in ,

Ertuğrul Fırkateyni

Ertuğrul, Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılmış ve 19 Ekim 1863 Pazartesi günü Padişah huzurunda denize indirilmiş Osmanlı fırkateyni. Makine ve kazanları 1864’te Büyük Britanya‘da monte edilmiştir. 1865’te Kosova ve Hüdavendigâr gemileriyle birlikte Britanya’dan ülkeye dönerken CherburgToulon ve bazı İspanyol limanlarına uğramış, İstanbul’a gelişinde de Beşiktaş Sahil Saray-ı Hümayunu (Dolmabahçe Sarayı) önünde demirli kalmış, bir süre sonra da Haliç’e kapatılmıştır.

Gemi 8 adet 150 milimetrelik Krupp topu, 5 adet 150 librelik Armstrong topu, 2 adet 4, 2 adet 3 fontluk Krupp, 2 adet 5 namlulu Hockins, 2 adet 5, 4 adet namlulu Nordenfeld, 1 adet 12 ve 1 adet 6 librelik roket kovanı, 1 torpido atış kovanı, 2 torpido, 100 Martin Henry tüfeği, 100 Winchester tüfeği ve 40 adet tabanca taşımaktadır.

Ertuğrul 79 metre boyunda, 15,5 metre genişliğinde idi ve 8 metreye yakın su çekiyordu. 60 ton su alıyor, aldığı kömürle de 10 mil süratle 9 saat seyredebiliyordu. Gemi zamanına göre modern araçlarla donatılmış, elektrikle aydınlatılmıştı. Bunlar göz önüne alınarak fırkateynin çürüklüğünden başka kusuru yoktu denilebilir.

EK1: tr.wikipedia.org

ERTUĞRUL FIRKATEYNİ’NİN MÜRETTEBAT SAYISI

Ertuğrul’un mürettebat sayısı kaynaklarda farklı olarak karşımıza çıkmaktadırSüleyman Nutku, subayların ismini ve sayısını ayrıntılı olarak verirken erlerin sadece sayısını vermekle yetinmiştir. 54 subay ve 553 er olmak üzere toplam 607 kişiden bahseder. Bazı çalışmalarda da Ertuğrul’un mevcudu toplam 609, 61 subay ve memur, 548 er ve erbaş olmak üzere toplam 609 kişi; 56 subay 537 er toplam 593; 62 subay 547 er ve erbaş, toplam 609; 61 subay ve memur 548 er toplam 609; 56 subay 537 er ve erbaş, 6 sivil personel olmak üzere toplam 599; toplam 607; 56 subay, 591 er ve bazı sivil teknisyenler olmak üzere toplam 655; 44 subay, 14 mühendis (yüzbaşı), 591 er, 5 sivil ve 1 şair olmak üzere toplam 655 olarak verilmektedir.

Fırkateynin mürettebatının 35’i Samsunlu, 47’si ise Giresunlu’dur.

Osmanlı-Japon Münasebetlerinin Temeli Atılıyor

Osmanlı Devleti, 15. ve 16. yüzyıllarda büyük önem verdiği Uzakdoğu siyasetine ancak 19. yüzyılın sonuna doğru istediği şekilde eğilebilmişti. Bunda, devletin içte ve dışta siyasi, sosyal ve ekonomik zaaflara uğramasının etkisi büyüktü. Ancak Sultan İkinci Abdülhamid Han devrine geldiğimizde işlerin bir anda değiştiği görülmektedir. Sömürgeci Batı ülkeleri ve Rusya’ya karşı bir denge siyaseti takip eden Sultan Abdülhamid Han, halifeliğin gücünü de kullanarak yönünü Uzakdoğu’ya çevirmiş ve buralarda nüfuzunu artırmıştı. Bunun yanında Uzakdoğu’da önemli bir güç haline gelmekte olan Japonya ile dostane ilişkilerin kurulması da gündeme gelmişti. 1875’te Petersburg’da Japon sefir Yanagihara Sakimitsu ile Osmanlı elçisi Şakir Paşa arasında yapılan bir görüşme ile Osmanlı-Japon ilişkilerinin temeli atıldı. Ancak bu temel sağlamlaştırılıp geliştirilmeliydi. 1887’de dönemin Japon İmparatoru Meiji’nin amcası Prens Komatsu İstanbul’a gelmişti. İstanbul’u ziyaret eden ilk Japon asilzadesi olan Prens’in görmüş olduğu yakın alâkaya teşekkür etmek üzere ertesi yıl Japon hükümeti tarafından sultana büyük Krizantem Nişanı’nın verilmesi kararlaştırılmıştı. Buna karşılık sultan da Japon imparatoruna bir nişan verecekti. Bu hediyeleri götürmek için Osmanlı donanmasından bir eğitim gemisinin Japonya’ya gönderilmesi kararlaştırıldı.

Osmanlı gemileri içinde bu seyahate en uygun geminin Ertuğrul olabileceğine karar verildi. Ertuğrul’un Japonya seyahati hem iadeiziyaret olacak ve hem de iki ülke arasındaki bağları kuvvetlendirecekti. Ayrıca, bu gezi sayesinde Deniz Mühendis Okulu (Mekteb-i Fünun-ı Bahriye) mezunu talebeler de yabancı sahilleri görerek bilgi ve tecrübelerini artıracaklardı.

Bütün bu gelişmeler esnasında Ertuğrul Firkateyni’nin bu seyahate uygun olmadığı sesleri yükselmeye başlayınca Sultan Abdülhamid Han, geminin durumu hakkında etraflı bir rapor hazırlanmasını istedi. Raporu hazırlayan teknik komisyon, geminin mükemmel bir tamirat gördüğünü, makinelerinin sağlam, kazanının da üç-dört yıllık bir yolculuğa uygun olduğunu belirtti. Sonunda Ertuğrul Firkateyni’nin Uzakdoğu’ya seyahati hakkında padişah iradesi çıktı. Geminin kumandanlığına ise Miralay Osman Bey (sefer devam ederken tuğamiral rütbesini alarak Osman Paşa olmuştur) tayin edildi. Sultan Abdülhamid Han’ın hediyelerini Japon imparatoruna takdime memur olan Miralay Osman Bey aynı zamanda Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa’nın da damadıydı.

DÖNEMİN BAHRİYE NAZIRI BOZCAADALI HASAN HÜSNÜ PAŞA

EK2:tr.wikipedia.org

YOLCULUK VE KAZA

II. Abdülhamid, 1887 yılındaJaponya İmparatoru Meiji‘nin akrabası Prens Komatsu Akihito’nun bir savaş gemisiyle İstanbul’u ziyaret etmesinin ardından Japonya’ya bir heyet gönderilerek iadeiziyaret yapılmasını emretmişti. Gemi, II. Abdülhamid’den Japon İmparatoruna mücevherli imtiyaz nişanı ve diğer hediyeleri götürecekti.

Padişahın isteği üzerine donanmanın en güzel gemisi olan Ertuğrul bu iş için tahsis edildi. Bazı uzmanların bu geminin çürük olduğu ve böyle bir seferi tamamlayamayacağı yönündeki raporlarına rağmen Ertuğrul Fırkateyni, Temmuz 1889’da İstanbul’dan yola çıktı. İlk arızasını süveyş kanalında yaptı ve güzergahı boyunca çeşitli limanlara uğrayarak seyahat etti. Fırkateyn, Singapur’a vardığında kafile başkanı Miralay Osman Bey Mirliva rütbesine terfi ettirildi ve paşa oldu. Kafile, uğradığı ülkelerin halkları ve Müslümanlar tarafından görkemli sevgi gösterileriyle karşılandı, gemiyi kimi zaman binlerce kişiden oluşan gruplar ziyaret etti. Gemi, 11 ay sonra 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanı’na vardı.

İmparator Meiji, Türk amiralini ve heyetini görkemli bir şekilde karşıladı. Şehir halkı Türk amiralinin saray arabası ile İmparatorun yanına gidişini sevgi gösterileriyle takip etti.

EK3: tr.wikipedia.org

 

OSMAN NURİ PAŞA’NIN ESERİ OLAN “ERTUĞRUL FIRKATEYNİ’NİN JAPONYAYA YOLCULUĞU”

Ertuğrul Fırkateyni, Japon sularında kaldığı üç ay boyunca etrafındaki binlerce Japon kayığına 50 kişilik bandosuyla konserler verdi. Nihayet geri dönüş yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı. Yola çıkılacağı gün Japon Deniz Kuvvetlerinin tayfun uyarısına rağmen, Ertuğrul Fırkateyni planlandığı gibi 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama Limanı’ndan ayrıldı. Kalkışta hava koşulları iyi geçti, ancak ertesi gün, akşam saatlerinde güçlenen rüzgâr ile birlikte şiddetli dalgalar altında gemi zorlukla ilerliyordu. 40 m (130 ft) yüksekliğindeki mizana babafingo kırıldı ve sallanarak diğer yelkenlere vurarak ciddi hasara neden oldu. Fırtına güçlenmeye devam ederken, gelen dalgalar güverte panellerini önden ayırdı. Su kazan dairesinde bulunan kömür depolarına sızdı. Dört gün boyunca mürettebat, yelkenleri yamayarak hasarı onarmaya çalıştı. Ayrıca pompalar yetersiz olduğu için gemiyi en fazla tehlikeye sokan kömür depolarına dolan suyu sürekli olarak kovalarla boşaltmaya çalıştılar. Bütün çabalarına rağmen, geminin parçalanması yakındı ve tek seçenek yakınlardaki bir limana sığınmaktı. Deniz suyunun dolması, makine dairesinde bulunan fırınlardan birini söndürdü. Yeterli itiş gücü olmamasından dolayı hareketsiz kalan gemi, rüzgâr ve dalgalarla Kuşimoto‘nun doğu sahilindeki tehlikeli kayalara doğru sürüklenmeye başladı. Mürettebat, gemiyi kayaların önünde durdurmaya çalıştıysa da, başarılı olamadı. Ertuğrul Fırkateyni 18 Eylül 1890’da kayalara çarparak battı. Kazadan sadece 69 denizci kurtulabildi, Gemi Komutanı Mirliva Osman Paşa da dahil olmak üzere diğer mürettebat öldü.

Ertuğrul Fırkateyni’nin trajik sonu Türk-Japon halklarını yakınlaştırdı. Yöre halkı, kazadan kurtulanlara büyük yardım ve yakınlık gösterdi. Torajiro Yamada isimli bir Japon, şehit yakınları ve kazazedeler için yardım kampanyası düzenledi. Toplanan para aynı kişi tarafından dönemin padişahına teslim edildi. Hayatta kalan 69 denizci, Japonya İmparatorunun talimatıyla Hiei ve Kongō isimli iki askeri gemi ile İstanbul’a gönderildi.

GEMİ KOMUTANI MİRLİVA HASAN PAŞA

EK4: tr.wikipedia.org

ERTUĞRUL FIRKATEYNİ’NİN MÜRETTEBATI

Kaza Haberi İstanbul’a Üç Gün Sonra Ulaştı

Kaza haberi Kobe’ye gelir gelmez, Alman konsolosu, Wolf gambotunu Oşima’ya gönderdi. Wolf, 20 Eylül sabahı Oşima’ya ulaştı ve yaralıları alarak Kobe’ye geldi. Yaralılar, Kobe’de hastaneye yerleştirilerek tedavi edildiler. İmparator Meiji; mabeyn doktoru, 13 hasta bakıcı ve tören dairesinden bir temsilciyi özel olarak Kobe’ye gönderdi.

Japon Bahriye Nazırlığı, Yaeyema adlı harp gemisini Oşima’ya göndererek şehitleri Funakura kayalıklarını gören tepeye defnettirmiş ve gemi daha sonra, defin işleri için kalan iki kazazedeyi de alarak Kobe’ye gelmiştir.

Kaza 16 Eylül’de meydana gelmiş olmasına rağmen, bu bölgede telgraf ve postane bulunmadığından, Japon yetkililerce ancak 18 Eylül’de öğrenilebilmişti. 19 Eylül sabahı Hiogo’dan gelen bir telgraf Osmanlı’nın Londra büyük elçisine ulaşır. Elçi de o gün içinde telgrafı Babıali’ye gönderir. Ardından, 19 Eylül akşamı, Reuters Haber Ajansı da Yokohoma’dan gelen telgrafı büyükelçiye bildirir ve elçi, bu telgrafı ertesi gün Bahriye Nezareti’ne gönderir. Saraya takdim edilen telgraf neticesinde “doğru bilgi alınıncaya kadar keyfiyetin ilan edilmemesi, padişahın irade-i seniyyesi” icabındandır denilerek haber gizlenir. Tüm bunların yanında, Ertuğrul’un resmen batış haberi ise, 21 Eylül 1890 günü Japon Dışişleri Bakanlığı’ndan Sadaret’e gelen bir telgrafla bildirilmiştir. Ajanslar aracılığıyla bütün dünyaya duyurulan kaza, dünya basınında günlerce yer almıştır. Bu elim hadise, İstanbul’da ve Müslümanların bulunduğu her yerde çok büyük üzüntüye sebep olmuş ve her tarafta Ertuğrul kazazedeleri için yardımlar toplanmaya başlanmıştı.

ŞEHİT OLAN SUBAYLAR

  • Mirliva Osman Paşa, Kumandan
  • Miralay İbrahim Bey, Serçarkçı
  • Miralay Hüsnü Bey, Sertabib
  • Kaymakam Ali Bey, Süvari
  • Kaymakam Cemil Bey, Süvari Muavini
  • Binbaşı Yeniçeşmeli Nuri Bey, Süvari-yi Sani
  • Binbaşı Asitaneli Mehmet Bey, Üçüncü Kaptan
  • Binbaşı Tekfurdağlı Ömer Bey, Dördüncü Kaptan
  • Binbaşı Kasımpaşalı Hacı Ahmet Bey, Çarkçı-yı Sani
  • Sağkolağası Yasef Efendi, Tabib-i Sani
  • Solkolağası Beşiktaşlı Hasan Tahsin Kaptan, Seyr ü Sefain Memuru
  • Solkolağası Kadıköylü Reşad Kaptan, Torpido Muallimi
  • Solkolağası Asitaneli Tevfik Kaptan, Beşinci Kaptan
  • Solkolağası Eyüplü Şevki Efendi, Dördüncü Çarkçı
  • Kalyon Katibi Kasımpaşalı Cemal Efendi, Serkatip
  • Yüzbaşı Yanyalı Celal Efendi, Topçu Zabiti
  • Yüzbaşı Kasımpaşalı Hamdi Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Davud Paşalı Hulusi Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Yeniçeşmeli Nuri Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Asitaneli Ömer Lütfi Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Kasımpaşalı Mehmet Ömer Efendi, Bölük Zabiti
  • Yüzbaşı Asitaneli Mehmet Cemal Efendi, Çarkçı
  • Yüzbaşı Tophaneli Said Efendi, Çarkçı
  • Yüzbaşı Eyüplü Arif Efendi, Çarkçı

KAZADAN SONRA YAPILANLAR

Ertuğrul Fırkateyni’nin bu trajik sonu Türk-Japon halklarını yakınlaştırdı. Yöre halkı, kazadan kurtulanlara büyük yardım ve yakınlık gösterdi. Torajiro Yamada isimli bir Japon, şehit yakınları ve kazazedeler için yardım kampanyası düzenledi. Toplanan para aynı kişi tarafından dönemin padişahına teslim edildi. Hayatta kalan 69 denizci, Japonya İmparatorunun talimatıyla Hiei ve Kongō isimli iki askeri gemi ile İstanbul’a gönderildi.

Kazada ölenlerin anısına Kuşimoto’da bir anıt yapılmıştır. İlk anıt Japonlar tarafından 1891’de dikilirken bu anıt 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon İmparatoru tarafından da ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye tarafından restore edilen anıt önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır.

Kuşimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir. Kuşimoto’da Ertuğrul için kurulmuş bir de müze bulunmaktadır. 1974 yılında inşa edilen “Türk Müzesi“nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır.

KUŞİMOTODA’Kİ ŞEHİTLİK ANITI

EK5: tr.wikipedia.org

KAYNAKÇA:

(1). (2021). VİKİPEDİ. Retrieved from https://tr.wikipedia.org/

(2). (2021). YEDİKITA. Retrieved from https://yedikita.com.tr

(3). (2021). AA. Retrieved from https://www.aa.com.tr

 

Yazar:

BORAY ÇAKAR

PİRİ REİS ÜNİVERİSTESİ

DENİZ ULAŞTIRMA VE İŞLETME MÜHENDİSLİĞİ

 

Yazar Lacka - Sevgi Girgin

İTÜ - Denizcilik Fakültesi - Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dr. Hakan Çınar ile “Liderlik ve Zaman Yönetimi”

MARİTİME POLİCY STRATEGY: TÜRK DONANMASI BÖLGEDEKİ EN GÜÇLÜ DONANMA