in , ,

Günümüzün İstiklal Harbi: Mavi Vatan ve Doğu Akdeniz

 Osmanlı İmparatorluğu, yükselme döneminde Akdeniz’i iç deniz haline getirmiştir. Padişah Abdülaziz (1861-1876) döneminde Osmanlı Donanması ve denizciliğe büyük yatırımlar yapılmıştır. Bu dönemde İngiltere’den sonra dünyanın en güçlü ikinci deniz gücü olmayı başarmıştır ancak 1876 yılında Abdülaziz’e darbe yapılmış ve Abdülhamit başa getirilmiştir. Yapılan darbede bahriye personelinin büyük rol oynadığını gören Abdülhamit, ona karşı herhangi bir darbe girişimi yapılmasını önlemek amacıyla donanmayı Haliç’e hapsetmiş ve donanmanın çürümesine yol açmıştır. Donanmanın hapsedilmesinin akabinde gelen Osmanlı-Yunan (1897) savaşında Donanma varlık gösterememiştir ve Yunanistan’ın Adalar Denizindeki işgalinin önü açılmıştır. Denizde üstün olmanın büyük öneme sahip olduğunu gören Osmanlı İmparatorluğu, yaklaşmakta olan Dünya Harbi öncesinde donanmayı toparlamaya çalışsa da çok geç kalındığı için yeterli deniz gücüne erişilememiştir. 

 Osmanlı İmparatorluğu, Doğu Akdeniz üzerinde 20. Yüzyılın başlarına kadar siyasal gücün getirdiği büyük bir kontrole sahipti. Ancak bu kontrol, Birinci Dünya harbinden sonra büyük bir hezimete uğradı. Oniki Ada, Kıbrıs, Rodos, Girit başta olmak üzere Doğu Akdeniz’de Türklere ekonomik, askeri ve politik güç sağlayan stratejik noktalar kaybedilmiştir. Bu konu hakkında emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, ‘‘Anavatandan Mavi Vatan’a (Kırmızı Kedi Yayınevi)’’ adlı kitabında şöyle bahsetmiştir. ‘’1897 Türk-Yunan Savaşından Sonra Girit’i kaybetmek. İtalyan Savaşında Libya’ya tek bir savaş gemisi gönderememek. Balkan Savaşında Ege Adalarını birkaç ayda tümden kaybetmek. Cihan Savaşında istilacı düşmanı deniz yerine vatan topraklarında durdurmak ve Çanakkale’de Mustafa Kemal’i ‘’ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum’’ demek zorunda bırakmak. 15 Mayıs 1919 sabahı 18 savaş gemisi ve yardımcı gemi ile 13 bin askerini İzmir Pasaport açıklarına getiren Yunan mezalimine 9 Eylül 1922 sabahına kadar maruz kalmak.’’ Averoff zırhlısı (Yunanistan Deniz Kuvvetlerinde hizmet etmiş olan zırhlı kruvazör) tek başına Osmanlı adalarını işgal edebiliyordu.

 Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke, denizden gelecek tehlikelere karşı donanmanın ve harp donanımının yetersizliği yüzünden savunmasız kalmıştır. Savunmadaki bu açıklıkları Anadolu halkı kanıyla kapamak zorunda kalmıştır. Osmanlı Devleti, donanmanın yetersizliği yüzünden en acı durumlarla yüzleşmiş, en kanlı savaşları yaşamıştır. Mustafa Kemal, kurduğu yeni cumhuriyetin eski hataları tekrarlamasına izin vermedi. Binlerce yıllık karacı hakimiyet sistemi üzerine kurulu olan Türk Devlet Sistemine rağmen Anadolu jeopolitiğine denizi ekledi. Mustafa Kemal dışında kimse Türkiye’nin büyük bir donanmaya ihtiyacı olduğunu düşünmüyordu. Mustafa Kemal Türkleri denizcileştirmek konusunda yalnızdı. Tüm zorluklara ve itirazlara rağmen Cumhuriyet Donanmasını kurdu. 1926’da Kabotaj Kanunu ile ülkeyi hem kapitülasyonlardan kurtardı hem de 600 yıldır tarihin tozlu sayfalarında unutulmuş olan deniz ticaret sektörüne hayat kazandırdı. 1936 yılında, 13 yıl gibi kısa bir sürede Türk Boğazları’nda mutlak hakimiyet sağlandı ve Lozan Antlaşmasında yarım kalan Boğazlar hesabı kapatıldı. Mustafa Kemal Atatürk, ülkemizde son yıllarda doktrinleşen Mavi Vatan stratejisini 84 yıl önce 1 Kasım 1937’de TBMM’deki şu konuşmasıyla anlatmıştı:

‘’Denizcilik sadece ulaştırma işi değil, iktisadi iş olarak anlaşılacak ve tersaneler, gemiler, limanlar ve iskeleler inşa edilecek, deniz sporları kulüpleri kurulacak ve korunup geliştirilecektir. Çünkü: Toprakların ucu deniz olan bir ulusun sınırını, halkının kudret ve yeteneğinin hududu çizer. En uygun coğrafi konumda ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri bir denizci ulus yetiştirmek yeteneğindedir. Bu yetenekten yararlanmasını bilmeliyiz. Denizciliği Türk’ün büyük ulusal ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız. (Deniz Kuvvetleri Komutanlığı web sitesi,2019)’’

 Günümüze dönecek olursak ‘Mavi Vatan’ kavramını ülkemize kazandıran Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, bu kavramı amiralliğinin ilk yıllarında katıldığı bir sempozyumda literatürümüze katmıştır. Mavi vatan öncelikle Türkiye’nin deniz yetki alanları demektir. Mavi vatan denizlerimizin sınırlarının belirlenmesidir. Bu yetki alanlarındaki hak ve menfaatlerin korunması demektir. Ekonomik hakları, kaynakların tespit edilmesi, araştırılması, kullanılması, çıkartılması; balıkçılık, rüzgâr enerjisi gibi unsurların hepsi münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı hakları içerisindedir. Türkiye’nin Uluslararası hukuka göre olması gereken deniz yetki alanı 462.000 km2‘dir. Bu sınır, Amiral Cihat Yaycı’nın tespit ettiği esaslara uygun olarak hesaplanmaktadır. Bu hususlar; Hakkaniyet (Karşılıklı kıyıları olan devletlerin denizleri adil bir biçimde paylaşımı anlamına geliyor), Coğrafyanın üstünlüğü, Oransallık ve Kapatmamadır. 

 Mavi Vatandaki sigortamız Cumhuriyet Donanmamızdır. Cumhuriyet Donanmamız, 2019 Yılında Mavi Vatan Tatbikatı ile Türk Tarihindeki en büyük tatbikatı gerçekleştirmiştir. Tatbikat, on gün boyunca üç deniz alanında 150 parça donanma ve 117 gemi ile gerçekleştirilmiştir. Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin kaderi Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de çizilecektir. Bu kadere yön verecek ana güç Cumhuriyet Donanmamızdır. 

 Doğu Akdeniz, dünya ticaretinin yaklaşık üçte birini kapsayan Akdeniz coğrafyası ve Avrupa’ya enerji ulaşımını sağlayan hatları kontrol eden çok önemli deniz ulaşımı kesişim noktasıdır. 2000’li yıllarda Doğu Akdeniz’de başlayan doğalgaz arama çalışmaları bölgede büyük bir ekonomik potansiyelin bulunduğunu gün yüzüne çıkarmıştır. 2010 Yılında ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi tarafından yayınlanan rapora bakıldığı zaman Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervinin, Türkiye’nin yaklaşık 572 yıllık, Avrupa’nın ise 30 Yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede olduğu görülmektedir. Bu zengin yatakların araştırılması ve işletilmesi başta Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler ve uluslararası aktörlerin iştahlarını kabartmıştır. Geleceğimizde bu kadar önemli olan Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge sınırlarımız ilan edilmelidir. Libya ile yapılan anlaşmaya paralel olarak Suriye ve Mısır ile de aynı şekilde anlaşmalar yapılarak karşılıklı çıkar ilişkileri tesis edilmelidir. 

 Günümüzün Misaki Milli sınırları artık bellidir. Akdeniz’deki Mavi Vatan günümüzün Misaki Millisidir. Günümüzün İstiklal Harbi Mavi Vatandır. ‘İstiklal’ bağımsızlık demektir. İstiklal Harbinin amacı İstiklali tamdır. Bu, tam bağımsızlığı amaçlayan Atatürk öğretisidir. İstiklal Harbi, ekonomik bağımsızlığımız olmadan tam bağımsızlığımızın olamayacağını kavramaktır. Mavi Vatanı kaybetmek bağımsızlığımızı kaybetmek demektir. Türkiye’nin ne verecek bir avuç toprağı ne de bir damla vatan suyu vardır. Gelecek denizlerdedir. Gelecek Mavi Vatandadır. 

KAYNAKÇA

  • DUMANLI, Cihangir, Birinci Dünya Savaşında Gemilerin Rolü, https://www.marinedealnews.com/birinci-dunya-savasinda-gemilerin-rolu/    20/12/2021    18:13 
  • ŞAHİN, İsmail, Doğu Akdeniz Krizi’nde Bölgesel Aktörler ve Beklentiler, Online International Conference on Empirical Economics and Social Sciences (e-ICEESS’21)- July 3-4, 2021 / Bandirma – Turkey, (117-124)

https://iceess.com/wp-content/uploads/2021/09/E-ICEESS_2021_02092021-edit.pdf#page=117 

  • Ercan, M. ve Kılınç, M.C. (2020), Bölgesel ve Küresel Aktörlerin Ortadoğu Merkezli Doğu Akdeniz Politikaları “Kıbrıs Çatışması ve Libya Mutabakatı’’, Anadolu Strateji Dergisi, Cilt:2 Sayfa:15-28 

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1221889 

  • Ülker, H. (2019), Kıbrıs Jeopolitiğinin Ulusal Güvenlik Bağlamında Türk Dış Politikasına Etkileri, Rauf Raif Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük 1. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Sempozyumu Bildiri Tam Met, Hiperlink

Caner Polat

Kocaeli Üniversitesi 

Denizcilik Fakültesi/Denizcilik İşletmeleri ve Yönetimi

Yazar Barbarossa - Utku Janbek Seven

İstanbul Üniversitesi/Cerrahpaşa - Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3. Geleneksel Ufkun Kitap Gemisi Köy Okullarına Ulaştı

Türk Boğazları