durumlardır. Konişmentonun kara zararı ile hiç alakası yoktur. 

28-Rusya’nın Mariupol limanından Yunanistan’ın Elestis limanına rula saç yükü taşıyan “Kardelen” adlı gemi, Karadeniz’de seyrederken aniden çıkan şiddetli fırtınanın gemideki saç yükü kaydırması sonucu yana yatarak batma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış; bunun üzerine gemideki yükün bir kısmı denize atılmıştır.Yük atılmasına rağmen geminin yana yatmaya devam ettiğini gören “Şampiyon” adlı römorkörün kaptanı, “Kardelen” gemisinin tehlikede olduğunu anlamış ve gemiyi çekerek Zonguldak limanına götürmüştür.

 

Soru : Olayda hangi müşterek avarya türleri mevcuttur?Hangi zarar ve masraflar müşterek avaryaya girer?

Cevap : Müşterek avarya şartları;

-Gemi ve yük yola çıkacak,

-Gemi ve yük müşterek bir tehlike ile karşılaşacak,

-Gemi ve yükü korumak amacıyla fevkalaade fedakarlık veya fevkalade masraf yapılacak.

-Fedakarlığın iradi şekilde yapılması gerekir (kaptanın fedakarlık ilanında bulunması gerekir).

Subjektif bir durumda söz konusu olabilir.Tamamen kaptanın dünyası ile ilgili bir olay, ancak kötüye kullanırsa ağır cezası vardır.Ancak daha sonra mahkeme kararıyla gerekli olup olmadığı bilirkişiye tespit ettirilir.Mahkeme kararından önce tüm yetki kaptandadır, “var” derse müşterek avarya vardır, ancak sorumluluğu söz konusu olacaktır.

-Fedakarlık makul olmalıdır.

Olayımızda 2 avarya vardır.

1.Denize mal atma müşterek avaryası,

-müşterek tehlike,

-kaptanın fedakarlık kararı,

-yükün ve yardım için atılmış olması gerekir.

Hangi zararlar istenecek?

-feda edilen yük,

-atma esnasında geminin ve diğer yüklerin uğradığı zararlar talep edilir.

2.Barınma limanı müşterek avaryası,

-mevcut tehlike aranmaz, muhtemel tehlikede yeterlidir.

-geminin daha sakin bir limana çekilmesi söz konusudur.

Hangi zararlar istenecektir? 

-ikame masrafları,

-gemi adamlarının ücretleri ve kumanya masrafları.

 

Soru : ”Kardelen” gemisi, kaptanın itirazına rağmen romorkör tarafından çekilmiş olsaydı romorkör donatanının kurtarma-yardım ücreti talep edip edemeyeceğini ve bu ücretin müşterek avarya masrafı olarak kabul edilip edilemeyeceğini değerlendiriniz.

Cevap : Kurtarma yardım ücreti için, kurtarma ve yardımın kaptanın makul ve açık direnmesine karşı yapılmamış olması gerekir.Kaptanın direnmesinin açık ve makul olması gerekir.Kaptanın direnmesi makul değilse faaliyette bulunabilir ve bu faaliyet kurtarma ve yardım ücretine hak kazandırır.Olayımızda “gemi yan yatmaya devam ediyor” ibaresi nedeniyle kaptanın direnmesi makul olmadığından, faaliyette bulunan, kurtarma-yardım ücretine hak kazanır. Kaptanın direnmesine rağmen kurtarma-yardım ücreti söz konusu olabilir (direnme makul değilse). Ancak müşterek avarya açısından bu durum söz konusu değildir.Müşterek avarya için mutlaka kaptanın kararı gerekir.Kaptanın fedakarlık ilanı gerekir.Olayımızda bu şart gerçekleşmediğinden müşterek avarya yoktur.

 

Soru : Romorkör donatanının kurtarma-yardım ücreti talep edebilmesi ihtimalinde ücret alacağının tahsilini temin için geminin ihtiyaten haczine karar verebilir mi?  

Cevap : Bir alacağın gemi alacaklısı hakkı tanıyıp tanımadığını bilmek gerekir.Gemi alacaklısı hakkı sağlıyor ise kanuni rehin hakkı sağlayacaktır.Diğer alacaklardan (ipotekli alacaklardan) önce gelecektir.Rehinli alacaklarda ihtiyaten haciz kuralı burada işlemez, kanuni rehin hakkı olsa da ihtiyati haciz mümkün olacaktır.Olayımızda kurtarma yardım ücreti gemi alacaklısı hakkı verdiğinden geminin ihtiyaten haczi mümkündür.

Uygulamada ihtitayi tedbir olarak uygulama yapılmaktadır.

29-……… Pentagon Shipping Ltd. 28-5-2003 tarihli taleple donatanı/işleteni bulunduğu M/V ELPA gemisinin Soyak seferi için davacıdan gemiye yakıt temini etmesini istemiş, davacı şirket, istenen yakıtı Lukoil Marine Int. Ltd. şirketinden 7200 ABD dolarından almış ve 30-5-2003 tarihli faksla yakıt bedelin-den dolayı 7200 ABD dolarının ödenmesini istemiş, donatan Pentagon 28-7-2003 tarihli faksla aldıkları yakıttan dolayı borçlu olduklarını kabul etmiştir.

TTK Md. 23 uyarınca şifahen, telefonla veya telgrafla akdedilen bir sözleşmenin esaslarını teyit ve o sözleşmeyi (yazılı) şekle sokmak maksadıyla akitlerin birbirine gönderdikleri yazıya “teyit mektubu” denilmektedir. ….. Teyit mektubu tıpkı fatura gibi yazılı ispat vasıtasıdır.Karşı taraf 8 gün içinde bu teyit mektubuna itiraz etmezse gönderilen teyit mektubu yazılı bir delil vasfını iktisap edeceğinden taraflar bu teyit mektubunun münderecatıyla bağlıdır.Bu durumda taraflar arasında satım akdi oluşmuştur.Davacının yakıtı başka yerden satın alıp davalı donatana satması taraflar arasında oluşan satım akdinin niteliğini ortadan kaldırmaz.Diğer taraftan davacının, davanın acentesi sıfatıyla satım akdinde taraf olması da taraflar arasında oluşan satım akdini etkilemez.Dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığına göre davacı, dava dışı Lukoil Marine Int. Ltd. şirketinden yakıt alırken bu yakıtı donatana izafeten ve onun nam ve hesabına değil kendi adına almış olup bu dahi davacının yakıtı alırken acente sıfatıyla hareket etmediğini göstermektedir.Ayrıca acente aracılıkta bulunduğu veya müvekkili adına yaptığı sözleşmeler dolayısıyla ücret isteme hakkına sahiptir.Davacı dava dışı şirketten yakıtı 7200 ABD dolarına satın almış ve aynı bedelle ve hiçbir acentelik ücreti ilave etmeden davalı donatana satmıştır.Bu durumda davacıyla davalı arasında davalı donatanın gemi-sine yakıt satışıyla ilgili menkul satım sözleşmesi oluştuğu anlaşıldığından mahkemece, davacı alacağının TTK Md. 1235/6 madde ve bendinde öngörülen anlamda bağlama limanı dışındaki geminin yolculuğunun başarılması için zorunlu olup olmadığının, bu kredili yakıt satış işleminin gemi alacaklısı hakkı kazandıran nitelik taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi ve bozmaya uyulmakla davacı yararına usulü kazanılmış hak doğduğu da göz önünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerin-de görülmediğinden kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

 

Soru : Olayda Yargıtay’ın vardığı sonuç ve gerekçelerin tümü yerinde midir? Sebebi?

Cevap : M/V Kaptan Bogdanov gemisinin soyak seferi için donatan davacıya yakıt etmesini istiyor.Davacı şirket istenen yakıtı Lukoil Marine Ltd. şirketinden 7500 ABD dolarından almış ve aynı fiyatla davalı şirkete satmıştır.

Davacı şirket yakıt parasının ödenmesi için dava açıyor.

Yargıtay; başkasından alıp satması bir fark yaratmaz, üstüne acenta ücretine de eklemediğinden olayda “alım-satım vardır” diyor (menkul satımı).

Acenta kendisi sözleşme yapar, sözleşme yapılmasına aracılık eder.

Acentanın bu işlemleri bir ücret karşılığı yapacağı hayatın olağan akışından kaynaklanır.Olayda acenta ücreti konulmadığından, kar koymadığından, yakıt da menkul olduğundan menkul satımı vardır.

1235/6’ a gitmesinin şartları;

-Bağlama limanı dışında olacak,

-Kredili muamele olacak,

-Zaruri olacak,

-Kaptan tarafından yapılmış olması gerekir.

Olayımızda 

-Bağlama limanı dışında,

-Zaruret hali var,

-Kredili muamele,

-Kaptan tarafından değil donatan tarafından yapılmıştır.

Kaptan tarafından yapılmadığından 1235/6 ‘nın kapsamına girmez.

Donatana satıldığından, donatan genel hükümlere göre sınırsız sorumludur.  

30-….. Dava yurt dışında satılan gemide kanuni rehin hakkının bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, davalı tarafın dava aşamasında tahsilat yaptığı ve bu surette rehin hakkının konusuz kaldığını ileri sürmüş mahkemece TTK md. 1245 nazara alınarak davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.Dava konusu fener ücretlerinin gemi üzerinde gemi alacaklısı hakkı verdiği ve kanuni rehin hakkı tanıdığı açıktır.Yanlar arasındaki çekişme, alacak hakkının ortadan kalkması halinde bu hakka dayalı olarak varlığını sürdüren kanuni rehin hakkı isteminin de konusuz kalıp kalmayacağına ilişkindir.Gerçekten alacak hakkını sona erdiren bir ödemenin kanuni rehin hakkını da etkilemesi eğer böyle bir ödeme dava aşamasında yapılmışsa kanuni rehin hakkının artık konusuz kaldığı kabul edilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekmektedir.Dosya içerisine sunulan belgelerden davalıya yurt dışında ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır.Ancak davaya konu alacakların tümüyle sona erip ermediği belirsizdir.Mahkemece, açıklanan hususlar konusunda öncelikle tarafların beyanlarının alınması, bundan sonra ise davalı tarafın söz konusu alacakla ilgili haklarının sona erdiğine dair net bir açıklaması alınamazsa bu konudaki taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

 

Soru : Olayda Yargıtay’ın vardığı sonuç ve gerekçelerinin tümü yerinde midir? Sebebi?

Cevap : Fener ücreti, 1235 maddede sayılan hallerden biri olduğundan gemi alacaklısı hakkı verir.Kanuni rehin hakkı sağlar.Gemi alacaklısı hakları diğer akti kanuni ipoteklerin önüne geçer.

1235’ te sayılan hallerden biri olduğunda gemi alacaklısı hakkı kendiliğinden doğar.Sicil dışı doğar.Sicile tescil edilmez.Takip ve öncelik hakkı sağlar.Davacı kanuni rehin hakkının kaldırılmasını istiyor, alacak ödendiğine göre, “rehin hakkı kaldırılsın” diyor.Yerel mahkeme 1245’ te sayılan hallerden olmadığı için gemi alacaklısı hakkının kalkmadığına karar veriyor.

Alacak hakkı ortadan kalktığına göre gemi alacaklısı hakkı (kanuni rehin hakkı) ortadan kalkar mı?

Gemi alacaklısı hakkından kaynaklanan kanuni rehin hakkı, 1235’ e giren 10 halden biri olduğunda taraflar bu hakkın tanınmasına ilişkin dava açmaktadırlar.Hayat  şartları bu davanın açılmasını sonuçlamıştır.Uygulamadan kaynaklanan bir durumdur.Maktu harç alınıyor,  ……….. gibi bir bedel ödeyerek gemiyi haczettirebiliyorsunuz. Uygulamada mahkemenin kabul ettiği bir davadır. Rehin hakkı, MK’ da düzenlenmiştir.

M.K. açısından gemi menkul hükmündedir.Bu nedenle menkul rehini hükümlerini dikkate almak gerekir.

Menkul rehininde hakim olan prensipler; alacağa bağlılık, güvenin korunması, aleniyet.

Menkul rehininde alacağa bağlılık ilkesi geçerlidir.Alacak ortadan kalktığında, yan edim olan rehin hakkı da orta-dan kalkar.Alacak ödendiyse kanuni rehin hakkı ortadan kalkmıştır.Rehin fer’i bir haktır.Alacak ortadan kalkmış-sa rehin hakkı da ortadan kalkar.Yerel mahkemenin kararı doğru değildir.    

 

31-Soru : Deniz ticaretine tahsis olunmuş bir gemi, denizde bir iç su gemisi ile çarpışırsa, TK’ nın çatmaya ilişkin hükümleri uygulanabilir mi?

Cevap : TK’ nın çatmaya ilişkin hükümleri, ancak deniz gemilerine uygulanır.Deniz gemisi olmayan gemilerle deniz gemisi çarpışırsa, TK uygulanmaz.Bu durumda genel hükümlere gidilir.

-nehirde bir deniz gemisi ile,

Ticaret gemisinin tahsis amacına uygun işletilmesi, denizdeki hareketine bağlı olduğu için, ticaret gemisi bir deniz gemisidir.Bu yüzden, bir ticaret gemisi ile bir deniz gemisi çarpışırsa, TTK’nın hükümleri uygulanır.  

-nehirde bir iç su gemisi ile,

Çatmaya ilişkin hükümler, ancak iki deniz gemisi arasındaki çarpışmada uygulanabilir.İç su gemisi, deniz gemisi olmadığı için, deniz gemisi ile nerede çarpışırsa çarpışsın, TTK’nın çatmaya ilişkin hükümleri uygulanmaz.

-denizde mavna ile, 

Mavna, kendi kendine hareket edemeyen, yani itici gücü olmayan gemidir.Ancak mavna bir gemidir ve TTK-816/I anlamında bir gemiden bahsedebilmek için, onun mutlaka itici bir gücü olması gerekmiyor.Bu yüzden, mavna da bir gemidir ve bu durumda TK’ nın çatmaya ilişkin hükümleri uygulanır.

-boğazda bir limana demirli ve lokanta olarak kullanılan bir gemi ile çarpışırsa bu olaylara TTK’nın çatmaya dair hükümleri uygulanabilir mi? Neden?

Lokanta-gemi, sabit olarak işletiliyorsa, gemi sayılmaz.Deniz ticaretine tahsis olunmuş bir gemi, kendi kusuruyla sabit bir tekneye çarparsa, TTK-947 uygulama alanı bulur.Çatma hükümleri uygulama alanı bulmaz.

Yazar Cunda

Piri Reis Üniversitesi Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MARDAŞ DENİZCİLİK GENEL BİLGİLER VE MAAŞLAR

Nemport Limanı