SALTANAT KAYIKLARI
Bir zamanlar İskele Kethüdası’nın denetiminde calısankayıkcılarvarmıs ve Halic’in iki yakası arasında fesli, semsiyeli yolcularını kurekcekerek Galata’dan Eminönü’ne, Hasköy’den Balat’a günboyutasırlarmıs. Öyle ki 19.yy sonlarına kadar bu kayıkcı sayısının 10,000 adet oldugusöylenilir.Ulasımınyanısıra, kayık sefaları, Osmanlı eglencelerinin en keyifli, en güzeli olarak anılır. Hatta, kayık sefaları nice Osmanlı sanatcısına ilham olmustur ve sarkılara, siirlere vesile olmustur.

Osmanlı döneminde kayıklar kullanıldıgı yerlere ve kullanan kişilere göre adlandırılırdı. Kayıklar arasında bir hiyerarsi vardı. Padisahıtasıyan kayık ise bu hiyerarsi içinde en önde yer alırdı. Padisahınkayıgını sadece; kendisi, annesi, kadınları ve çocukları kullanabilirdi. Bu kayık, dönemin saltanatını, devletin kudretini ve gücünü simgeleyecek kadar görkemli idi.

Bir Fransız kontu bu kayıgın suları kılıc gibi kesen büyüleyici güzellikte olduğunu yazmış; “o işçilik o ihtişam diye tarif etmiş altın varaklı ahşapları”. Kayığın baş tarafındaki imparatorluğun simgesi olan kuşun som altından yapıldığını, kayıktaki köşkün adeta padişahın tahtı olduğunu ve tavanına, mücevherler yerleştirildiğini yazmış.

Her hafta, Sultan sefaya çıkmadan önce limandaki silahlı gemilerden, Kız Kulesi’nden ve kıyıdan top atılırmış ve saltanat kayığına yol açmak üzere bir sürü saraylı kayık yola çıkarmış. Bu topların sesini duyan ve kayık alayını gören Osmanlı halkı Sultan’ı selamlamak üzere hazır beklermiş.

Abdülhamid, Dolmabahçe Sarayındaki tahta çıkma törenine bir Saltanat Kayığı ile gelmiş. Ancak, iki tahttan indirme olayından sonra tepelerdeki Yıldız Sarayına yerleşmiş ve 33 yıllık saltanatı boyunca görkemli teknelerin hepsi Dolmabahçe Sarayı kayıkhanesinde çürümeye terk edilmiş.
Mehmet V Reşat (1909-1918) tahta çıkınca, Saltanat Kayığı geleneğini canlandırmaya çalışmış. Ancak, Imparatorluğun çöküşüyle, buharlı vapurların ve arabaların imalatıyla beraber yerleşim merkezleri tepelere doğru kaymaya başlamış ve kayıklar şehrin unutulan bir parçası olmuş.
Taki 2002 senesine kadar saltanat kayığı İstanbul’un sularını görememiştir…

Metin içerik yazarı : Kamil Hakan SEZER


