Anayasa ve Kanunlarla İlişkisi
İş hukukunun dolayısıyla deniz iş hukukunun da ilk kaynağı doğal olarak Anayasa`dır. Nitekim normlar hiyerarşisi gereğince, Anayasanın devletin niteliklerini (Md 2), görevlerini (Md 5) ve çalışma hayatını (Md 48 vd) düzenleyen hükümlerine uygun olarak iş hukuku mevzuatının oluşturulması gerekmektedir. Deniz iş hukukunun kanuni dayanağı ise, 854 Sayılı Deniz İş Kanunudur. Özel kanun (spesifik olarak deniz iş hukukunu düzenlediği için) niteliğindeki Deniz İş Kanunun yanı sıra genel kanun niteliğindeki Borçlar Kanunu, yine Deniz İş Kanunun 3. Maddesinin göndermesi ile Türk Ticaret Kanunu deniz iş hukukunun kaynaklarındandır. Ayrıca, Kabotaj Kanunu, Türk Uluslararası Gemi Sicil Kanunu ve Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanunda gemi, gemi sahibi/işleteni, gemiadamları ve çalışma hakları ile ilgili bir takım özel düzenlemelere yer verilmiş olduğundan bu kanunlar da deniz iş hukukunun kaynağıdır.
Anayasa ve Kanunlar dışında, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler (Gemiadamlarının Sağlık Muayenesine İlişkin 73 Sayılı Sözleşme gibi), yönetmelikler (Gemiadamı Yetiştirme Kursları Yönetmeliği gibi) tüzükler (Gemi Sicili Nizamnamesi gibi), yönergeler (Gemiadamları Sağlık Yönergesi gibi).
MLC İle Olan İlişkisi
Deniz İş Hukuku ile ilgili en önemli kaynaklardan biri ise, ILO tarafından hazırlanan 2006 tarihli Maritime Labour Convention (MLC) ( Deniz İş Konvansiyonu) da ise; gemi çalışanlarının çalışma ve yaşam koşulları, gemi çalışanlarının eğitim seviyelerini yükseltme, deniz taşımacılığı sektöründe kötü yaşam ve çalışma şartlarının finansal bir avantaj olmasını önleme ve eşit şartlar oluşturma çalışmaları düzenlenmiştir. Deniz İş Konvansiyonunda gemiadamlarının temel hakları aşağıdaki şekilde açıkça düzenlenmiştir:
– Güvenlik standartlarına uygun emniyetli ve güvenli bir çalışma ortamı sağlanmalıdır.
– Adil çalışma şartlarına, gemide iyi çalışma ve yaşama şartlarına ve sağlık, tıbbi tedavi, sosyal yardım ve sosyal güvenlik imkanlarına sahip olmalıdırlar.
Türkiye MLC`yi onaylamış ancak henüz iç hukukumuzda yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle, şuan itibariyle MLC hukukun uygulanması zorunlu kaynaklarından değildir.
Borçlar Kanunu ile İlişkisi
Deniz iş hukuku işçi (gemiadamı) ile işveren (gemi sahibi veya işleteni) arasındaki iş sözleşmesine yani sözleşmesel ilişkiye dayanmaktadır. Genel olarak sözleşmeler hukuku, Borçlar Hukuku kapsamında olduğundan, Borçlar Kanunu deniz iş hukukunun kaynaklarından biridir. Deniz İş Kanunu İle Borçlar Kanunu Arasındaki İlişki: Deniz İş Kanunu özel kanun niteliğindedir zira özel olarak gemiadamları ile gemi sahibi/işleteni arasındaki hukuki ilişkiyi düzenlemektedir. Öte yandan Borçlar Kanunu genel kanun niteliğindedir. Bu nedenle, Deniz İş Kanunu özel kanun, Borçlar Kanunu ise genel kanun olduğundan, Deniz İş Kanununda hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
Örneğin Deniz İş Kanununun tanımlar kısmında, iş sözleşmesi tanımına yer verilmemiştir dolayısıyla iş sözleşmesinin tanımı ile ilgili Borçlar Kanunun 393 Md düzenlenen “hizmet sözleşmesi” tanımından yararlanılacaktır. 393 Md de “hizmet sözleşmesi”, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan sürelerle işgörmeyi ve işverenin de işçiye zamana veya yapılan işse göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Aynı şekilde, sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler, irade bozuklukları gibi hususlarda da yine Borçlar Kanunu hükümlerinden yararlanılacaktır.
İş Kanunu ile İlişkisi
Deniz İş Kanunu İle İş Kanunu Arasındaki İlişki: Hem İş Kanunu hem de Deniz İş Kanunu da özel kanun niteliğindedir, aralarındaki fark, nitelik olarak farklı iş ilişkilerini düzenlemekten ibarettir.
İş Kanunu ile Deniz İş Kanunu arasında genel kanun özel kanun ilişkisi bulunup bulunmadığı konusu tartışmalıdır. Bu nedenle, Deniz İş Kanunu kapsamına giren bir uyuşmazlıkta kanunda açık hüküm yok ise genel kanun olan Borçlar Kanununa giderek uyuşmazlık çözülmelidir. Borçlar Kanununda da hüküm bulunmayan hallerde ise Türk Medeni Kanununun 1. Maddesi;
“Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.” doğrultusunda hukuk boşluğu hukuk yaratmak suretiyle doldurulur.
Normlar Hiyerarşisi:
1) Üst kanun alt kanunu ilga eder: Alt üst hiyerarşik İlişki: Anayasa > Yasa> Uluslararası Sözleşmeler> Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri, Yönetmelik, Genelge
2) Sonraki kanun önceki kanunu ilga eder: Sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin kanun koyucunun sonraki iradesini ortaya koyduğu dolayısıyla sonraki kanunun önceki kanunu ilga edeceği kabul edilir.
3) Özel kanun genel kanunu ilga eder: Özel kanun ile genel kanun arasında çatışma var ise örn Deniz İş Kanunu (özel) ile Borçlar Kanunu (genel) çatışma var ise özel kanun uygulanır.


