Çarter sözleşmesi, “taşıyanın geminin tümünü ya da bir bölümünü veya belirli bir yerini taşıtana taahhüt ederek denizde eşya taşımayı yükümlendiği” bir sözleşmedir. Kırkambar sözleşmesinin aksine, çarter sözleşmesinde belirli bir eşyanın taşınması taahhüt olunmayıp, sadece eşya taşımak amacıyla geminin bir bölümü taşıtana tahsis edilir.
Çarter sözleşmesi yapıldığı takdirde taraflardan her biri, masraflarını ödemek koşulu ile, kendisine sözleşmenin ana noktalarını içeren bir çarter parti verilmesini isteyebilir (TK m. 1017) Çarter sözleşmeleri tam ve kısmi olarak ikiye ayrılabilir: Geminin tümü taşıtanın yüklerine tahsis edilerek yük taşınması taahhüt olunmuşsa, ortada bir tam çartel sözleşmesi vardır. Buna karşılık, TK m. 1016’da da belirtildiği üzere, geminin tümü değil de sadece bir bölümü ya da belirli bir yeri, taşıtanın yüklerinin taşınmasına tahsis edilerek yük taşınması taahhüt olunmuşsa, bir kısmi çarter sözleşmesinden söz edilir.
Belirli bir ya da birden çok sefer için yapılan çarterlere “sefer çarter” ya da İngilizce deyimi ile “trip char ter” adı verilir. Aksine, bir gemi belirli bir süre için, örneğin, sadece bir yıl için bir taşıtana tahsis edilmişse, buna “zaman üzerine çarter” ya da “time charter” adı verilir. Uygulamada bazen bir geminin tümü ile kiralanması işlemine de “time charter” ya da “kira çarteri” denildiği görülmektedir. Eşya taşıma (navlun) sözleşmesinin zorunlu unsurlarından biri de eşya taşıma taahhüdü olduğuna ve anılan son durumda gemi tümüyle kiralanıp bir eşya taşınması taahhüt edilmediğine göre, burada gerçek anlamda bir navlun sözleşmesi bulunmadığı kuşkusuzdur.
Ticaret Kanunu’nun birçok hükmü daha çok, sefer çarteri göz önünde tutularak konulmuştur. Yükleme ve boşaltma süresine ilişkin hükümler gibi. Buna karşılık zaman çarterleri hakkında ayrıntılı bir düzenleme getirilmemiştir. Çarter sözleşmesi yasaya göre şekli anlamda özel bir biçime bağlanmamıştır. Uygulamada denizcilik işleriyle uğraşan simsarlar (broker) aracılığıyla ve tip-sözleşme’lerdeki koşullarla yapılmaktadır. Taraflar ya da onlar adına hareket eden yetkili kişiler, “fixing letter” adlı bir belge ile sözleşmenin önemli koşullarını özet olarak belirledikten sonra, yazılı sözleşmeyi hazırlamaktadırlar. Yasal açıdan yazılı sözleşme zorunluluğu bulunmamakla birlikte, bu yöntem bir kanıtlama aracı olarak yaygın biçimde kullanılmaktadır. Taraflardan her biri kendisine navlun sözleşmesine ilişkin bir belge (Türk hukukunda çarter parti) verilmesini isteyebilmektedir. (Türk Ticaret Kanunu, m. 1017). Yazılı sözleşme hazırlanırken Ba’k Ülkeleri ve Uluslararası Deniz Konferansı (BIMCO) ile Birleşik Krallık Deniz Ticaret Odası’nın (Chof Sh) hazırladığı formüllere uyulmaktadır. Herhangi bir anlaşmazlık hasıl olduğunda, ilgili mahkeme çarter sözleşmesi belgesini inceleyerek konuya açıklık getirir. Ancak uygulamada anlaşmazlıklar genellikle hakemlik yoluyla çözülmektedir. Çarter sözleşmelerinin en önemli maddeleri ise malın yüklenmesi ve boşaltılması için öngörülen gün sayısına ve giderleri kimin karşılayacağına ilişkin olanlardır ki bu unsurlara açıklık getirilmesi taraflar lehine sonuçlar doğuracaktır. “Kırkambar” kelimesinin sözlük anlamı; “içinde değişik türden şeyler bulunan kap veya yer’dir. Günlük hayatta az kullanılan bu kelime konuya yabancı kişilerce garipsenmekte, bazı hukukçular tarafından eleştirilmektedir. Örneğin Okay, Türk Ticaret Kanunu’nda hem navlun sözleşmesi, hem de deniz yoluyla eşya taşıma sözleşmesi ifadelerinin yer aldığına dikkat çekerek, Kanunda bir şeyi anlatmak için iki ayrı ad kullanılmasını eleştirmiş, eskimiş ve bir anlamı olmayan kırkambar sözleşmesi yerine eşya taşıma sözleşmesi denilmesinin daha uygun olacağını belirtmiştir. Bundan başka kırkambar sözleşmesi yerine, “düzenli hat sözleşmesi” gibi kırkambar sözleşmesinin kullanıldığı düzenli hat taşımacılığını öne çıkaran terimlerin kullanılması da önerilmektedir.
Kanımca, ne eşya taşıma sözleşmesi ne de düzenli hat sözleşmesi gibi bir terim kavramı açıklamaya yetmeyecektir çünkü, eşyanın deniz yoluyla taşınması unsuru kırkambar sözleşmesinde olduğu gibi bir diğer navlun sözleşmesi türü olan yolculuk çarteri sözleşmesinde de mevcuttur. Bununla birlikte kırkambar sözleşmesinin düzenli hat taşımacılığı yapmayan bir gemi ile eşya taşınmasını konu alması da mümkündür. Hukuk terimlerinin günlük yaşamdaki kelimelerle aynı olmaması yalnızca kırkambar sözleşmesinde söz konusu olmadığı gibi buna gerek de yoktur, kaldı ki kırkambar sözleşmesinde eşyanın taşındığı gemi, tam da sözlük anlamıyla kırkambardır. Nitekim bu sözleşme konusu taşımada, farklı kişilere ait, değişik cins, boyut, ağırlık ve nitelikteki yüzlerce eşya bir gemiye yüklenir. Tasarı’da da kırkambar sözleşmesi teriminden vazgeçilmemiştir.
KAYNAKÇA:
Notlarından dolayı Prof. Dr. M. Fehmi Ülgener’ e teşekkürler.
Yazar:
M. Eren Öcal
İstanbul Teknik Üniversitesi- Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği


