‘’Bir kadın var körfez açığında, salına salına savuruyor siyah saçlarını. Sürüklendikçe eteğini okşayan dalgalar arasında, iskele ve sancaktan salına salına geliyor. Bir kadın yanaşıyor, ürkek ve nazikçe omuzlarından bağlıyor koca koca adamlar, sığınıyor limanına gözleri kamaştırıyor ve heybetli yapısıyla açıyor koynunu, bir ameliyat operasyonu gibi, sır sır gidip geliyor koynunda, grabler…’’

(Covid Öncesi Dönemde Operasyona Başlarken)
Merhaba denizci insan!
Ofise gelmiş, bir süre sonra bir kısım operasyon konuşmaları içinde bunalmış, ofis operasyonlarına anlam verememiş, asıl mutfak, ocak ve dahası pişme fırsatının en bariz olduğu yer olan, sahaya çıkmak için nasıl da can atıyordum. Ofis içerisinde temel evrak ve dosya işleri öğrenilmeye başlanmış, gemi dosyaları oluşturma işlerine başlamıştım, ofisin penceresi İskenderun Limanı’nı görüyor, gördükçe daha da heyecanlanıyordum. Gümrüklü saha giriş kartları başvuruları yapılmış, kartlarımız gelmiş, limana giriş için pek bir engel kalmamıştı benim için. Değerli şefim, bildiğim öğrendiğim birçok şeyin hocası, kendisine sonsuz saygı duyarım

Covid Salgını Öncesi, Operasyon İçin Limana Yeni Yanaşmış Bir Gemide Operasyona Başlamadan Birkaç Dakika Önce
İlk defa limana girmiştik, önce bir güvenlik kontrolü, giriş maillerinin onaylanması, gümrüklü saha giriş kartlarının basımı ve gümrük muhafaza memuruna verilen liman giriş bilgisi. Ne bekliyordu beni orada? Nasıl bir haldi bu? Toz, çamur, bir yandan gelip giden tırlar ve kamyonlar, bir yanda telaşla koşturan teknik ekipler, herkesin üzerinde koruyucu ekipmanlar ve bir de çoğu yerde, insanların tabiri caizse ‘avcı’ diyerek baktıkları, iş sağlığı güvenliği amiri… Herkesin karınca gibi çalıştığı bu ortamda nasıl olur da biz dururduk acaba?
Liman havuzu girişinde görünmüştü römorkör botlar, ortalarında tüm heybetiyle nazlı bir kadın, karada onu karşılayan palamarcılar, botların yanında ufaktan bir taka, kendisi tam bir bel kemiği, o bir palamar botu… Yeni geldiği limanı selamlarken o uzun ve muhkem parmaklarını taşır, uzun ve ince liman üzerinde duran palamarcılara destek olurdu. Yadsınamaz destekleri ve hizmetleri için tüm palamarcılara sen okurumun huzurunda teşekkür ederim.

(Gemiyi Bağladıktan Sonra Doka Dönen Palamar Botu)
Telsizlerden bir ses geliyor, ağır yol! Tam yol! Römorkör isimleri, ağır yol! Pek ağır yol! Makine Stop! Kim ki bu görünmez ses, kim veriyor bu kadar komutu? Bir yandan bir şeylere sinirlenmiş, tüm ciddiyeti ile baştan ve kıçtan yanaşmakta olan gemi içerisinde. Önce birer spring sonra açmaz halatlar bağlandı, hafif rüzgarlı, geminin ırgat kısımlarında koşturmacalar yoğunlaştı, halat fazlaları toparlandı, limana atılan halat şamandıraları birer birer tekrar palamarcılar tarafından gemiye sallandı, römorkörler geri çekildi.

(Gemisine Eşlik Eden Bir Römorkör)
O heybetli kadına yemek masasına kadar eşlik eden nedimeler gibiydi her bir römorkör, ince belli ve muhkem duruyorlardı, her manevrada tam da liman havuzunda, bir melike gibi baş ve kıçtan 180 derece manevra yaparken, kendini sergilerken bir yosma gibi, nedimeleri tutuyordu kollarından. Onlarla birlikte dönüyordu… En sonunda ayrıldılar hepsi birer birer, 5 dakika içinde ne römorkörlerden ne de palamar botundan bir iz kalmıştı liman havuzunda…
Hafiften bir tıkırtı koptu, gözlerim ince ince bağrını açarcasına merdivenin açılışında, tüm nezaketiyle süzülüşü bordasından aşağıya doğru ve limana dokundu, durdu geminin merdiveni. Net bir duruş ve içinden dökülmeye başladı insanlar, koşturarak merdiven inceleri bağlandı, basamak kopçası takıldı. İşte beklenen gemiyi terk etmek için tüm ciddiyeti ile merdiven başında kendini gösterdi. O bir pilot kaptandı, körfezde demir bölgesine gelen geminin yegâne rehberi, adımladı ve birkaç adımda karaya ayakbastı pilot, nazik bir selamlaşma ile karşılandı;
– Elinize sağlık kaptanım, Allah selamet versin…

Acente gemiye çıkacaktı artık, yavaş yavaş gemi merdiveni insanlarından arındı, Lumbarağzı açıldı, gözcü gemi ziyaretçi kayıt defterine bilgiler yazıldı, demirden kadın selamlandı ve acente, farklı bir ülkenin toprağı olan, demirden kadının içinde, onu keşfetmeye devam ederken kaptan kamarasında ağırlandık

Gemide evrakları yapma zamanı gelmiş fakat bir heyecan sarmıştı, yabancı dilin konuşulduğu bir ortam, ne kadar biliyoruz ki, dili? İngilizceyi? Anlıyoruz da konuşamıyor muyuz acaba? Ne yapacaktık? En güzeli benim için dinlemek ve izlemekti o an, operasyon nasıl başlıyor neler yapılıyor nelere dikkat ediyorduk, ince ince izleme zamanıydı, oysa bir şey vardı, bir taraftan draft kelimesini duyuyor, bir taraftan konşimento hakkında konuşuluyor, ben de kâğıt kalem bulma derdinde, bir yandan bilgisayarımı açıyor operasyonu asiste ediyordum, şefim ise kaptanla kısa konuşmalara başlamıştı bile.
“Ne yapmak gerekiyordu şimdi?” diye elde kâğıt kalem beklerken, kendimi gemi geliş saatlerini yazarken buldum bir anda, ne diyor bu adamlar nasıl konuşuyorlar derken bir anda durdum ve atmak istedim kağıdı kalemi, “Yapamayacağım sanırım nasıl bir şey bu dilini anlamıyorum, söyledikleri kelimeler hiç tanıdık gelmiyor, sürekli soru soruyor ve muhatap olarak görülüyorsun güzel fakat zor bu işler.” demeye başladım, bir anda kendime geldim sol kulağımda “Anlamadıysan anlayana kadar tekrar sor.” cümlesinin yankılandığını hissettim.
Sanki üzerime bin ton koymuşlar altında eziliyorum gibi bir duygu yaşadım o an, (End of Sea Passage, Drop Uncer, Pilot On Board, First Line, All Fast, Gangwayy Down and Drafts from FWD- AFT), ‘körfeze giriş, demir attı, pilot gemide, ilk halat, yanaşma ve merdiven verdi ve baş- kıç draftlar’. Bunları öğrenmek zor değil fakat ilk defa yapılan iş heyecanı, sivil bir diplomasi, direkt muhatap görülmesi ve dahası heyecan verici anlardı, bir şekilde aldım saatleri ve bilgileri ve ofisteki operatör arkadaşlara gönderdim ve o kadar rahatladım ki, bir yandan içim içime sığmıyor gemiyi gezmek keşfetmek istiyordum, her yer odalar halinde, dairesel yapıda pencereler, görüp görebileceğiniz her şey sabitleme aparatlarıyla monte edilmiş, ve kaskatı duruşuyla karşılıyor sizi, elektronik duvarlar ve dahası…
Sevgili okur, biraz uzun gelse de aslında bu yazdığım operasyon gemi içindeki on (10) dakika. Dahası mı, geliyor seyirde kal…
DARGEB İçerik Yazarı: Sinan Yıldırım


