İlk Mavi Yolculuk
Asırlardan beridir çeşitli uygarlıklara ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Anadolu toprakları, üç tarafı denizlerle çevrili oluşu ve stratejik konumu bakımından her dönemin gözdesi olmuş bir yerleşim merkezidir. Özellikle Ege ve Akdeniz kıyıları doğal güzellikleri, tarihi mirası ile ön plana çıkar. Günümüzde ticari tekneler ile yapılan mavi yolculuğun ilk yapılırken amacı, doğal güzellikleri keşfetmek, tarihi ve kültürel mirası birebir yaşayarak gelecek nesillere aktarmak ve en önemlisi coğrafyamızın bu zenginliklerini dünyaya tanıtarak bir bilinç oluşturmaktı, Mavi Anadolu bilinci. Halikarnas Balıkçısı olarak bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı ve arkadaşları bu zenginlikleri gelecek nesillere hem sanat yoluyla hem de yaşayarak aktarmaya çalıştılar.

İlk Mavi Yolculuk 1946 yılında yapılır lakin öncesinde Halikarnas Balıkçısı 1944 yılında “Yatağan” adlı teknesiyle Bodrumlu ahtapot avcısı Paluko’yu da yanına alarak Bodrum ve Gökova kıyılarına keşif gezisine çıkar. İlk mavi yolculuğa zemin niteliğindedir bu keşif gezisi.(1944 yılı Halikarnas Balıkçısı Yatağan adlı kayığıyla (Zehra Denizaslanı’nın arşivinden)

1946 yılına gelindiğinde, Halikarnas Balıkçısı ve 7 arkadaşı, ahtapot avcısı Paluko’nun kaptanlığında ilk Mavi Yolculuğu gerçekleştirirler. Teknenin ismi “Macera” dır. Yapılan ilk bu yolculukta Kuşadası’ndan başlayarak Bodrum’a kadar olan kıyılarda yer alan zenginlikleri, antik kentleri, kültürel mirasları ve bu kıyılarda geçmiş mitolojik hikâyeleri Halikarnas Balıkçısı arkadaşlarına anlatır. Rehberlerin öncüsü olarak bilinen Halikarnas Balıkçısı yanındaki kişilere oradaki tarihi o kadar güzel anlatır ki bu yolculuklar devamlı hale gelir. İlk kez Sabahattin Eyüboğlu’nun kullandığı tabirle “Mavi Yolculuk” resim, şiir ve yazı olur. Gelecek nesillere aktarılır ve günümüzde de bu eserlerin birçoğu mevcuttur.

Yolculuğun sonunda kendi kendilerine şöyle söz verir mavi yolcular:
“Çok güzel bir gezi yaptık. bütün zorluklara rağmen. Her yerde, her fırsatta güneyin güzelliğini methedeceğiz ve buralara ziyarete teşvik edeceğiz!” (Eyüboğlu 2009).
Bu kültür yolculuğundan sonra mavi yolculuk yıllar içerisinde değişime uğramış ve Türkiye yat turizminin önemli bir parçası haline gelmiştir. İlk çıkılan yolculukta kıyılarımızdaki zenginliklerin tanınması ve keşfedilmesi amaçlanmış olup, günümüze baktığımızda ise bu yolculuk ilk zamanlardaki amacından sapmış ve ticari bir gezi turu haline bürünmüştür.

Türkiye’de yat turizmi, Bodrum’daki denizcilerin 1965 yılında süngerci ve balıkçı teknelerinimavi yolculukta kullanmaları ve 1980’li yıllarda ve sonrasında bizzat devlet desteği ile mavi yolculuğa özgü daha modern ve konforlu teknelerin yapılması ve bu teknelerle mavi yolculuk yapılmasıyla gelişim göstermiştir. Mavi yolculuk yabancı ve yerli turistler tarafından popüler hale gelmiştir. Gulet ve Tirhandil tipi tekneler Mavi Yolculuk için günümüzde vazgeçilmez kültürel teknelerimizdir.

Sadece bizim kültürümüze özgü olan ve her yıl milyonları aşan bu gezi turunu, her insanının bir kez dahi olsa o tadı tatmasını dilerim.

Son olarak Azra Erhat’ın “Mavi Yolculuk” kitabında yer edinen ve benimde çok hoşuma giden bir sözünü sizlerle paylaşmak isterim.
“İnsana denizciliği öğreten insancıl deniz! Uygarlık yoğuran canım Ege, elbet denizlerin sultanısın sen “
Mavi Yolculuk, Azra Erhat

Halikarnas Balıkçısı ve Azra Erhat.
Dargeb içerik yazarı Lütfullah Han Uçar


